2014-08-03 12:25:19
hakan gülseven

Mum Kokulu Lavuklar

                     Hakan Gülseven’den Bir Satirik

İktidarın klimalı otobüslerinde vazgeçtim adam olmaktan

Ve beslenme çantamda banknot kokusuydu sevdam...

Ben seninle bir gün Veyselkarani'de et kombinası kurabilme ihtimalini sevdim.

İlkokulun tirbuşon kokan, feriştah lekeli yıllarında

Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman

özlemeye başladım sınıf atlamayı...

Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..

Bizim ‘Organize İşler’imiz vardı...

Bir de camların buğusunu pazarlama imkanı...

Yumurta kokan arkadaşların götün götün ittirildiği kahverengi sıralarda,

solculuk oynamaya başladık –sadece oynamaya...

Ben akil insan oluyordum sen akıl veren, geri kalanlar figüran nasılsa...

Turuncu boyalarla kolpa ikliminde harfler yazılıyordu senaryo kağıtlarına ve

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’na inat bir Türkçeyle...

Uzanlardan öğrendik, S harfinden dolar figürleri türetmeyi..

Ankara'ya usul usul ateşböceği misali ‘bin operasyon’ yağıyordu.

Ve kapalı mekanlarda kebapçıya ortak olmayı öneriyordu haber bültenleri.

Oysa Ankara'da hiç para kazanamadım ben.

Bakanlar kurulunda tartışılan ihalem olmadı benim...

Şirketçe gidilen gece kulüplerinde kıçımıza batan platonik projeleri saymazsak...

Ankara'ya usul usul utanmayan gözyaşları yağıyordu...

Ve belli bir saatten sonra Mehmet Ağar’la samimi olmayı öneriyordu haber bültenleri.

Oysa hiç faili meçhulüm olmadı benim

Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım

Kayıp kentin yakışıklı yüzünde utanç izi bir çocuktum sadece

Solculuğu hep oynuyordum senaryo defterlerinde, ama sen yoktun

Ben, senin bana pas verebilme ihtimalini seviyordum, zoraki bir stat açılış saatinde

Makam arabaları ve korumalar seni hep zamansız, amansızca bir köşk griliğine götürüyordu

Ben, senin benimle Başakşehir’de seçim kampanyası yapabilme ihtimalini seviyordum.

***

Ben, senin beni kahvaltıya çağırabilme ihtimalini seviyordum.

***

Yaz sıcağı menfaate çekiyor da zihnimin kıvırmaya hazır gevrekliğini

Sonra koca bir cip oluyordum, duble yolların çare bilmez sürgünü

Ne yana baksam ‘diyalog’ ve ‘hoşgörü’ sanıyordum

Milli İrade’nin yalancı yeşilliğini

Helikopter oluyordum bir süre

Altımızdan geçen hızlı trenlerle yarışıyordum, yanağım devlet katının garantisinde

Otobüs oluyordum

Bir ilkeden bir iç ilkesizliğe

İktidara yaklaştıkça küçülüyordum.

Abdest suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin

Yüreğim pıt pıt atıyordu

Sonra iniyordum otobüsten

Çarşıdan stat açılışına giden, ömrümün en uzun,

ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,

ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.

Çünkü sonunda Teyyip oluyordum, Bilal kokuyordum sonunda...

İktidarın klimalı otobüslerinde vazgeçtim adam olmaktan

Ve beslenme çantamda bahşedilmiş bir itibar kokusuydu Berkin!

Ben seninle bir gün Dolmabahçe’de bir saray resepsiyonunda

Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği

Levent’teki eski kebap salonunda

Ben seninle, Palandöken’de mistik ve demli bir çay kıvamında aniden çöken kayak pistinin aşağılarında

Kış Oyunları ayağına dans eden Anadolu Ateşi kıvraklığında

Ben seninle herhangi bir insan elinin

Dalabileceği kadar dolara dalma ihtimalini sevdim

***

Ben senin, cumhurbaşkanı olabilme ihtimalini sevdim!..

***

Not: 

İktidarın paçasına sürtüne sürtüne küçülen, ‘mum gibi sönen’ tüm ‘duyargalı’ pop simalarımıza ithaf edilmiştir...

Yazar: Editor