2012-08-28 10:55:16
hakiki hayat sahneleri ve hatay

Durum

Geçen cumartesi ve pazar (25–26 Ağustos) Antakya’nın Yeşilpınar beldesinde “Barışa Çığlık” teması ile bir form düzenlendi. Farklı görüş ve inançlarda 50 sanatçı, siyasetçi, gazeteci, akademisyen görüş ve önerileriyle oradaydı.

Suriye’de yaşanan dramlar üzerinde duruldu. Suriye hükümetinin ve muhaliflerin konumu tartışıldı. Ama esas olarak özelde Hatay ve çevresi, genelde ülkemiz açısından Suriye sürecinin bizi nasıl etkilediği, etkileyeceği konuşuldu.

Farklı konuşmacıların buluştuğu nokta şu savaşın maddi ve manevi yıkıcılığıydı.

Gelişmelerden herkes kaygılı.

Hatay halkının derin tedirginlikleri hem gözlendi hem yaşandı.

Suriye olayları doğal olarak Hatay ve çevresini olumsuz yönden fena şekilde etkilemiş durumda. Esnaf ve işletmeciler, kurumlar ne kadar zor durumda olduklarını anlatıyor. İflasın eşiğine gelmiş sanayi, çiftçi, turizmci, alışverişçi…

İnsanlar “tamam, biz buna da razıyız” diyor. “Fakat kaybolan bir huzur var ortada. Biz o huzuru istiyoruz.”

Hükümetimizin uyguladığı savaşçı-şahin politikalar krizin temel nedeni olarak görülüyor. Ne yaptığını bilmeden, Akp hükümeti, ABD ve AB çıkarlarının savaşçısı olarak sahneye çıkıyor ve ayrıca bir mezhep politikası güderek burada kendi halkının da tedirginliğine neden oluyor.

Oraya mülteci kampları kurulmuş durumda. Mağdur olan insanların kamplara yerleştirilmesi son derece insani bir iştir. Ama mülteci adında silahlı muhalifleri üstelik Suriyeli bile olmayan adeta bir lejyoner ordusunu barındırıp eğittikleri ve silahlandırdıkları iddiası, hükümetimizin Hatay bölgesine kendi eliyle felaket tohumları ektiği algısını güçlendiriyor.

O ne olduğu meçhul gruplar kent içinde ciddi bir tedirginlik kaynağı durumundalar. Halk için bir tehdit unsuru olmuşlar. Çeşitli tanıklıklar kent hayatında ürkütücü bir boyuta ulaşmış. Can sıkıcı vakaları burada sıralamayı da can sıkıcı buluyorum. O kadar çok ki…

Sonuçta Suriye’deki iç savaş ve o iç savaşın ciddi bir muhatabı olan Akp hükümeti bölgemizdeki huzursuzluğun baş mimarı olup çıkmıştır. Genel görüş ve zaten Akp açısından genel gidiş ve söylem de böyledir.

Ulusal çıkarlarımız, ulusal bir politikanın uygulanmasıyla mümkündür. Türkiye hiçbir ülkenin ve emperyal hesabın muhasebecisi olmamalı. Akp’nin basiretsiz dış politikası memleket insanın kanına dokunmakta ve de kanını dondurmaktadır. Böyle bir “Bağımsız Dış politika” olmaz.

Suriye’de kardeşkanı dökülmesine engel olacak yerde, emperyalizm hesabına -cumhuriyet tarihinde bir ilke imza atarak- bir başka ülkenin yönetimini değiştirecek hamlelere girişen bir iktidar olarak kayda geçmiştir Akp iktidarı. Üzücüdür!

Şu vahim durumdan bihaber olmamalı. Yıllardır meydanda atılan bir slogan var, “susma, sustukça sıra sana gelecek” diye. Dilerim ki bir o eşiği aşmış olmayız. Böyle... 

Alevi, Sünni, Sağcı, Solcu, İslamcı, Komünist, bu memleketin birçok insanı bu sahneye karşı Hatay -Yeşilpınar’da ortak bir barış çığlığı atmıştır. Bu, savaş çığlığı atmaktan çok daha hayırlı bir iştir. O barış çağrısına karşılık vermek bu coğrafyada yine barış içinde yaşayan, yaşamak isteyen vatandaşın boynunun borcudur.

Yazar: Editor