
Türk şiirinin yaşayan en büyük şairi de artık yok.
Fazıl Hüsnü Dağlarca öldü.
Art arda ölüm haberlerini veriyoruz koca şairlerin, yazarların... Fethi Naci, İlhan Berk, Metin And demiştik en son; şimdi de Dağlarca...
94 yıl ömür sürdü Koca Şair. Ama onun büyüklüğüne bu 94 yıl bile azdı. Türk şiirinin canlı tarihi iken onun her evresine tanık olan ve hatta onu daha iyi bir şiire doğru en çok şekillendiren şairlerin başında geliyordu. Şimdi o da şiir tarihinin bir yerinde.
Neyse ki onu yaşatacak onlarca kitap, yüzlerce şiir var. "Eli geceye boş gideceklerin" vay haline... Bir şiiri...
"Yalnızlığım"
Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım
Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.
Bir camın arkasında açılıyor güllerim,
Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.
İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;
Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim
Rüya rüzgârlarında bir yaprak yalnızlığım
Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
Fakat herkese uzak kalacak, yalnızlığım

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























