2016-08-06 08:17:21
kandırmak ve kandırılmak

Kanmak fiili kök halindeyken inanmak anlamında bir görev üstlenir.

  • Söylenen sözün, 
  • anlatılan konunun doğruluğuna, 
  • gerçek olduğuna inanmak, 
  • öyle kabul etmek...

Bu haliyle geçişsiz bir fiildir, yani nesne almaz, yani bu fiilin kök hali birini etkileyemez. Onu kandım, gibi bir cümle olmaz. Bunun için kanmak fiiline bir ek getirmek lazım: kan-dır-mak şekline sokmak lazım onu. O vakit birini rahatlıkla kandırabilirsiniz. Gramer de buna izin verebilmektedir artık:

  • Hakemi kandırdım
  • ailemi kandırdım, 
  • öğretmeni kandırdım, 
  • arkadaşları kandırdım,
  • halkı kandırdım, 
  • kitleyi kandırdım, gibi... 
  • Bir -dır ekiyle kandırmayı, inandırmayı, aldatmayı sağlayabiliriz. 

Bir de bunun edilgen hali var. Kan-dır-ıl-mak şeklnde olanı. Kandırılmak durup dururken olmuyor, ona da bir başka ek getirmek icap ediyor görüldüğü gibi. Bu durumda özne yani fail yani işi yapan, fiilin aldığı -ıl eki sayesinde kayboluveriyor.

Ama sadece cümlede kayboluveriyor. Biz aslında kandıran ile kandırılan arasındaki münasebeti biliyoruz.  Dilbilim bile bunu kanıtlıyor. Sanki sadece kandıran var ve kandırılan diye sorumlu biri yok ve bu iki şahıs yani yapan ile etkilenen arasında hiçbir ilişki yok. Ama o ilişki var işte...

  • Üstelik, gramerin 
  • kendi mantiği ve yapısı içinde 
  • kandırmadan kandırılma olmuyor canına yandığım. 
  • Önce kandırmak var 
  • sonra kandırılmak var. 

Nedir?

Kanma kimselere.

Sen halkını kandırırsan, başkaları tarafından da sen kandırılırsın.

Evet, fiilin üç aşaması dramatik ve manidar bir şekilde böyledir efendim. 

Bu esnada, ben de yekten kandırılmış olabilirm bre. 

Yazar: Editor