2010-03-28 04:01:06
haftanın notları 2

Günlük 2

http://4.bp.blogspot.com/_07RLHUUm7u4/SwJch7sMK1I/AAAAAAAAABY/VGQdHWLgXqI/S1600-R/gunluk.jpg

21 Mart Pazar

Fevzi’nin golüyle Altay’ı devirmenin keyfini hafta boyunca yaşayacağımız bir gün olarak kayıtlara geçmiştir. Ortalık durulmuştur, neşemiz yerine gelmiştir, hatta rakipler kaybetmiştir, ne güzel olmuştur.

22 Mart Pazartesi

Haftanın ilk günü ki sendromunu genelde pazar öğleden sonralarından itibaren yaşadığımız gündür. Türkiye’nin en genç spor yazarının 7 yaşındaki Erkut’un maç sonu yazısı geldi. Şimdi yanımızda genç kalemler de var.

23 Mart Salı

Fena kapıştık Fatin’le kapışma devam etti alkış konusunda. İyi oldu bu. Hep mi aynı şeyleri düşünmek zorundayız. Sait Faik’in Haritada Bir Nokta adlı hikâyesini bir daha okudum, şöyle bitiyordu: "Söz vermiştim kendime, yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."

Yazmamak. Zor iş.

24 Mart Çarşamba

Ali Cem “bu bayrak düşmez” diyerek mevzuya girdi. Devamını bekliyoruz o zaman: )) Ali Usta aradı, no oldu röportaj dedi. Ve oymacıların röportajını yayımladık. Hafta içi bir kuyumcu ustası ile mi görüşsek…

25 Mart Perşembe

bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp / gözyaşlarımız gittiler

Ve bundan dolayı / biz unuttuk bağışlamayı

Varılacak yere / kan içinde varılacaktır.

Ve zafer / artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar

Tırnakla sökülüp koparılacaktı

dedi Nazım Hikmet bir şiirinde, 25 Mart Perşembe’de, bizi geleceğe bağlayarak…

26 Mart Cuma

Buda ile Çoban / Zoraba’dan (Kazancakis)

Çoban: Yemeğim pişti, koyunlarımı sağdım, kulübemin mandalı sürülmüş, ateşim yanıyor; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!

Buda: Artık yemek ve süte gereksinmem yok, rüzgârlar kulübemdir, ateşim söndü; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!

Çoban: Öküzlerim ineklerim atalardan kalma çayırlarım ve ineklerimle çiftleşen bir boğam var; sen de istediğin kadar yağ gökyüzü!

Buda: Benim ne öküzlerim ne ineklerim var, çayırlarım da yok. Hiçbir şeyim yok. Hiçbir şeyden korkmam; sen de istediğin kadar yağ gökyüzü!

Çoban: Yıllardan beri karım olan sadık ve uysal bir çoban kızı var. Geceleri onunla oynaşmak hoşuma gidiyor; sen de istediğin kadar yağ gökyüzü!

Buda: Uysal ve özgür bir ruhum var, yıllardan beri ona benimle oynaşmayı öğretiyorum; sen de istediğin kadar yağ gökyüzü!

27 Mart Cumartesi

Dünya tiyatrolar günü. Sinan’ı aramalı, dedim. Ama aramadım, unuttum. Bugün ararım artık, akşam. Bir gün geç, ne ki…

'“Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.''

“Görooorum, hepiniz gardoroba koşmaya hazırlanorsunuz. Birazdan teatro bomboş kalacak. Ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar. Çünkü Satenik'in bir şarkısı şu perdelere takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. Hıranuşla Virginia'nın bir dialogu eski kostümlerden birinin yırtığına sığınmıştır. İşte bu hatıralar o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde sahneye dökülürler.'' ''Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışırâk¦ Perde !”

Tirat Münir Özkul’dan, yazan Haldun Taner.

28 Mart Pazar

Saatler yine değişti. Maç iki buçukta. Üç not düşmeliyim unutmadan, sonra yazıyı bağlayayım:

1)Cuma gecesi Bursaspor İBB’ye yenildi. 35 bin taraftarı takımını maç boyunca destekledi ve yenilen futbolcularını tribüne çağırıp alkışladı.

2)Cumartesi günü Beşiktaş taraftarı maç boyunca takımını destekledi, 2-0 yenik takımın maçı 3-2 almasını sağladı. Evet, maçı bir manada taraftar aldı. 2-0’dan maç veren Eskişehir’i taraftar maç bitince tribüne çağırıp alkışladı.

3)Özhan Canaydın’ı herkes alkışladı. Çünkü orada konumuz futbol değildi artık.

Alper, sen çekmiyorsan fotoğrafları ben çekerim, dedi. Bayrak yere düşmez bu saatten sonra.

Günlüğün devamı haftaya… şimdi maça…3 puana, Adanaspor’u alkışlamaya, sevgiler Fatin: ))

Yazar: Editor