2012-08-30 22:37:43
iç savaş meselesi 2

986 Gün veya Acı Harman

2.Bölüm

Evet, aslında devinir dünya!

Konumuz Hala İspanya İç Savaşı, Temmuz 1936 - Mart 1939.

(Devam ediyoruz)

  1. Alman ve İtalyan emperyalistleri ile yaşanan kimi çatışmalara rağmen fakat istikbaldeki çıkarlarına istinaden Amerikan, İngiliz ve Fransız emperyalistlerin de İspanyol siparişçilerin isyan hazırlıklarına ciddi olarak yardım ettiklerine şahit olunur.
  2. Bu, sırtlanlar ile çakalların ezeli ortak çıkar ittifaklarıdır.
  3. Petrol şirketleri ve benzeri yurt tanımaz sermayeler de sürece dâhil olur.
  4. Bir iç savaşa engel olmak için demokrasinin barışçı yollardan gelişmesini sağlama çabasına girişilir, fakat karşılarında uluslararası zalim bir komplo vardır.
  5. Para ve toprak sahibi oligarşinin de İspanya’da yaşananların İkinci Dünya Savaşının ilk perdesi olduğunu görecek basirette olmadığı anlaşılır.
  6. Tehlikenin somutlaşması üzerine -17 Temmuz 1936’dan sonra- halkın bu duruma karşı silahlandırılması fikri dillendirilir olur.
  7. İspanyol direniş önderlerinden Dolores İbarruri, Madrid Radyosundan şu bildiriyi okur: “İşçiler! Hükümet, savunma için gerekli silahları elimize vermiştir. Harekete hazır olun. Her faşist aleyhtarı, her işçi kendisini silâhaltında bir asker saymalıdır. Mücadeledeki yerinizi alınız. Faşizm geçemeyecektir!”
  8. Fakat basiretsiz cumhurbaşkanı Azana, halkın silahlanmasına engel olmak için elinden geleni yapar.
  9. Bu aymazlık ne çok kan dökülmesine sebep olur. Acı sonuç isyan sürecinde görülür.
  10. Amerika, İngiltere, Fransa ve asıl İtalya ve Almanya destekli Franko çok kan döker, şiddetli çarpışmalar olur. Derin bir yalnızlığa rağmen işçi sınıfı, köylüler, halk kolayca teslim olmayacaklarını gösterir.
  11. 19 Temmuz 1937 Pazar günü, halk şafakla birlikte Montana Kışlasına saldırıya geçer. Öğle olmadan isyan kalesinin kapıları kırılır. Madrid, Bastille’ini ele geçirmiştir, denir.
  12. Aynı günün öğle zamanı Barselona halkı da Katalan’daki son isyancı kalesi olan Atarazanas Kışlasını ele geçirir.
  13. Ne yazık ki bunlar İspanya halkı için iyi günlerdir.
  14. Galiçya’da işçiler, köylüler ve balıkçılar silahsız ve savunmasız bir şekilde aman vermeyen düşmana karşı umutsuz bir mücadeleye girişir.
  15. Hakikatte bu da, zulmün İspanya’yı ele geçirme sürecinin bir fotoğrafı olarak kayda geçer. (Yalnızlık!)
  16. Bir kışla baskınında ele geçirdikleri bir tüfek, av tüfeği, bir isyancının elinden kapılan tabanca, eski bir koleksiyondan alınan bir arkebüz işte o saatte halkın silahları olarak listelenir.
  17. Emperyalist güçlerin ittifakı karşısında bir destek cephesi oluşur. Fakat sanat ve kültür hayatının en tanınmış kişileri katillerin kurbanları arasına girer: Şair Federico Garcia Lorca, Leopoldo Atlas, Juan Peset, Carrasco Formiguera… Öldürülür…
  18. Bir iç savaşın romantik evresi böylece sona erer.
  19. Falanjistler, Faslı Araplar, Lejyonerler işgal bölgelerindeki halkı soyarlar. Evlere, çiftliklere, işliklere el koyarlar. İşçiler, köylüler, halk hakaretlerle uğrarlar. Frankocu sloganlar atarak yürümeye zorlanırlar, kadınların saçları kesilir.
  20. Cinayetleri engelleyecek bir güç olarak düşünülen Kilise, pek çok yerde hiyerarşik baskıyı destekler, bazen bir sessizliğe bürünür bazen de katliamları haklı gösterecek taktikler geliştirir.
  21. Piskoposların bu kirli savaşı “bir haçlı seferi” olarak nitelendirmeleri Franko’nun 460 Bask papazını öldürtmesine, tutuklatmasına, sürgüne göndermesine engel olmaz. (Neymiş, susunca sıra geliyormuş.)
  22. Franko lejyonerlerinin ilk ele geçirdikleri yerler önemli işçi sınıfı olmayan bazı tarımsal bölgeler veya yoksul çiftçi yerleşimleri olur. İşçi sınıfının bilincinin işgal karşısında önemli bir direnme noktası olduğu can yakıcı bu örneklerle tecrübe edilir.
