2018-08-27 22:45:51
futbol ve karakter

Ha! Antrenman hunisidir, yazıktır içimiz elvermez eleştirmeye dediğimize bakmayın, o işin ironik yanı.

Herkesi, kıyasıya eleştireceğiz. Bütün kibir kulelerini...

Kimse için empati yapmayacağız, kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız çünkü kimse bizim gözümüzün yaşına bakmıyor, madara ettiniz bizi alemde. Bu işi temizlemek gibi bir mecburiyetiniz var, değilse küfürsüz ve hakaretsiz ama ağır gerçeklerle milyonuncu kez yüzleşmeye hazır olunuz. Siz anlayana kadar...

Bu sezon bize ne kadar zehrolacaksa hissiyatta, size de o kadar zehrolacak muhteremler.

Kalemin ucunu fena sivrilttik.

Sayın Cihat Hocam, bari siz bizi hayal kırıklığına uğratmayın.

Size hala inanıyor ve güveniyorken bizi boşa düşürmeyin, ulan yine ters köşe yedik demeyelim.

Eldeki malzemeyi görünüz.

Örneğin Eren Keleş kardeşimizi. Onunla başlayalım.

Madem futbolcu olmaya karar verdiler, madem lisans çıkardılar, madem transfer oldular, madem dünyanın en güzel en onurlu en şaibesiz formasını, Adanaspor formasını giydiler ve madem sahaya çıkıp hunileri oynadılar…  O zaman eleştirilere de katlanacaklar, katlanacaksınız. Veya bir futbolculuk haysiyeti ortaya koyup karakterli bir mücadele gösterecekler. Yetenek sınırlı olabilir ama mücadelenin ve bir savaşçı karakterini ortaya koymanın sınırı yok.

O formayı giyen her futbolcuya saygımız var ama o formaya saygısı olmayana da zerre saygımız ve anlayışımız olmaz. Kimselerin hatasına tahammülümüz yok artık. İlk dakika veya son dakika fark etmez. Herkes futboluna maçına adam gibi konsantre olacak.

Yani burada sadece beyefendiyi eleştirmekle kalmayacağız. (Gerekirse top toplayıcısına kadar gideceğiz, bu arada dikkat ettik de... Adanaspor alt yapısı sadece top toplayıcı çocuklar yetiştiriyormuş meğer. Ama top toplayıcılıkları da vasat.)

(Bu arada kendisine Adanaspor başkanı demeyeceğiz çünkü bu makamın kıymetini bilememiş ve kendi kendini nazarımızda azletmiştir. Başkanımız olacak bir kifayeti ve hüviyeti hiç kalmamıştır. Yazılarımızda onu sadece beyefendi diyerek anacağız.)

Hocam, taraftar daha onuncu dakikada bu çocuğun bitik olduğunu gördü. Yanındakine şuna bak diyordu, adam daha maçın başında gidemiyor diye kahroluyordu. Haklı çıktı. Futbolculuğu meçhul gençliği nüfus kâğıdında bir sayıdan ibaret Eren Keleş önce boş kaleye topu atamadı, tüm çıplaklığıyla bomboş kalan o kaleye golü yazamadı sonra döndü rakibe gol pası verdi ve siz onu 98 dakika sahada tuttunuz. (Galiba basiretiniz bağlandı.) Ve maç boyunca sahada hiçbir iş yapmadı ne yerini bildi ne hedefini.  

Diyeceksiniz ki futbolcu vardı da ben mi oynatmadım? Denir ki aldırsaydınız… Biz bu filmi 14 senedir görüyoruz.

Ama o zavallının yerine hakikaten bir huni koysaydınız saha en azında maç 10-12 olmazdı, 10-11 devam ederdi. Devrenin otuz beşinci saniyesinde gemiyi batıran kaptandan sonra maç 9-12 olmazdı hiç olmazsa! Onu sahada ısrarla tutarak bu maçın kaybında kritik bir rol oynadınız. Bir puana razıydık oysa!

Yine de size umut bağlamaya devam edeceğiz umut denen şeyin en zehirli his olduğunu bile bile.

Güzel Yurdum Adanasporum. Yurdumuza zarar veren unsurlar asla dostumuz olamaz. Sorumluluk sahibi olan bunu bilsin yani.

Not:

Lan! Galiba Gökhan Meralin laneti üzerimizde. Bana tahammül edemediniz alın size bir kamyon dolusu antrenman hunisi…dediğini duyar gibi, bir ses yankılanıyor günlerdir.

Yazar: Editor