2010-09-06 14:49:46
hayal kırıklığının çelişkisi ve...

Oportünizm Üzerine

 

Zor başladı lig ve öyle de devam ediyor. Bu zorluklar türlü biçimlerde kendini gösteriyor. Takım koşulları, saha koşulları ve lig koşulları… Lig koşullarını olumsuzlukları ilk 2 haftada net olarak gösterdi kendini. Önce Mersin maçında buz gibi 2 penaltımız verilmedi. Sonraki hafta s.kt.ri b.ktan bir pozisyonda aleyhimize penaltı verildi. Daha ilk haftalarda “üzerimize oynanıyor” demeyeceğim. Ama o zorluklar böyle böyle geliyor üstümüze.

Sonra istediğimiz gibi bir transfer dönemi geçiremedik. Aslında görecedir bu, kime göre yeterince iyi değildir bu transferler? Örneğin Kemal Kılıç’a göre mi? Karşıyaka’ya göre mi? Taraftara göre mi? Bana göre zaten mesele değil. Birkaç haftadan sonra biz yine ağırlığımızı koyarız bu lige, tabi bana göre. Ha, böyle olmasa da çok umurumda değil. Önce forma aşkı… Hani diyoruz ya “bir armanın uğruna, düşün lan peşimize”.

Biraz özeleştiri.

Biz kaplanpenche olarak bir parça hissi davranıyoruz evet. Mesele Adanaspor olunca… Sevdik mi tam seviyoruz, hatta bazen körlemesine. Tabi bu iyi bir hal değildir en olağan insan ilişkilerinde tekilde veya genelde… Ama zalim olmayı da biliriz. Bunu da bir süreçten sonra hedef tahtasına koyduklarımıza yapıyor ama, neden sonuç ilişkilerinden sonra, yani durup dururken değil. Örneğin bu hükümete sallamamız asla ve kata durup dururken değildir. Bu konuda içimiz rahattır: ))

Lakin işte özeleştirimizi de yapıyoruz. Onur Demirtaş olayında ona hakkını sonuna kadar teslim ettik.

Zor dönem zor… Bakın Adanaspor istediği transferi yapamadı, çırpındı durdu, Adana’nın belediyecilerin bir kulağı birden sağırlaştı. Hiçbir feryadı duymadı o kulaktan. Ne diyelim, yasalardan bulun! Ama biz Adanaspor’uz, yılgınlıklar bizi yıkamaz.

Bir de güvendiğiniz dağlara karlar yağar. Hayır, belediyeciler zaten güvenmemiştik. O ayrı bir mesele. Bu başka bir keder… Örneğin “canım dediğimiz” Kemal Hoca kendi hesapları gereği “canın çıksın” deyip kuyruğu sıkıştırarak daha verimli kapılara gidebilir. Eyvallah, deriz. Dert değil ama üzüntü verici. Hayal kırıklığı, kötü olan bu! Biz bu âlem için ziyadesiyle kirlidir diyorduk öteden beri, demek zannettiğimizden de pismiş futbolun, taraftarın tanık olmadığı, o yüzü...

Diyecek söz çok. Şimdilik bu kadarıyla keselim. Ama bir son söz olarak şöyle diyelim:

Yoksa bizim “efsane” diye yere göğe sığdıramadığımız sadece hesapçı ve kolaycı biri mi? Sırf şahsi istikbalinin derdinde olan bir oportünist mi?

(Oportünist: İlkelerini; çıkarları uğruna yok sayan veya menfaatleri ilkedir diye belleyen, fırsatçı, bencil, menfaatperest, benbenci…)

Not: Kemal Kılıç’ı Bayram Akgül göndermemiştir, Hocanın kendisi, bu süreçte, inisiyatifini gitmekten yana kullanmıştır!

Not: Ona Gündüz Kılıç demiştik… Yine özür… O şimdi Kemal Karaman’dır…

Yazar: Editor