2016-02-02 09:53:57
kaptan, Hakan Hacıbektaşoğlu

 

Küçük Bir KAPTAN Anısı

Sezonun en önemli maçında  küme düşmek üzere olan rakibe karşı dakikalar yavaş yavaş erimekte. Rakibin kontra ataklarının ardı arkası kesilmiyor. Biraz şans biraz beceriksizlik sayesinde fark açılmıyor. Sahada birbirimize endişeli gözlerle bakıyoruz. Rakibin yere yatmaları, yavaş hareketleri, hakaretleri ve hakemin bunlara göz yumması endişemizi bir kat daha arttırıyor.

  • Top kullanmak, risk almak kimileri için imkânsız denecek kadar uzak. 
  • Hoca kenardan  “Haydi olacak merak etmeyin hadi aslanlarım.” diye bağırmaktan helak olmuş durumda. 
  • Koskoca ikinci yarıda rakip yirmi dakika yerde yatıyor ve her yere yatışlarında sahadaki en inanmış adam gelip "Yatın yatın, nasıl olsa atacağız" diyor. 
  • Sadece söylemekle kalmıyor tabi. Koşuyor, top kullanıyor, arkadaşlarını yönlendiriyor, rakiple boğuşuyor. 
  • Biz onu gördükçe daha fazlasını yapmak için çabalıyoruz; onun inandığına biz de inanıyoruz. 
Dördüncü hakem uzatma dakikalarını göstermek için tabelayı kaldırıyor. En az on dakika olması gerekirken beş dakikayı görünce beynimizden vurulmuşa dönüyoruz. Bir tek o sakin. “Merak etmeyin atacağız.” diyor. Diyor ama topun kaleye girmek gibi bir niyeti, bizim de inancımız yok artık. 
  • Son şansımız frikik. 
  • Hani herkesin atıştan sonra maçın biteceğini bildiği atışlar var ya işte o türden. 
  • Ceza sahasında adım atılacak boşluk yok. Tam atış kullanılacak derken hakem uyarısı geliyor didişen oyunculara. 
  • Tekrar pozisyon alıyoruz. 
  • Gözüm onu arıyor. 
  • Her zaman durduğu yerden farklı yerde bu sefer. 
  • Boşalttığı alana gidiyorum ben de. 
  • Atış kullanılıyor. 
  • Ön direkte iki kişi vuramıyor topa. 
  • Ayağımı sallıyorum, 
  • seken top kaval kemiğime çarpıp gol oluyor. 
  • Belki de şampiyonluk golü olan gol kaval kemiğiyle atılan sezonun en çirkin ama en özel golü oluyor.

Herkes ayrı yöne koşuyor. Sevinçten çılgına dönmek tabiri can buluyor o anda. 

Ona bakıyorum iki yumruğu havada bağırıyor. Koşup sarılıyoruz. Santraya doğru yürürken gözüm kolundaki banda takılıyor. Tek bir harf var bandın üzerinde. Kaptanın kısaltması olarak. İçimden "Ne fark eder" diyorum. " Büyük harflerle sahaya yazdıktan sonra kolunda yazmasa ne fark eder" KAPTAN...

Hakan Hacıbektaşoğlu

Yazar: Editor