2010-03-16 03:56:48
gölge etmeyin yeter

Ulusalcılık, 2. Cumhuriyetçilik ve Adanaspor

  • Yazıya geçmeden önce bazı hususları açıklığa kavuşturalım. Bu yazının amacı futbolu siyasallaştırmak olmadığı gibi futbolu normalleştirmek de değildir.

Bildiğiniz üzere Ulusalcılık ve 2. Cumhuriyetçilik son yılların popüler kavramlarının başında gelmekte.

Öncelikle bu iki kavramı kısaca açıklayalım ve Adanaspor ile bağlantısına geçelim.

  • Günümüzde ulusalcılık; ulusal çıkarları, öteki ulusların kendi çıkarlarını savunduğu ölçüde, eşit ve adil olarak savunmaktır. Günümüzde ulusalcılık; ne ırka dayalı bir devlet ve toplum yapısını arzulamaktır, ne farklı din, ırk, dil sahiplerinin bir arada yaşamasına karşı çıkmak, ne de onlardan birini dışlamak veya öne çıkarmaktır.
  • Kemalizmin, günümüzde de olanca geçerliliğini koruduğunu savunan ve onu, Türkiye'yi yirmibirinci yüzyıla taşıyacak bir ideoloji olarak gören yaklaşımdır. Bu görüşe göre, günümüzdeki Sosyal Demokrat ideoloji, Kemalizm'e eşittir. Hatta, Sosyal Demokrasinin güncel zaafları, ancak Kemalizm yolu ile aşılabilir.
  • 2. Cumhuriyetçilik; bu görüşe göre Kemalizm, tek parti baskısını simgeleyen bir uygulama, altı ok ile ifade edilen ilkeleri ise eskimiş bir ideolojidir.
  • Bu nedenle de, günümüzdeki Yine bunlara göre Sosyal Demokrat ideoloji'nin Kemalizm ile "hesaplaşması" ve onu "aşması" gerekmektedir. İkinci Cumhuriyetçiler ise ikinci cumhuriyeti, üretken ve demokrat bir devlet ve toplum yapma çabası olarak tanımlamışlardır.
  • Emre Kongar ise Sovyetler Birliği'nin çöküşü, bir yandan "Küreselleşme" sürecini tetiklerken öte yandan "İkinci Cumhuriyetçi" denilen, demokrasi adına demokrasiyi tahrip edecek dinciliğe ve etnik ayrılıkçılığa destek veren, Amerika ve Avrupa hayranı, "aşırı liberal" bir grup yarattı der 2. Cumhuriyetçiler için.
________________________________

 

Gelelim Adanaspor’umuza; şöyle bir kavram geliştirirsek, içini nasıl doldurabiliriz? Ulusalcı Adanasporluluk.

  • Bu kavramı,
  • her şartta takıma sahip çıkmak,
  • ama sadece kendi takımına sahip çıkmak,
  • Kulübüne,
  • başkanına,
  • teknik direktörüne saygı göstermek,
  • futbolcusuna, başkanına küfretmemek
  • ettirmemek,
  • renklerin kardeşliğine inanmak
  • ama turuncu rengi rencide edecek hareketlerde bulunmamak… diye sıralayabiliriz. 

Bir de son dönemlerde özellikle Buca ve Giresun maçlarında bir olgu ile bir yaklaşım ile karşı karşıya kaldık. Neydi bu olgu, yaklaşım? Maçın sonunda rakip takımı alkışlamak, hatta Giresun maçı ile birlikte alkışla birlikte rakibe tezahüratta bulunmaktı. Bu doğru bir yaklaşım mıydı?

Buca maçının sonunda ki bir nebze kabul edilebilir olsa da Giresun maçındaki alkış ve tezahürat Adanasporluluğa yakışmayan bir tavırdı. Giresun galip geldi ama alkışlanmayı hak edecek bir galibiyet de almadı, hele tezahürat edilmeyi hak eden bir oyun hiç göstermedi.

Bu alkış ve tezahürat olayının futbolcularımız ve teknik kadro üzerinde göstereceği tramvaya değinmek bile istemiyorum. Bu alkış ve tezahüratı, kendi futbolcusunu ve başkanına küfretme olguları da eklendi.

Ağır eleştirilere hatta hakaretlere eleştiri hakkı babında aşırı liberal yaklaşımlar sergilenmeye başlandı. Her şey ve herkes eleştirilebilir kisvesi ve hoşgörülü tribün yardancılığı altında bu arma altındakiler rencide edilmeye başlandı.

  • Bunlar da bana 2. Cumhuriyetçileri hatırlattı, ya size? 
  • Tribünlerden uzak olmanız dileğiyle 2. Cumhuriyetçi Adanasporlular…

Erkin A. Doygun     

Yazar: Editor