2021-02-10 08:55:18
idare ve maslahat

YÜREĞİNİ, ÖZEĞİNİ BOŞ YERE TÜKETMEK – 2        

Teknik-taktik-kadro açısından durumumuzu geçen günkü yazıda ortaya koymuştuk. Şimdi sıra bir başka bölümde, yani yönetimde…

Yönetimsel durum:        

Aslında karşımızda bir “yönetme” sorunu yok; çünkü bizi bu duruma düşüren tam bir “yönetememe” olayı.  Ekonomik düşünme, büyümekten korkma, elindeki altmış altı yıllık bir markayı pazarlayamama, kendi yağında kavrulup gitme sorunsalı… 

Yanlış transfer politikası:            

Her transfer döneminde bonservisi elinde kalmış, takım bulamamış futbolcularla anlaşmak ekonomiktir; önce futbolcuları ayarlayıp sonrasında hoca ile anlaşmak baş ağrısı yapmaz… Bir kez hoca ile erken anlaştık; ama o istediği transferlerin yapılmasını bekledi, bekledi ve dayanamayıp Süper ligin ilk maçında, yani Bursaspor maçı öncesi istifa etti. “Bu takımı sen kurdun” denecekti kendisine çünkü. Bunun dışında hep aynı senaryoyu yaşadık, transferin son günlerinde kapıda kalmış oyuncuları alarak kurulan kadro ve bu kadronun emanet edildiği, durumu bile bile gelen hocalar…

Tam burada Şair Eşrefi anacağım.

Şair Eşref, Egede bir ilçeye Kaymakam olarak atanır.

Eşrefin Kaymakamlık yaptığı dönemde Ege dağları çangal bıyıklı efelerin yatağı olmuş ki kurt, kuş, böcek korkudan sütre gerisine pısmış yürek ağızda beklemede...

Eşrefin kaymakamlık ettiği ilçeyi de efeler, yok tuz, yok gaz, yok ekmek basarlarmış... Bir değil iki değil şurasına gelmiş şairin...

Her defasında durumu İstanbula ilettiğinde, Burada yapılacak bir şey yoktur, oradaki jandarmalarla idare-i maslahat (şartlara göre idare etme) edilmesi diye cevap gelirmiş.

Sonunda efeler azıtıp ilçe merkezini basmakla kalmayıp kaymakamlık idare binasını da zapt edince, bizim şair tekrar İstanbula tellemiş.

Cevap yine, İdare-i maslahat edilmesi... yollu gelince Eşref, İstanbula şu telgrafı çekmiş: İdare gitti, maslahat elde kaldı!

Bir kulübün başına on dokuz kez altyapı hocasını getirdik ve en sonunda “İDARE GİTTİ MASLAHAT ELDE KALDI!”

Taraftarla iletişim kuramama:           

Eleştiriye tahammülü olmayan bir yönetim anlayışı, içe kapanık yapı, bilgi akışının olmaması. Yıllarca tek bir gazetecinin vereceği haberlere mahkûm edildik, Başkan ona konuştu, onun TV programına çıktı… Sonrasında habercilikte çağ atladık ve TRTden Hayri Ülgen aracılığıyla bilgilendirildik…

Sportif direktör kendisine iletilen bilgi akışı sorularına “Onu da çözeceğiz, çalışıyoruz” diyerek tweetler attı ve öyle bir noktaya geldik ki futbolcunun kadro dışı bırakıldığını maç günü tesadüfen öğrenip affedildiğini kadroda görünce anlar olduk…   

Tevfik, bu takımda ne yaşadı ya da bu takıma ne yaşattı, bilmiyoruz!

Ergin neden kadro dışı kaldı, bir hafta sonra takımda yerini nasıl aldı, bilmiyoruz! Transfer gündemimizde kimler var, twitterde bir hesabın tahminleri ile öğrendik ya da öğrenemedik.

Basın sözcülerimiz sosyal medyada taraftara laf yetiştirirken eleştirenleri ya engellediler ya da onlara “Adanaspor küreği” gösterdiler.    

“Eleştiren taraftar bizden değildir.” felsefesi ile hayali dostlar ve düşmanlar yarattık içimizde. Eleştiriyorsan ya mavilere hizmet ediyorsundur ya da adı sanı bilinen bir aileye…

Eleştiriyorsan takımın kötülüğünü istiyorsundur, eleştiriyorsan tribün kapatırım, eleştiriyorsan Emniyete “boşaltın tribünü kardeşim” derim…

Sonuç: İDARE GİTTİ MASLAHAT ELDE KALDI!”

Devamı bir sonraki yazıda…                                

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor