2014-08-30 21:27:28
ilk boş

Defans Laubaliliği

İlk deplasmanı boş geçtik.

Üstelik tarafsız sahada. Bu önemliydi.

İlk yarıyı hiç yoktuk. Sanki takım sezonun son maçını oynuyordu, öylesine boş. Gerçi rakibin ilk golüne kadar, kalelerinde bir iki göründük. Göründük gibi, ama o 8. dakika golü nakavt etti takımı. Tabi ki bu gol mazeret olamaz. Yani gol yiyince eve mi gideceğiz o dakkada? Ayıp!

  • İlk devre için hakikaten kayda değer bir oyun yoktu. 
  • Ve bende umutsuzluk, 
  • yılgınlık, mutsuzluk vardı, 
  • sizin de hissettiğiniz, hepimizin hissettiği gibi. 

İlk gol, orta şut karışımı olabilir, ama olmayacak şey şudur, bir serbest vuruşta rakibi ve o meşin yuvarlağı bu kadar boş bırakmak. Bu, ilk defans laubaliliğiydi.

Kalecinin o topa hiçbir hamle yapamaması da, bölgenin en önemli unsurunun zaafıydı, çok büyük bir zaaf! Bu da ikinci defans laubaliliği.

İlk yarıda defans topu oyuna hep geç soktu, gereksiz yan paslarla takımı boğdu, orta sahanın markaj altında kalmasına sebep oldu, forvetin de ekmeksiz kalmasının temel kaynağı oldu. Alın size üçüncü defans laubaliliği. Ve bu zulüm 2. yarıda da ısrarla devam etti.

Bu esnada takımın adeta el freniydi Fatih Şen. Sadece serbest vuruşlar için bir futbolcu takıma sokulmaz. Süt içmek için inek satın almaya benzer bu. Gereksiz! 

Fevzi de yoktu sahada, ilk maçtan yargı çıkar mı bilmem ama sanki Fevzi o bir senenin üzerine hiçbir şey koymamış. Dilerim bir fark yaratır.

İkinci yarı Fevzisiz başlamak doğruydu, ama Fatih'le devam etmek külli hataydı.

  • Takım rakibin üzerine gitti gidecek 
  • diye saçma sapan bir umutla beklerken 
  • defans yine saçma sapan işler yapıyordu. 
  • Örneğin kaleci topu sağ beke veriyor 
  • sağ bek pres yiyor 
  • kaleciye geri veriyor 
  • ve kaleci o topu öylesinine savuşturuyor 
  • ve o top rakibe gidiyor, 
  • atak olarak evimize bira içmeye geliyor. 
  • Bunu stoperlerle de çok yaptı kaleci.
  • Fatih'le de...

Tamam, oyunu pasla başlatmak güzel ama yapabiliyorsan güzel, değilse karın ağrısıdır bu işler. Şu dediğim de dördüncü defans laubaliliğiydi.

Oyunu degajla başlatmak diye bir şey var futbolda, ki forvetimiz iki uzunuyla, arkalarındaki Luis ve Tiago'yla buna çok uygun. Tercih etmedik.

Tam bu esnada rakip kaleci oyunu degajla başlatırken bir pozisyonda 59. dakikada, beşinci defans laubaliliğimiz sahneye çıktı: önce sol bek sonra birinci stoper derken kaleci üst üste hata yaptı ve golü kalemizde görüverdik.

Ya, demek ki oyunu degajla başlatmak ayıp filan değilmiş.

Penaltıdaki altıncı defans laubaliliği tüy dikti sahneye. Rakibin karşında pozisyon almak da mümkün, ama yorgunluk bu idrakı yok eder, bu da mümkün.

  • Sami, Olcay ve Mehmet oyunu canlandırdı evet, 
  • ama bunda rakibin skoru koruma taktiği de etkili oldu. 
  • Yoksa pozisyonumuz bile yok, 
  • bir tek pozisyon bile... 
  • Bir karambol 
  • ve şaşkınlık 
  • ve acemilik 
  • ve telaş 
  • ve bilmem ne silsilesi izledik son dakikalarda.

Urfa'yı yenebilir miydik?

O rezil 8. dakika piyango golü olmasaydı da yenemezdik bence, zira takımın toplamında o çapı göremedim şahsen.

Luis lige alışırsa, işin mücadele mantığını kavrarsa, ağır aksak davranmazsa ortada bir umut olabilir ki zaten goldeki payı çoktu.  

Sağ bek problem, evet bir iki cılız orta yaptı ama o kadar!

Sol bek de katkısızdı.

Merhan aksadı.

  • Kalecide bence konsantrasyon sorunu var.
  • Mersin hazırlık maçında da 
  • o serbest vuruşu seyretmişti sadece. 
  • Sanki, hadi pikniğe gidelim 
  • dersek 
  • hemen gelecek. 
  • Gibi... 
  • Örnek yani...

Evet, bu maçı savunma verdi. Vermeselerdi de alamazdık sanki... Hani organize atak diye bir klişe var ya, işte o yoktu bizde...

Peki lig hedefimiz nedir?

Şu birinci maçın izlenimine göre yazıyorum tabi ki!

İlk altıyı kovalayacağız sanki. O da olursa yani.

Daha fazlasını düşünmek ve aramak, hayal etmek şimdilik fantazi edebiyatı sayfalarında olur ancak.

Öyle! 

Yazar: Editor