2013-08-22 14:59:24
her şey düşmemek için

Lobi Kazandı, Adanaspor Kaybeder

Sanırım Adana’da etkin bir Ercan Albay lobisi var, çünkü her transfer döneminde adı mutlaka geçer Adanaspor’da. (Diğer bölge takımlarında durum nedir bilmem, gerçi MİY ve DS’yi çalıştırdığını biliyoruz, muhtemelen oralarda da bir Ercan Albay kulisi oluyordur ara ara, hele kriz dönemlerinde.) Vaktiyle Samet Aybaba’nın sürekli BJK gündemini işgal etmesi gibi.

Neyse, emeline ulaştı sonunda, kendisi için hayırlı olsun. Başarırsa sevineceğiz, başaramazsa fena eleştireceğiz. Adanaspor burası, başka takım değil. Orta yol veya empati yok! O mesafe kalmadı, o sabır bitti artık.

Adanaspor’u en son çalıştırdığında elindeki dehşet kadroyla zorla çıkmıştık süpere, karın ağrılarıyla… Ayrıca o günlerden Ercan Albay imajından aklında ne kaldı diye sorarsanız, o zamanki sağ bekimiz Candan’ı maçın daha 20 dakikasında filan oyundan alarak taraftarın önüne atmasıdır derim örneğin. Böyle…

Bir PTT 1.lig hocasın mıdır Ercan Albay? Bilmem! Adanaspor’un hocası mıdır? Asla! Zaten 15 sene boyunca bizim gündemimizde olmaması da bunu net bir göstergesidir. Hani dedik ya, Bayram Akgül Adanaspor konusunda sağlıklı karar verme yetisini kaybetmiştir diye, işte bu hoca transferi de o vakanın bir neticesidir. Sorumluluk elbette önce Başkana sonra da getirdiği hocaya aittir.

Sanırım yardımcısız gelmiş takımın başına. Yardımcılar bizim alt yapıdan. Bu iyi bir şey... Ne ki dostlar, enteresan değil mi, Adanaspor’un başına gelen bir hocanın ekibinin bile olmaması. Yoksa vardı da kulübün bu konudaki isteğine mi uydu? Böyleyse bu da enteresan! Ekibi olmayan bir PTT 1. Lig hocası… Vah! Önceki de böyleydi… Allah yardımcımız olsun…

Şimdi bakalım Ercan Albay’ın ilk açıklamasının klişe cümlelerine. Bakın bu tip cümleleri her yerde her hocada her transfer döneminde rahatlıkla bulursunuz. Samimiyetsiz, ezberlenmiş, mavi bocuk dağıtan, falan filan…

Şöyle öbekledik çoğu zaman birbirini tekrar eden cümleleri:

Bir bütün olmak… (Bu demeye gerek mi vardı? Elbette bütün olunacak. Yüzde yüz bir oran olmasa da genel olarak da bütündür zaten. Adı üstünde takım, kulüp, camia, taraftar vs…)

Başka Adanaspor yok! (Evet, Başka MİY de yok, Başka DS de yok, Başka Adıyamanspor da yok…)

Adanaspor'un başarısı (Hımm.)

Elbirliği… (ilk maddede var bu)

Ellerinden geleni yapmak… (Bir de elden gelmeyen şeyler olur ki o esnada gözlerimiz yine yeni hoca arar.)

Herkesin üzerine düşeni yapması… (Buna Başkan da dâhil mi?)

Mevcudu en iyi duruma getireceğiz. (Evet, zurnanın zırt dediği delik bu olsa gerek, mevcut kadro. Yani transfer yok, olsa bile aman aman bir şey yok, ne var, mevcut kadro var…) Ek: Son açıklamasında bunu takviye şart diye geliştirdi. Böyle bir takımla sahada olmak istemezmiş. Başkanla konuşulacakmış. Acaba umulan transfer olmazsa görevi hemencecik bırakır mı onu da kendisi bilir.

İyi hale getirmek için uğraşmak… (Bu söylemesine gerek yoktu ki… Kendinden kuşkusu mu var uğraş verme konusunda? Yoksa eski hocaya gönderme mi yapıyor? Bilmem ki.)

Böyle bir zihniyet ile Adanaspor sahaya çıkamaz. (Çıkıyor hocam, çıkıyor. Bu iş futbolcuyla ilgili, transferle ilgili. Adanaspor’u 15 yıldır bilmediğinizden böyle diyorsunuzdur.)

Bu ligde savaşmadan, koşmadan olmaz… (En son ne zaman çalıştınız bu ligde? Veya hangi ligde savaşmadan, koşmadan oluyor bu işler?)

Kısa zamanda her şey düzelecek. (Göreceğiz.)

Bizim dediğimiz olacak. ( Başkanın, futbolcunun, taraftarın değil, teknik kadronun dediği olacak, mı demek istiyorsunuz? Çok iyi bir şey bu... O zaman sadece bu cümle için bir üçlü…)

Taraftarların istediği takımı yaratmak… ( Ama ne oldu şimdi? Hani sizin dediğiniz olacaktı? Hem biz Adanaspor’uz öyle takım işlerine tribünden karışmayız. Ancak buradan işte böyle bir iki fikir belirtiriz, zaten bizi de sikleyen olmaz, öylece yuvarlanır gideriz. Ama bizim istediğimiz bir takım genel futbol standartlarının ötesinde olmaz. Çağdaş futbolun istediği bir takım, deseydiniz daha samimi olurdu. Tribüne oynamaya gerek yok!)

Taraftarımızla  bundan sonra iyi günde de kötü günde de beraber olacağız. (ve saire, ve saire…)

Onların isteğine uygun futbol oynayacağız. (Dedik. Bizim istediğimizi değil çağdaş futbolun gereğini yapın. Yoksa taraftar 10. golden sonra 11. golü filan ister. Biz takıma 5. dakikada söveni de gördük, takım 3–0 galipken protesto edeni de… Geçelim bu işleri…)

Kaybedersek birlikte, kazanırsak birlikte kazanacağız. (Ne güzel. Adile Naşit ve Münir Özkul da olsaydı bizimle keşke.)

Taraftarın geçmişte olduğu gibi 90 dakika yanımızda olması gerekiyor. (Bu nu söylemeyen bir TD olsa keşke…)

Kaybeden sadece futbol takımı değil hep beraber kazanıp ve kaybediyoruz. (Evet…)

Birlikte olmak ve toplu olarak gücümüzü sahaya yansıtmalıyız. (Alkış…)

Hadi bakalım, Karşıyaka maçını bekliyoruz o zaman… (Bir de şu var; Karşıyaka maçında ilk haftanın tam tersi, yani müthiş bir futbol olursa kafamız yine karışır ama… İki ucu boklu değnek, ne düşüneceğimi, ne hissedeceğimi şaşıracağım bre…)

Yazar: Editor