2012-12-14 09:25:13
güzeli okumak

Bir Filiz Vardı veya Adı Güzel Romanlar

Bir roman yazarının ihtişamındaki sihri geçtim gittim, yalnızca adı için okunur mu? Kendim sordum kendim cevapladım olsun bu giriş. Evet, okunur.

Dilimize çevrilirken adı güzelleşen ve bunu küçük bir hareketle kazanan romanlardan biri “Ve Durgun Akardı Don”. Şolohov’a bir selam çakıp gidip bu ada hürmeten roman alınır ve okunur.

Bu adda Aksinya’nın baştan çıkarıcı güzelliği, Gregor’un tutkusu, Dunya’nın aşk acısı, çapkın Darya’nın vakitsiz gidişi, Natalya’nın kendini bir kabullenmede görmüş gibi görünen hali, bir savaşta bir neslin akıp çekip gidişi saklıdır.

“Sen de Gitme Triyandafilis”i adı için seçilebilecek kitaplar listesinde baş sıraya koyabilir ve bir “sen de gitme” sözüyle bir romanın efkâr özetini geçebilirim.

Adı gibi güzel romanlar diye mırıldanırken “Sessiz Ev”i unutamam.

Yine bana sorarsanız şöyle derim: Orhan Pamuk romanlarında adı en güzel olandır Sessiz Ev. En güzel romanı için de aynı cevap saklıdır bende.

Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı’sı da adıyla aynı güzelliği taşıyan romanlardandır. Bir at, bir insan, bir bozkır, bir yazar, bir okur… Hepsi birleşince devasa bir dünya oluşuyor o yalnızlarda.

Erhan Bener’in Yalnızlar’ını da ayırmamalı bir Kırık Hayatlar serisinden.

“Seni Kalbime Gömdüm” bir beyaz yerleşimciyle o Kızılderili Kadın’ın ölümünden sonraki mücadeleyi anlatır alıkonulmuş topraklarda. Ne güzel özetlenir bütün bir hikâye, akbaba krallığında “seni kalbime gömdüm” diyerek, bir kimsesizlik süreminde.

Son Şeyler Ülkesi’nde hiçbir şey olmaz, yıkımdan başka.

Evet, bana romanın adını söyle ben güzel olup olmadığını söyleyeyim.

Peki, Orhan Kemal romanlarının adları?

Ben; “Bir Filiz Vardı” derken, ta ilk aşklarıma giderim, ilkbahardaki portakal çiçeği kokulu sabahlara, çocukluktan delikanlılığa geçişin aşk labirentlerindeki çaresizliklerine, ömrün en bulanık ama aslında en güzel zamanlarına, kaybedip de bulamadıklarıma…

Bir yaz sabahının ıslak çimenlerinde tandır ekmeğinin kıvamına, portakal ağaçlarının budanmasına, sulama motorunun onarılmasına, güzel gözlü ineklerin sağılmasına, biberlerin kurutulmasına, toprak evin onarılmasına dair kaygılar vardı. Ama ölüm henüz yoktu. Ne güzel pastoral bir hayat vardı.

“Bir Filiz Vardı” ama umutsuzluk yoktu!

Yazar: Editor