2014-09-14 21:07:28
kaleci kabusu devam ediyor

Evet dostlar.

Mersin antrenman maçından beri kaleciyi yazıyoruz. Adamcağız hakikaten Adana’ya pikniğe gelmiş, yeşilliği görünce de değmeyelim keyfine…

Baştan diyeyim iki noktayı sonra devam edeyim:

Bir: Muhterem kalecimizi marke edemedik.

İki: Hakem denen sefalet üçlüsünü geçemedik.

Böyle olunca da kaybetmek kaçınılmaz olur.

Tribün güzeldi genel olarak. Hoca ile takımı çağırmaları da şık bir hareketti. Güzel şeyler bunlar. Başkanın maratona gelmesi de şık hareketlerdendi.

Gelelim maça:

Çok güzel başladık, 4 dakikada net 3 gol kaçırdık, kaçmayacak topları kaçırdık. Ve 15. Dakikada kaleye gelen ilk top gol oldu. Öyle ki, o dakikaya kadar bay kalecinin eline top bile değmemişti. Galiba bu ritmi bozmamak için rakibin gol vuruşuna ayağıyla uzanır gibi oldu.

Karmil’in iki pozisyonu tartışmalı bana göre ama düdüğü elinde tutan şahıs çok kararlı gelmiş…

Sonra sağdan Tiago’nun rakipten çalıp Keleş’e verdiği pasta pozisyon tertemizdi, gözümün önünde oldu, o yan hakemciğin yedi sülalesinden bile temizdi.

Takım hep gol için saldırdı, 10 kişiyken de. Ama 2. Devrenin başında reflekslerini kuaföründe aldırmış olan bay kaleci yine izledi. Sorumluluk kendisinindir. Transfer edildiğinde sevinmiştik iyi kaleci aldık diye, boşa sevinmişiz, aldığımız şey kaleci filan değil.

Sağ bek yoktu, sorumlusu Levent Hocadır.

Fatih Şen oyundan çıktı takım 10 kişi ile 2 gol atıp beraberliği yakaladı. Onu oynatmakla Levent Hoca Fatih’in de sorumluluğunu almış oldu.

Maç 2-2 olmuş, be adam 30 metreden gelen şutu al bir zahmet, diyeceksiniz ki aldı, doğrudur içeri aldı. Utanç verici bir şey.

Beraberliği yakaladıktan sonra yorulan takımı defansa çekip kontralarla gidebilirdik, ama fırsat olmadı. Yediğimiz 3. Golün aynısını rakip kaleci çıkardı. Ne diyeyim daha, dediklerimden başka. Yine sustum.

Takımın mücadelesinden memnunum. Bundan sonrası Levent Hocanın elinde, ya geçen sezon yaşadığımızı yaşayacağız ya da toparlanacağız, kaybolmuş bir şey yok henüz.

Yazar: Editor