2011-12-25 12:10:18
işin bencesi

Ah Minel Futbolîaşk veya Farklı Sesler

 http://files.vector-images.com/clipart/egypt_myth8.gif

Sabırsızlanıyorum. Yeni transfer haberleri duymak istiyorum. Dedikodu değil, imzalı fotoğraflı haber benim istediğim. Budur ulan, cinsinden…

Ama bu esnada yorumlar okumak istemiyorum, çünkü her transfere bir kulpla gelen bazı yorumlar heyecanımı incitiyor yahu. Tabi ki olumsuz görüşlerin somut sebepleri var. Kim inkar edebilir… Ama… Gerçi herkes her şeyi kendine göre sever. Bu durum futbolda da böyledir, aşkta da… Kimseye şunu, bunu, Adanaspor’u benim sevdiğim gibi sev diyemem ki!

Biliyorum yani hissediyorum, birçok taraftar her haliyle seviyor takımını. Ama bulunduğu durumu layık görmüyor sevdiğine! Tüm tasa bundan kaynaklanıyor. Daha iyi bir konum; şairin dediği gibi yüksel ki bu yer yerin değil… Fakat şimdi konumuz şiir değil. Konumuz bir nevi aşk; kıskançlıkların, ihtirasların, ihanetlerin koyun koyuna girdiği ve her birimizin “sevemez kimse seni, benim sevdiğim kadar” dediği bir aşk. Ve ah minel aşk…

Evet, kısa kısa geçeyim;

Transfer bekliyorum, iyi transfer ama.

Fakat yorum filan okumak istemiyorum. Dileyen de bu satırları okumaz, onun gibi bir şey: ))

Daha bir dinginlik…

Derken dinginlik beklentimi hem destekleyerek hem de onunla çelişerek, önce şeytana sonra da avukatlığına soyunarak sıralayayım:

Bülent’in Adanaspor’ futbolculuk dışında bir katkı sağlaması gerektiğini düşünüyorum, ben de ajite bir “yorum” yaparak: ))

Tolgahan’ın 1.ligin en iyi kalecilerinden biri olduğunu düşünüyorum, yeter ki önünde birazcık dengeli bir savunma olsun. Kurtar, kurtar! Nereye kadar? Bir top giriverir neticede. Top bu: )) hem kaleye girsin diye icat edilmiş. Elimi prize de sokarak Tolgahan’la pek ala şampiyon oluruz, diyorum. Ve o topu havada şöyle bir çevirmesine ben de hasta oluyorum; ))

Fevzi’yi “duruşuyla” da takdir ediyorum. Ne demiş Paul Benjamin? “Bazıları, bir karakter ortaya koyanlara tahammül edemezler!” böyle bir şey. O da Adanaspor’u ve formasını bence birçok “seyirciden” fazla seviyor. Veya onlardan az sevmiyor. Adam sadece küfre ve hakarete karşı dik duruyor ve tribün yalakalığı yapmıyor ve bu, saygıya değer bir şeydir…

Formalar, bayraklar, marşlar kutsaldır, kıymetlidir. Tamam! Ama onlardan da değerli veya onlar kadar hassas bir “insan onuru” vardır. Ne denir? “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!” yani aslında o işkence karşısında tutunacak pek bir dalımız yok ama onurumuz var. Direnç noktasına bakın lütfen! Bu, hem taraftar, hem futbolcu için geçerlidir, bu geçerlilik listesini dilediğimiz kadar uzatabiliriz. Ki, taraftarın şahsi gururundan farklı değildir sahadaki insanın gururu. (Hayır, hakemlerden bahsetmiyorum yahu: )) yoo, o ayrıııı…)

Takımda yeterince Adanalı futbolcu yok, olası görüşüne de pek itibar etmeyeceğimi şöylece not düşüveriyorum, zira Kbong ve Mbilla Allahına kadar Adanalıdır diyorum, onları yabancı filan asla saymıyorum.

Bunlara izninizle Talha’yı eklemek istiyor ve ondan 90 dakikaya yayılmış bir performans bekliyorum Adanasporlular adına ve de Levent Eriş’in Talha’ya hakkını vermesini umuyorum.

Yahu, ben bugün ne yazacaktım, ne oldu? Yazı kendini yazdırır, denir! Doğru bir söz bence! Bu da böyle oldu. Affınıza sığınarak… 

Yazar: Editor