2020-12-20 13:38:35
geniş açı

Ümraniye maçı… Bir acayip maç…

Denk güçlerin maçıydı aslında…

Çok bariz bir hata olmadıkça gol çıkacak bir maç değildi…

Bariz hata çıktı mı, derseniz evet, derim…

Yediğimiz golde adam paylaşımı yanlıştı, her şeyden öte o kadar yakın mesafede bir kalece o topa çıkmalıydı…

Ama asıl bariz hata bu değil…

İki takımın da bariz hatayı en az yaptığı bir maçta dengeyi bozacak tek isim vardı: o da hakemdi…

Ve sahneye daha maçın başında çıkmıştı ki uydurma bir penaltı ile dengeyi bozmak istedi…

Futbolun ilahları buna izin vermedi ve rakip topu dışarı attı.

Ama hakem dengeyi bozmayı kararlıydı…

Özellikle Gökhan Süzenin Eren Keleşe ikinci sarı gördürme çabasını ellerini ovuşturarak izleyen hakemin planını bizim kenar yönetimi bozmalı derken bizim kenar yönetimi de olaya izleyici kaldı.

Ama o da ne, Ümraniye kenar yönetimi, Gökhan Süzeni oyundan alınca planı suya düşen hakem, orta sahada belki de sarı kartla geçiştirilebilecek aslında kart bile gerektirmeyen bir harekette orta sahamızın en dirençli adamını oyundan attı…

Bundan sonrası ise kaçınılmaz sondu….

Maçın özeti budur.

Geniş açıdan bakalım isterseniz…

Dünyayı etkisi altına salgınla birlikte her şey de olduğu gibi futbolda da küçülmeler yaşanıyor…

Kulüpler, liglere damga vurmuş hocaları, futbolcuları almak yerine bunların yerine yenilerini yetiştirme yarışına girdiler.

Bu iş, hem maliyetsiz hem de geleceğe yatırım…

Ekonomik tasarrufun ustası yönetimimiz de bu işe hemen atıldı ve kariyerinin ilk sportif direktörlüğünü yapan, kariyerinin ilk hocalığını yapan –ki lisansı bile hâlâ yetişmeyen- kişilerle lige tutunmaya çalışıyor…

89. Dakikada oyuna iki forvet almak ne ile açıklanabilir başka?

Maç zaten gitti, belki kurtarırım diyorsanız, bu hamle için dakika 89 çok geç değil mi, ey kenar yönetimi? 

Siz bunu yaparsınız da federasyon boş durur mu, peki?

Elbette hayır…

Süper ligde hakem hataları ile bunalan federasyon yeni hakem yetiştirme çabalarına girdi ve bu yıl ligimizde yeni ve deneyimsiz hakemler düdük çalmaya başladı… 

Anlayacağınız, bir acayip dönemdeyiz ki acemilerin futbolu öğrenmeye çalıştığı bir döneme düştük…

Hoca, deneyimsiz, hakem deneyimsiz…

Yönetim, memnun, federasyon memnun…

Kahrı bize yani taraftara düşüyor…

Filler tepişiyor, olan çimenlere oluyor yani…

Bir puanın rahatça alınabileceği ve hatta üç puanın zorlanacağı bir maçta acemilerin dansında olan yine bize oldu…

Ne diyelim şimdi?

Kirlenen futbol içinde temiz kalıp ya sabır çekeceğiz, diyecek çok şey var; ama yapacak bir şey yok.

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor