2011-06-19 13:37:57
kaplanpenche ile röportaj

[Kaplan’ın Penche İle Röportajını Hikâye Eder]

Kendi kendimize soralım bakalım, yani hem çalıp hem oynayalım, üstelik önceden bilinen sorularla. Kaplan sorsun, Penche yanıtlasın: )) Uzatıyoruz mikrofonu:

http://www.vector-eps.com/wp-content/gallery/music-microphone-vectors/music-microphone-vector2.jpg

Kaplan: Merhaba diye başlayalım o zaman.

Penche: Merhaba efendim.

Kaplan: Nerden girelim sorulara?

Penche: İstediğiniz yerden, zaten soruları biliyorum aşağı yukarı.

Kaplan: Arada hesapta olmayan sorular gelirse bozulmak yok ama muhterem Penche.

Penche: Arada ummadığınız cevaplara da kızmak yok o zaman sayın Kaplan.

Kaplan: Geçen sezondan başlasak?

Penche: Bildiğimiz gibi beklentilerimizin pek dışında gelişen bir sezon oldu. Evdeki hesap çarşıya uymadı.

Kaplan: Sebep?

Penche: Önce transferlerin “nokta” olmamasıydı. İşe aramaz topçular da almışız arada.

Kaplan: Sonra?

Penche: Sonra hoca sorunu, daha doğrusu “hocalar” sorunu, bir de Başkanımızın belki de daha profesyonel bir yöntemle çalışması gerekiyor transfer sürecinde. Bilmiyorum, alınacak ve gidecek futbolcular kâğıt üzerinde de olsa örneğin mayıs ayında tamamen belirlenmiş olabilir, ön anlaşmalar yapılmış, hocaya dair kararlar da verilmiş olabilir. Sezon bitmeden yeni sezon proje olarak hazırlanmış olabilir.

Kaplan: Peki, böyle çalışan bir kulüp var mı acaba süper ligde bile?

Penche: Zannetmiyorum, hatta bilmiyorum. Biliyorsunuz Adanaspor dışındaki hiçbir futbol aktivitesi umurumuzda bile değil. Ama bakın bunu bu sene Levent Eriş konusunda yaptık. Devamı ve fazlası neden olmasın?

Kaplan: Ya kaleci mevzusu?

Penche: Orada Tolgahan ne kadar hatalıysa ondan çok daha hatalı olan bir idare var bence.

Kaplan: Yani?

Penche: Yani, Tolgahan’ın kellesini istemeden asıl meseleye bakmalı; önce onu ısrarla oynatıp arena ortasında kaplanların öne bile bile atan hocalardır sorumlu olan böyle bir meselede. Zülküf’ü 3 – 4 hafta oynatacak kadar cesur davranamadılar. Böyle yapsalardı 2 kaleciyi birden kazanmış olurduk. Kaba bir hesapla bu noktada kaleci yüzde 20 filan sorumludur, bu da zaten olağan sorumluluktur. Ötesi hocalarındır. Belki de Başkanın “şu adamcağızı biraz dinlendirin” demesi filan gerekiyordu. Demedi, oynatıldı, hatalar yaptı, bu noktaya gelindi. Tüm bu kargaşada en sağduyulu davranan yine Adanaspor taraftarı oldu. Özellikle son haftalarda takım kötü giderken, kalede Tolgahan’ı görünce hata yapmaması için o kritik dönemde tepki de göstermedi, hatta destekledi, tribüne çağırdı. Nedir? Adamlar Adanaspor’u seviyor canı gönülden, orada bir kaleciye patlatabilecekleri öfkelerinin ardındaki deli egoyu değil, evet Adanaspor’u seviyorlar hem de kendilerinden çok.

Kaplan: Bu konudaki kimi tepkilere ne diyorsunuz?

