2 Husus
Birincisi:
Askeri “kontrolü” kaldırmak isteyen hükümet ve taraftarları epeyce yol kat ettiler. O tarz bir kontrolün kalkması iyi bir şeydir. Arkadaş gurubunda bir egemenlik kurma eğilimi de kalkmalı hatta. Sınıftaki öğretmen, okuldaki idareci, sahadaki hakem, takımdaki yönetici veya kaşar futbolcunun takım arkadaşlarına hükmedici egemenliği de kalkmalı bunun yanında. Özgür bir iradeyi yok sayan her türlü dominant “bilmem ne” de toplum hayatından çekip gitmeli.
Ve fakat…
Polise üniversitelerde öğrencileri arama tarama yoklama keyfiyeti verilir olmuş. Bal gibi keyfiyettir bu ve hükümetin demokrasi ve özgürlük aşkının bir tarifi değildir, başka bir hayalin eylemleridir bunlar.
İkincisi:
Yaprak Dökümü bitmiş. Oh ulan. Bu “oh ulan”ı o diziyi bir dakika bile izlemeden yazıyorum. Ha, izlerdim ama yıllar önce TRT’nin iki bölümlük yapımını izledim Yaprak Dökümü’ne dair.
Doğrusu da oydu. İncecik bir roman... Ne kadar sıksan en çok üç bölüm çıkardı. O romandan 5 senelik bir dizi çıkarmak… Gayri ahlakidir! Gayri ahlakidir, çünkü bir sanat eserinin de haysiyeti vardır. Yazılmamış hukukta birtakım hakları vardır. Bir eserin toplum belleğinde doğru düzgün bir hatıra bırakma hakkı vardır. Bu hak, kendini savunabilme gücünü elde edememiş kişilerin bir şekilde devlet tarafından yetmezse tarafsız uluslar arası erkler tarafından korunmasını en insani ve de vicdani beklentilerle beklemesinin yarattığı bir haktır.
Bence hükümetin ve polisin asıl böyle yozlaşmalara hem de acilen müdahale etmesi lazım. Örneğin seti basıp senaristi tekmeleyebilirler. Romanın kendisi bunu yapamadığına göre… Bu tekmeleme işi elbette şaka fakat Zagor'sun son sozü şu olsun: "Böyle dizilerin yapımcısı da senaristi de hatta yönetmeni ve oyuncusu da tam yumurtalık!"

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























