2013-01-13 11:55:53
en ileri demokrasilerde

Sosyal Merhamet II

Hani bunu derken, sosyal merhameti; kastım değildir devletin bizatihi yapması gereken işleri bir vicdan azabı hissiyatı yaratılıp da türlü bağışlar veya yardımlarla halkın yapmaya kalkışması- kalkıştırılması veya buna asist yapma filan vs.

  • Dediğimiz, acıyıp da sadaka faslında veya kışta kalmış kediyi sevme formatında bir meşgale olmaz tabi.
  • Örneğin Kızılay’a kan vermek farklı bir durumdur kanımca, ama çeşitli reklamlarla insanları bağışa adeta mecbur etmek.
  • Aklıma Deniz Feneri filan geliyor hep…
  • Depremde selde yine insanların duygularını sömürerek oradan bir gelir elde etmeye çalışmak…
  • Marmara depreminden sonra kurumsallaşıp kazıklaşan o vergiler aklımdan çıkmıyor hiç.

Nereye gittiği neye hizmet ettiği meçhul miktarlar…  Hakkaten, Ecevit hükümetinin bir defalığına koyduğu o vergiler nasıl da hayatımızın bir parçası oldu değil mi?

Yahu iktidar algısına göre sanki hep bir afet halindeyiz ülke olarak. İşe bakın!

  • Evsizlere barksızlara, 
  • yoksullara kimsesizlere, 
  • çaresiz kalmış insanlara, 
  • doğal afetlerde ve türlü felaketlerde zarar görmüş vatandaşa yardım etmek 
  • devletin en temel görevlerindendir. 
  • Her bir şeyi özelleştirip, 
  • bir vergi imparatorluğu kurup 
  • sonra da bahsettiğimiz o hizmetleri halka yıkmaya çalışmak, 
  • böyle bir ortam yaratmak, yaratır olmak, 
  • bu zihniyete hizmet etmek değildir o sosyal merhamet.

Memleketimde birçok kalemde,

Hakkı, hak sahibine teslim etmek!

Misalen o asgari ücretlere ve zamlarına tüm vatandaşlar olarak itiraz edebilmek.

Ne oluyoruz yahu, diyebilmek…

Acımayla değil,

Sadaka verme zihniyetiyle değil.

İnsanca,

Yaraşır bir biçimde,

İlelebet! 

Hay bin merhamet! 

Yazar: Editor