Penche: Müşteri her zaman haklıdır, mantığıyla taraftarlığa bakamayız. Müşteri istediğini alır gider veya almaz gider. Ama gider. Taraftarlık böyle değildir. Şimdi taraftarlığın ne olduğunu burada tanımlamayacağız uzun uzun. İstanbul takımlarının taraftarı isterse müşteri gibi davranır, çünkü kulüpleri de onları zaten müşteri gibi görüyor, borsaları hisseleri sektörleri ile. Zaten tanıdığım birçok İstanbul takımının taraftarı aynı zamanda sıkı bir Barselona veya Real Madrid ya da Manchester taraftarına dönüşmüş durumda, yani adamların futbol hissiyatında gidecek hep bir ikinci kapısı bir şekilde var, genel olarak, yahut bir müşteri esnaf ilişkisinde müşterinin hoşnutsuzluğunu en zalim tepkiyle dile getirme lüksü (hatırlayınız, adamcağız başkanı olduğu takımın maçlarına gidemediydi) ... Ama bizde böyle mi?

Kaplan: Yani?

Penche: Dostum, amma çok yani dedin: )) Şöyle izah edeyim. Adanaspor ve taraftarının gönül bağı has bir futbol ve memleket sevgisine dayalıdır. Adanaspor ve taraftarı birbirini hem görece bir başarı beklentisiyle sever hem de en kötü günlerin vefasıyla. Yani Adanaspor taraftarı “o zaman ben de bu mağazadan alışveriş yapmıyorum” psikolojisiyle veya kompleksiyle ya da tribal enfeksiyonu ile hareket etmez. Değilse, istedikleri tarzda takımlar da zaten var…

Kaplan: Tribal enfeksiyon ne ola ki?

Penche: Bilmiyorum, konuşulurken duymuştum, arada kullanayım dedim, dilerim uygun düşmüştür: )) Şimdi şöyle diyeyim devamında;

Bilmem hangi hissini veya hesabını biricik Adanaspor’umuz üzerinde görenler de var gibi geliyor, kendince kulüp üzerinde bir baskı oluşturmaya çalışanlar… Baktığımızda şu ifadeleri görüyoruz artık: Onu istemiyorum! “istemiyoruz” gitmiş bir yana, ifade tekile dönmüş. Keyiflerine göre bir gelişmede “ben dedim oldu” hazzını mı yaşayacak o taraftarlar? Tam bu sırada işte o tribün dönüşmeye başlar. Ve bu dönüşme iyi bir dönüşme değildir. Hayırlı bir dönüşme değildir. Faydalı bir dönüşme değildir. Adanaspor’un geleceği için mücadele ediyorum diye işlere bu kadar yakın temas etmek Adanaspor’u hiç haz etmediğimiz bir takıma; taraftarını da hiç haz etmediğimiz bir taraftar tipine dönüştürebilir. Şahsen ben bu lige abone olmuş ve hatta bir alt ligde oynayan ya da sahaya çıkan bir Adanaspor’u orada oluşturulmak istenen Adanaspor’a tercih ederim. Niyet her ne kadar bir Adanaspor’un şampiyonluk meselesi gibi görünse de iş üzüm yemekten çok bağı tarumar etmeye gelmiştir. Ve tekrar ediyorum, kıvamını aşarak çeşitli organizasyonlarla bir protesto sürecine girişmek Adanaspor’a bir başka darbe girişimidir. Taraftarın tepkisini gösterecek daha “Adanasporluca” yöntemler hep vardır. Ama kulübü dışarıdan yönetmeye çalışmak! Tam bu noktada safımız çok net olur!

Kaplan: Nasıl bir netlik?

Penche: Adanaspor, belli bir taraftarın keyfine göre hareket edecek bir takım olmasın! Olduğu an, bittiğimizin ve futbola küstüğümüzün resmidir! Bu konuda alınacak en kötü kulüp kararı bir grup taraftar baskısıyla(!) alınacak en iyi müdahaleli karardan karşılaştırılamayacak kadar iyidir. Kurumsallaşmış kulüplerin işine gerçek taraftar burnunu keyfince sokmaz. Sokmamalı. Bugün bir futbolcunun kellesi istenir yarın bir diğerinin. Herkes keyfine göre bir eylem planı gerçekleştirir ki bunu da herhalde hiçbir Adanasporlu istemez! Şahıslar üzerinden bu takım, bir camia, değerli bir mazi, önemli bir imaj yıpratılmamalı. Böyle işler Adanaspor dokusuna virüs sokar ve sonra bizler, bir fırsattan yararlanıp Adanaspor’un üzerine başka hesaplarla yine yine gelenlerle yine yine mücadele etmek zorunda kalırız, Hayır, mücadele ederiz, ederiz de neden kendi zehrimizi kendimiz yaparız da başka mevzilere süreçte bir malzeme olarak veririz. Gerekirse varsın bu sezon da gitsin boşa, ömrümüz olduğu sürece bekleriz o şampiyonluğu ama dokusu bozulmuş bir Adanaspor’u düşünmek bile istemiyorum.