  23. Ağustos 1936’da şu bildiri yayımlanır: “Bir yanda ülkemizin askeri ve reaksiyoner güçleri, diğer yanda demokrat ve ilerici bir İspanya isteyenler arasında bir mücadele olarak başlayan savaş kısa zamanda bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmüştür.”
  24. Franko devletinin meşruluğuyabancı süngüsü” olarak tanımlanır. Hitler bunu, Almanya ve İtalya askeri yardımları olmasaydı, Franko bugün var olamazdı, diye -bize de tanıdık bir fotoğraf vererek- itiraf eder.
  25. Bu esnada Franko kendi cephesinde güçlenirken siyasi rakipleri enteresan kazalarla hayata veda ederler.
  26. Fas halkının ilerici kesimleri, Arapların Franko ordularına alınmasını protesto eder, Fransız yönetimine karşı ayaklanırlar. Ki Kuzey Afrika’dan gelen asker sayısı 100 bin kişi olarak açıklanır.
  27. Portekiz’den Diktatör Salazar’ın işbirlikçi ayaklanmaya katkıları unutulmamalı. Alman yardımları Portekiz’den geçer. Portekiz toprakları, hava alanları, ulaşım ve radyosu hatta ordu ve polisi Salazar tarafından Franko emrine verilir.
  28. İtalyan, Alman, Arap ve Portekizli olarak 300 binden fazla yabancı subay ve asker emperyal mevzilerde İspanyol halka karşı savaşır.
  29. Savaş boyunca sınırsız bir petrol kaynağını ABD destekli şirketleri özellikle Standard Oil sağlar. Franko’nun dışişleri başkan yardımcısı Jose Maria D. “Amerikan petrolü, Amerikan kredisi ve Amerikan kamyonları olmasa idi savaşı kazanamazdık.” diye itiraf etmekten kendini alamaz. Ve fakat Meksika’nın İspanya Cumhuriyeti’ne göndermek istediği silahların tedarikine ABD kesin bir şekilde karşı çıkar.
  30. Müdahale etmeme tipi müdahale” taktiği geliştiren Emperyalist Avrupa, bir yandan İspanyol Halk Cephesini yalnızlaştırırken diğer yandan taşeronlarına şapka uçurtan silah, para, asker, malzeme desteği verirler. Zira Londra’da muhafazakâr iktidar mensuplarının, İspanya madenlerinde önemli hisseleri olduğu ve bunların korunması için, İspanya’da faşist muhafazakâr bir yönetime ihtiyaç duydukları mırıldanılır.
  31. İspanya İç Savaşı, hem kapitalizmi hem 20. yüzyılı ve 21. yüzyılın şu ilk günlerini hem coğrafyamızın yakın gelecekteki “kaderini” anlamada önemli tecrübelerle dolu, cümlesi şu esnada kederli kederli durur.
  32. Gelişmeler üzerine Dolores İbarruri “İş kahramanlığa kalsa, halkımızın kahramanlığı yer de artar. Fakat şu an kahramanlık yeterli değil. Bu mücadelede silaha da ihtiyacımız var.” diyerek durumu özetler. Ve fakat…
  33. İspanya, Franko, faşizm, taşeronluk, işbirlikçilik; ama Halk Cephesi, Komünistler, Sosyalistler, İşçi Sınıfı; ötede ABD ve Avrupa emperyalizmi, Naziler, 2. Dünya Savaşı, Avrupa’yı saran dehşet, Yunanistan’da Metaksas diktatörlüğünderken “Hiçbir vaka sadece kendinden ibaret değildir.” cümlesini sayfa kenarına not ettirir.

Evet, yalnız ve üzgündür İspanya. Sonunda Cumhuriyet yenilir. 28 Mart 1939 Salı günü saat 11’de Franko’nun birlikleri 986 gün direnen Madrid’e girer. Bu esnada Komünizm aleyhtarlığı yalnızca emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden bir silah olarak vücut bulur. 30 Mart 1939’da tüm İspanya işgal edilir. Savaş bitmiştir ama İspanya; darağaçları, kurşuna dizilmeler, engizisyon işkenceleri ve kanlı bir yok etme ile karşı karşıyadır. Bundan sadece 15 gün önce Hitler Çekoslovakya’yı, 23 Martta Memel’i işgal eder. Nisanda Mussolini Arnavutluk’a saldırır.  Ve 1 Eylül’de İkinci Dünya Savaşı başlar. Özellikle İngiliz ve Fransız halkı hükümetlerinin stratejik hatalarla dolu politikalarının “acı harmanını biçerler.”

Barselona’ya yağan bombaları vaktiyle durduramayanlar Londra ve Paris’i kurtaramamıştır.

Yazar: Editor