2009-05-14 09:59:30
görüşler

Ekrem Al

http://ul.gcg.me/files/2009-05/eaa.jpg

İkinci yarıda 17 maçta takımın başında sahaya çıkan Hoca, tarafımızdan çokça eleştirildi belki. Şimdi mümkün olduğunca nesnel kalarak son bir değerlendirme yapalım.

Bize Göre Aksaklıklar

  1. Adanaspor hocası olduğunun geç farkına varmıştır. Baştan bilmeliydi bu camia zorlu işlere imza atmıştır. Kolay hedeflere razı olmamıştır.
  2. Hedefini “kümede kalmak” olarak en geri mevzide tutmuştur. Onu garantiye aldıktan sonra ilk 6 için plan yapmıştır. (kimilerine göre bu bir başarı, doğru bir strateji olabilir. Olabilir, ama biz görüşe katılmayız.)
  3. Rakiplerin düşüş dönemlerinden yeterince yararlanamamıştır. Örneğin Giresun’u, Erciyes’i, Rize’yi uygun koşullarda yenememiştir. Kasımpaşa 2. yarıdaki iki üç galibiyetinden birini bizden 3 golle almıştır. Bunun temel nedeni hocamızın Kasımpaşa’yı yenebileceğimize inanmamış olmasıdır, ki sonraki maçlarda Kasımpaşa kolayca yenilebilen bir takım olduğunu göstermiştir.
  4. Aynı “korkaklık” Diyarbakır, Karşıyaka, Karabük maçlarında da baş göstermiştir.
  5. Kendini sağlama almak isterken alabileceğimiz birçok maçta takım tek puana razı olmuş veya yenilmişti.
  6. Çoğu maçta sadece mücadele ettik fakat bunu futbol oynamadan yaptık.
  7. Bazı oyunculara olumlu veya olumsuz anlamda “takıntıları” oldu. Bir ara Burhan’la korkuttu bizi. Onur ve Cem’e tanığı şansla bazen tahammül sınırlarını aştı. Kbong ve Mbilla’yi başlarda görmezden geldi ve takım kaptanını, en savaşçı, takımdaki en eski Adanasporlu (bu bizim için önemliydi), inançla mücadele etmekten vazgeçmeyen, risk olabilecek kadar yürekli olan Hakan’ı (ayrıntıları bildiğimiz kadarıyla) kolayca harcadı. Hakan’ın yokluğu yukarıda saydığımız maçlardaki puan yokluğu olmuştur. Ve Manisa maçında, o koşullarda Hakan’ı sağ açığa atarak ona adeta pusu kurmuştur, bu sonuncuyu “adeta” ile yazıyoruz. Gerçekte bu niyetle bir iş elbette yapmamıştır. Sonuç olarak o babacan imajına uymayarak kazanabileceği Hakan’ı kazanmamıştır.
  8. Ve Başkan’ın “gidiyorum” açıklamasından sonra en talihsiz konuşmasını yaparak, ben de yokum diyerek, camiayı incitmiştir. Daha önce de yazdık, kariyerine Adanaspor’u ekleyecek, Bayram Akgül’ün bir şirketinde ustabaşıydım, demeyecek… (bu sözlerimizle Bayram Başkan’a bir sataşma yoktur, önemle not düşeriz) Bu tip sözler futbol camiasının klişelerindendir. Ama hoş bir yaklaşım değildir, terk edilmelidir, burada sahte bir vefa vardır, ciddi değildir, koca bir kulübü-kitleyi yok saymaktır. Çünkü biliriz ki herkes kendi yolunu çizer ve istikbaline bakar. 

Doğrular

  1. Takıma güven vermiştir.
  2. Savaşçı bir takım yaratmıştır.
  3. Yenilgiyi adeta unutturmuştur.
  4. Başlarda kendisi hissetmese de tribüne ilk 6 heyecanı vermiştir.
  5. Onur ve Cem’den alabileceği en üst verimi almıştır.
  6. İşte, kimi noktalarda eleştirmiş olsak da sağlam, ilkeli bir duruş sergilemiş, bu tarzıyla ayrı bir sevgi ve saygı kazanmıştır. (Hakan mevzusuna ve son açıklamasına biz taktık, birçoğu o yaklaşımını ve son sözleri olağan bulacaktır.)
  7. Devre arasında doğru takviyeler yapmıştır.
  8. Farklı bir yerden bakınca, son dakika golleriyle üzüldüğümüz Manisa, Altay maçlarında, son anda kaçan golle Rize maçında bir hoca olarak talihsizlikler yaşamıştır.
  9. Ah, Adanasporluluğu, yani aslında bu camiada neler yapılabileceğini önceden fark edemeyerek müthiş bir şampiyonluk fırsatını kaçırmıştır. Eminiz ki bizim kadar üzülmüştür.
  10. Aslında işe kendi takımını kurarak başlaması ve uzun yıllar çalışılması gereken bir hoca görüntüsü vermiştir.

(Ekrem Hoca buradaki yazılardan habersiz de olabilir; olsun gıyaben yazdık, gıyaben noktalayacağız)

Süreçte hiçbir art niyet olmadan, Adanaspor tutkusuyla yaptığımız yorumlarla (ki biz eleştirdiğimiz mevzideyiz yine) Ekrem Hoca’yı üzdük, incittikse affola… bahtın açık olsun Ekrem Hoca: ))

Yazar: Editor