Kaplan: Peki, şöyle soralım o zaman, küsmek demişken, arada “ben oynamıyorum” şeklinde tribal enfeksiyonlarınız oldu sizin de kaplanpenche olarak, yazmayacağız filan, pardon bunu az önce siz kullandınız diye alıntı yaptık, dileriz doğru kullanılmıştır.

Penche: Tam olarak ifade etmiştir o zamanki ruh halimizi. Şöyle diyeyim o zaman; neticede bir Adanaspor konusunda en duygusal tepkileri veririz. Çünkü şu hayatta en güzel, en çiçekli, en renkli yanımızdır Adanaspor. Ve bazen susmanın konuşmaktan daha yararlı olduğu anlar vardır. Biz de o sıralar bu hakkımızı kullanıyoruz. Kimi zaman demediklerimiz dediklerimizden çok daha önemlidir. Ama hata da yapıyoruz işte, küserek, yılarak, yorularak. Olmaz… Fakat dayanamayınca takvimi bile değiştirip işe yine girişiyoruz. hem arada bu tür tribal durumlar da olur canım: ))

Kaplan: Geçen sezonun taraftarı için nedir yorum?

Penche: Tribünde mükemmel bir performans gösterdiğimizi söylemiştik daha önce.

Kaplan: Bilet fiyatları için ne demeli?

Penche: Bunu da tekrar etmede fayda var: Adanaspor taraftarının ve hatta ülke taraftarının (İstanbul Dukalığını isteyen ayırabilir) bütçesi filan bellidir. Siz bakmayın seçimlerdeki o yüzde elliye. Yoksulluk kırıp geçiriyor memleketi, hele Adana’yı. Bu yüzden o 10 lira örneğin maraton tribün için çoktur. En az yarıya düşmeli bu fiyat. Bu konuda hiçbir açıklama şu ekonomi gerçeğinde tatmin edici olmaz. Tabi, biz beklentimizi dile getiriyoruz, oluru olmazı kulübün bileceği iş. Ama anti parantez Adanaspor’un Adana’nın tek takımı olmadığı da unutulmamalı. Diri ve yoğun bir tribüne, genç taraftarlara fazlasıyla ihtiyacımız olduğu kesin.

Kaplan: Son olarak transferler için ne diyorsun bay Penche? Taraftar pek dertli, malum tek isim dışında bir icraat yok!

Penche: İnan ben de sabırsızlıkla bekliyorum etkili isimleri. Ama ses seda yok. Şöyle yorumluyorum; Ersan’ın o pazarlık sürecindeki kozumuzu galiba bize karşı kullanıyorlar, Adanaspor adını duyan parayı katlıyor. İşler sarpa sarıyor. Bekliyoruz biz de. Lakin yine bir yanımızdaki o Polyannapenche ile tüm iyimserliğimizle bekliyoruz. Hatta küme düşme kaygımızın olmadığı iddiasız bir sezona bile razıyım şahsen, şöyle stressiz sakin bir sezon, saf bir turuncu futbol aşkıyla geçen bir sezon…

Kaplan: Yaşlılık halleri olmasın bu teslimiyet.

Penche: Bu yorum, konuşmamızın sonunu işaret ediyor zannederim. Sağlıcakla kalın efendim. Ben istihare yatsam bir öğle uykusuyla karışık, belki rüyada transfer işaretleri filan alırız: ))

Kaplan: O zaman yeni asparagas sohbetlerde görüşmek üzere, Kaplan olarak sayın Penche’ye veda ediyoruz…

Yazar: Editor