2010-03-24 14:22:41
iki ayrı yorum

Büyüklere Masallar  -1-

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken Kaf Dağı’nın ardında bir ülke varmış… Bu ülkede yaşayanlar, yemez içmez, yarınlarını düşünmez; ama konu futbol olunca varlarını yoklarını ortaya koyarlarmış… Gerçi varları da pek yokmuş ama bu durum onları hiç rahatsız etmezmiş…

Bu ülkede yaşayanlar, Fenersaray ve Galatabahçe takımlarının maçları ile yatar kalkarlarmış… Bu iki takımın maçlarında ülkede hayat dururmuş… Maç öncesi ve maç sonrası ağzı olan konuşurmuş… Fenersaray taraftarı için Galatabahçe; Galatabahçe taraftarı için de Fenersaray düşman demekmiş… Bu takımların maçlarında, insani duygular ortadan kalkarmış… Rakip takıma küfretmek taraftar olmanın gereği olarak görülürmüş… Hiçbir Fenersaraylı taraftar Galatabahçeli futbolcuları; hiçbir Galatabahçeli taraftar da Fenersaraylı futbolcuları alkışlamazmış… Hatta alkışlayanları bir güzel de döverlermiş…

Galatabahçe-Fenersaray maçlarının birinde, Fenersaray 4-0 önde iken bir gol daha atıp durumu 5-0 yapınca Galatabahçe başkanı ayağa kalkıp Fenersaraylı futbolcuları alkışlamış… Bu alkış, hem rakibin emeğine saygı hem de kendi futbolcularının ruhsuzluğuna tepki imiş… Çünkü o başkan, o ülkenin en zarif, en centilmen, en beyefendi spor adamıymış… Taraftarın küfrüne, mahalle baskısına tek başına savaş açıp rakibi alkışlamanın erdemliliğini göstermiş… Ama gücü yetmemiş savaşı durdurmaya ve günün birinde “hakkınızı helal edin” diyerek ayrılmış Galatabahçe başkanlığından…

Ve gün gelmiş emr-i Hak vaki olmuş Galatabahçe başkanı ölmüş… Kişiliğindeki tüm güzellikleri, spor adamı olmanın erdemini bırakmış yarınlara… Onu sevenler de tek bir cümle ile uğurlamışlar başkanı: “ASALETİN YETER”

NOT: “Futbolcuma küfretme, rakibimi alkışlama” böyle bir sloganı, bu kentin Turuncu Sevdası’na yakıştırabildiniz mi? Bu kentin Turuncu Sevdası, yalnızca futbolcuma demez tribünde küfretme derdi… Rakibimi alkışlama demez, hak edeni alkışa boğ derdi… Yazık, bir kente sığdıramıyoruz sevdamızı...  

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

****

El Cevap

Kısa geçeceğim.

Bir başkan rakibi alkışlıyorsa kendine tepki gösteriyordur. Kendi kalelerindeki her golde o başkanın da sorumluluğu vardır çünkü. Alkışlar, hatta maçtan sonra soyunma odasına girer ve üç nokta… Olabilir. Onun yaptığı bana referans olamaz…

Yine söylüyorum, kurduğun bir takım vardır, bir kamyon para dökmüşsündür ve bir halta yaramamıştır onca para. Takım kaşar futbolcu doludur ve oynayası yoktur herifçioğullarının. Bir tepkiyi anlarım, ama bu Adanaspor böy-le  de-ğil!!! Emek, direnç… ve saire var… Tepkinize sebep olacak arıza yok…

Şuraya bakın, deplasmanda evdeki kadar puan almışız. Bu ne demektir biliyor musunuz? Taraftarın o küfürcüler ve alkış fantezisi yapanlardan dolayı da takıma bir hayrı yok, zaten kazanacakları maçları kazanmış çocuklar. Ne verdin, ne istiyorsun bre.

“Futbolcuma küfretme, rakibimi alkışlama!!!” altına imzamı atıyorum ben de. Kelime oyununa gerek yok. Safları sıklaştırma zamanı, orada gedikler açma vakti değildir. Konuyu uzatıp meseleyi meşrulaştırmaya, emeksiz yemekçilere cesaret vermeye gerek yok. Ha, rakibi alkışlamak mı istiyorsunuz, son haftayı bekleyin, iki şampiyonu birlikte alkışlarsınız; ama o vakte kadar hakikaten şampiyonluk istiyorsanız sadece Adanaspor’umuzu alkışlayın, son ana kadar, sabırla, vefayla, sevgiyle, saygıyla, şu çocuklara hakkını vererek, elinizi vicdanınıza koyarak… VİRA

Hakan
Yazar: Editor