2008-03-06 18:37:24
futbol ne yapar
http://ul.gcg.gen.tr/x/3b03998.jpg

Futbol çözer mi, birleştirir mi? Bu soruyu farklı biçimlerde de sorabiliriz; futbol bir ayrışmanın körüğü müdür? Veya futbol egemen zihniyetin böl, parçala, yönet yangınının fitili midir? En klasik biçimde sorsak; futbol bir toplumsal afyon mudur, uyuşturur mu? Yoksa futbol bir egemenlik kurma aracı mıdır? Üçüncü tekilin geçim kaynağı mıdır futbol? Safları ancak düşman yaratarak sıklaştırmanın en popüler yolu’ mudur futbol?( Ama futbolun dehşetengiz bir insan, para öğütme makinesi olduğunda bu spora birbirine benzer yerlerden bakan insanların hemfikirliği muhakkaktır.)Böyle sorunca hepsinin yanıtı koca bir evettir. Ülkenin futbol seyr-ü seferi böylece seyretmektedir. Oysa futbolun yayılmaya başladığı 20. yüzyılın başlarında İngiliz seyircilerin, kendileriyle aynı sosyal ortamlardan gelen oyunculara daha fazla yakınlık duydukları kaynaklarca belirtilmektedir. Yani bu “sosyal ortam yakınlığının” yarattığı duygu futbolcu – taraftar arasında olabiliyorsa farklı takımların taraftarları arasında pek ala paylaşılabilir. İşin tabiatı da aslında bu yakınlaşmanın oluşumuna müsaittir. Alfred Wahl’ın tanıklığına göre bakın futbol maçları bu sosyal ortam yakınlığı içinde nasıl bir giriş- gelişme- sonuç oluşturur:

“Başlangıçta kazanmak çok önemli değildir. Karşılaşmalar şenlik gösterilerini andırır. Dostluk bağlarını güçlendirmek için fırsat oluşturur. Maç esnasında olup bitenler skordan daha önemlidir. 1894’te bir Berlin kulübünün oyuncuları ve arkadaşları Bremen’den gelen rakiplerini, maçtan bir gün önce, garda tezahüratla karşılarlar ve sohbetlerin, uzun süren büyük yemekten önce ve yemek sonrasında da devam ettiği otele götürürler. Ertesi sabah yorucu bir kent gezisi vardır ( hep birlikte tabi ) neredeyse karşılaşmadan önce forma giymeye bile zaman kalmamıştır. Gösterişli vedalaşmaların yeri göğü inlettiği gara topluca dönmeden kadehler kaldırılır. Oyunun hemen hemen tüm toplumsal tabakalara yayılması endüstriyel kentlerin aynı kaderi paylaşan insanların arasında yeni toplulukların oluşmasını sağlar. Oyuncular burada dayanışma ve konukseverlik içinde bir sosyalleşme ortamı bulurlar. Futbol, ortak kimlikleri bir araya getirerek modern endüstri toplumlarına yeni bir denge kazandırmayı başarır.”

Şimdi elbette günümüz futbol ilişkilerinin yukarıdaki alıntıda olduğu gibi seyretmesi mümkün değil; ama mümkün olan bir şey var ki o da farklı kentlerdeki ortak kimlikleri bir araya getirmesidir. Bu; rekabet yok olsun, her şey kardeşçe gelişsin, hayat bayram olsun türünden bir kandırmaca davet değil. Takımın sahaya çıktığı zaman kazanmak için, futbolun gereğince, mücadele ederek, gücü varsa şampiyon olacak, ama kazanmak için entrikalara başvurmayacak ve her şey o maç içinde sportmence kalacak. Futbolda bir didişme olacaksa o da futbolu bir şahsi çıkarlar çarkına dönüştürülenlerle olacak. Mücadele o zihniyete karşı yapılacak. Kaderleri ve kederleri ortak insanlar, Adanalı, Mersinli, Tarsuslu, Hataylı, Ankaralı… Birbirleriyle didişmeyecek, bizim bu futbola bakışımıza göre. Bir düşman ille de olacaksa bu da futbol tacirleri arasında aranacak. Futbolu tribünlerden koparmaya çalışanlara karşı örgütlenilecek, tavır alınacak, tepki koyulacak… Yanımızdakiyle kanlı bıçaklı olmayacağız, Tarsus’la, Mersin’le, İskenderun’la kavga etmeyeceğiz. Bunun dışında; (hal böyleyken) futbol çözecektir, uyuşturacaktır, oyalayacaktır ve en nihayetinde bu güzel şenlikli spor aracılığıyla birileri hayatın ve iş kollarının her yerinde olduğu gibi en saf duygularımızı, futbol sevgimizi sömürerek ceplerini fena, hem de çok fena halde dolduracaktır. Bizse hep birbirimizi kırdığımızla kalacağız…

Yazar: Editor