2012-10-29 08:00:03
hulusi kentmen olmak

Hulusi Kentmen

Tanrı Kral

Bende ezelden beri bu his vardır Hulusi Kentmen’e dair: Tanrı Kral!

Tanrı Kral derken, kendi oyunculuk formatının Tanrısı anlamında…

En çok fabrikatördür; öfkelidir, babadır, hâkimdir, balıkçıdır, komiserdir, bahçıvandır, ama bilgedir, yardımseverdir, serttir, tatlıdır, ne çok şeydir.

Yeşilçam’ın hafızamda güzel bir yeri varsa bunun en önemli unsuru Hulusi Kentmen’dir.

Onun ismini görmem filmi izlemem için yeterli bir sebeptir.

Bana sorarsanız, canlandırdığı karakterlerde eski Adana’nın yiğit insanlığı vardır; yiğit, cepheden savaşan, dalaveresi olmayan, öfkesi ve sevgisi anlaşılabilen, kiminde mahcup olan, ama hicap ettirmeyen…

İsteyince, bir fenomene metaforlar üzeri anlamlar yüklemek de mümkündür görüldüğü gibi. Evet, bu tamamen özneldir. Bu yazının kendisi zaten gayet özneldir.

 

İyi adamdır. Fabrikatörken bile. Patronken iyi adam olması yükselen burjuvanın; bilinçlenen ve hak arayan işçi sınıfının karşısında, toplum nezdinde kendi patronluğunu meşrulaştırıp sevimli bir hale getirmesinin paravanı değildir Hulusi Kentmen’in iyi bir adamdan tecessüm eden iyi patronluğu. Yeşilçam bilmeden bile olsa Hulusi Kentmen’e yaptıramamıştır o bir nevi kara propagandayı. Onun iyi patronluğu daha çok bir acz içindeki devletin, duruma uygun bir yerden bakınca gördüğümüz, kendininkine benzer bir erke sahip fabrikatörün karşısındaki sosyal devlet olamama halidir daha çok. Devlet denen müesseseye, vatandaşa dair doğru bir konumlanma konusunda bir nevi ayardı Hulusi Kentmen karakteri: Senin üzerine vazife olduğu halde yapmadığını ben yapıyorum, gibi… Ben öyle görüyorum sahneyi dostlar: ))

Ayrıca, zalimliğiyle yüzleşebilecek kadar izan sahibidir. Bakınız Kadir İnanır ve Müjdat Gezen’le oynadığı Uyanık Kardeşler filmi…

Yine misalen; elbette tesadüfen tanıştığı kimsesiz bir Kınalı Yapıncak’a İsviçre bankalarındaki milyonlarını, apartmanlarını, hanlarını, konaklarını miras bırakacak kadar yüce gönüllüdür. (Tabi onca serveti vatandaşın hizmetinde bir harcamaya da dönüştürebilirdi, fakat söz konusu senaryoda olması gereken oydu.) Evet, bu arada o devasa zenginlikte kimsesizdir, bir filmde de olsa efkârlandığımız bir kimsesizliktir o. O kadar hakikidir onca sebebi meçhul durumlar içinde. Senaristlerin, yönetmenlerin kimi zaaflarını kendi karakterinde sıfırlayıp çelişkileri olağanlaştıracak kadar inandırıcı bir niteliktedir üstelik.

Devletin en işkenceci devirlerinde ve işkenceci o komiserlerin karşısında akla vicdana uygun bir komiserdir Baba. Mahallelinin meselelerini makul bir öfke, sonucu olmayan tehditler, salyasız bağırmalarla çözen bir komiserken izleyici vatandaş o kişiliğin bir Hulusi Kentmen’e has bir karakol amirliği olduğunu bilirdi zaten. Kimse filmi izleyip de karakolda komiser babalar var demezdi haddizatında. Demem o ki, Hulusi Kentmen’in fabrikatörlüğüne veya komiserliğine ya da hâkimliğine bakan olanı değil, bir Tanrı Kralın huzurunda olması gerekeni görürdü dostlar…

Bana göre eski Adana’nın eski adamlarındandı Hulusi Baba.

Öyleydi evet…

Aslında ben bir Adnan Hoca yazısı yazacaktım din simsarlarının hatunlu, danslı sefilliklerine istinaden. Yazmıyorum ulan.

Bir sanal kahramanın hayalini, din tacirlerinin pejmürde gerçekliğine yeğlerim bre. Ama kafamı kuma filan gömmeden…

Hulusi Kentmen’in bıyıkları adına!

Yazar: Editor