2009-09-22 10:27:45
kara isyan
Siyah Çorap ve Eldiven
 
http://ul.gcg.me/files/2009-09/smith.jpg
 

1960’lı yıllar birçok ülkeyi olduğu gibi A.B.D.’yi de etkilemiştir. O yıllardaki etkili akımlardan birisi de ‘siyahî’ harekettir. Birçok ‘siyahî’ insan, Amerika’daki ‘beyazlar’ gibi haklara sahip olamamanın mutsuzluğunu yaşıyor, insan haklarının eşitsizce dağılımına isyan ediyordu. Birçoğu isyanını korkusundan dile getiremiyorken, tüm Dünya’ya bu isyanı haykıranlarda vardı. Meksika’da yapılan 1968 Olimpiyatları büyük bir coşku ile devam ediyordu. Olimpiyatlar öncesi birçok siyahî atlet boykot yapmayı düşünüyordu ama bunun çabalarına bir katkısı olmayacağını düşünüp vazgeçtiler. A.B.D.’deki ‘ırkçılığı’ tüm Dünya’ya duyurmalıydılar, mutlu olmadıklarını söylemediydiler, ama nasıl? 

1968 Olimpiyatlarının 200 metre favorisi Tommy Smith adlı siyahî atletti, kariyerinin sonuna kadar 13 kez Dünya rekoru kırdığını belirtelim. O’na en yakın dereceyi aynı üniversiteden yakın arkadaşı John Carlos yapabilmişti Bu iki siyahî atlet oturdular ve bir karar verdiler. Yarış tüm hızıyla başladı, atılan her adımda, geçilen her metrede doğuştan sahip oldukları renkten kaynaklanan ıstıraplar ve aşağılanmalar gözlerinin önünden gitmiyordu. Yarış sonunda Tommy 19,8 sn ile Dünya rekorunu egale ederek altın, John ise bronz madalyayı kazanmaya hak kazanmışlardı. İki siyahın arasına bir beyaz, Avustralyalı beyaz atlet Peter Norman girip gümüş madalyanın sahibi olmuştu. Yarış sonunda sarıldılar birbirlerine, yüzlerinde emeklerinin karşılığını almanın tebessümü vardı.  

Madalya töreni başlamak üzereydi, ikinci sınıf insan muamelesi gördükleri ülkelerinin bayrağı milli marş eşliğinde göndere çekilecekti. Ve o an geldi. Tommy ve John madalya alacakları platforma ayakkabısız gelmişlerdi, ayaklarında ‘siyah’ ‘çorap’, ellerinde de birer ‘eldiven’ vardı. Heyecandan ötürü John eldivenini getirmeyi unutmuştu, ama Peter soğukkanlılığı ile Tommy’e bir tanesini John’a vermesini söyledi, Tommy sağ eline, John sol eline taktı siyah eldiveni. ‘Eldiven’leri A.B.D.’deki siyahların güç ve birliklerini, ayaklarındaki ‘çorap’ ise yoksulluklarını temsil ediyordu. Marş çalınmaya başlayınca başlarını eğdiler, elleri ise gökyüzüne doğru koştu… Ve bu duruşları bir anda tüm ‘siyah’ların sembolü oldu. Televizyon karşısında on milyonlarca insan canlı izledi, Dünya büyük bir şok geçirdi. Gücün sembolü A.B.D. kendi atletleri tarafından protesto ediliyordu. Tören alanından ayrılırken birçok kişi tarafından yuhalandılar. Evrensel olarak kabul görmüş Olimpiyat kurallarına ve ruhuna aykırı olarak kendi ülkelerindeki politik bir konuya ‘taraf’ olmuşlar ve gündeme getirmişlerdi, bundan dolayı A.B.D. Olimpiyat komitesi derhal toplanıp iki atleti yarışlardan diskalifiye etti. Olimpiyat köyünden de derhal kovulmuşlardı. Sessizce uzaklaştılar Meksika’dan, fakat ‘ülkeleri’ne vardıklarında renktaşları tarafından kahramanca karşılandılar. Dönüşte şöyle konuştular TV’lere,  

Missisipi, Alabama, Tenesse, Şikago ve diğer tüm yerlerde hala üzerlerinde giyecek elbisesi olmayan fakir insanlar var.  Biz linç edilen, hunharca öldürülen insanlar için, otobüslerin orta kısmından atılan insanlar için bir şeyler yapmaya çalıştık. Ülkemizi ve dünyayı uyandırmaya çalıştık.’  

Bir şeyler yapmanın karşılığı elbette olacaktı onlar için, gösterdikleri boykotu aynı şekilde gördüler. Yarışmalara katılmamaları için önlerine her türlü zorluk çıkarılıyordu, kısaca engelleniyorlardı. Ölüm tehditleri de bir taraftan yağıyordu. Tommy bir sure daha devam etmeye çalıştı koşmaya, sonradan Amerikan futbol liginde bir takımla anlaşıp spor ruhunu orada devam ettirmeye karar verdi. A.B.D.’de ‘siyahlara’ yapılan haksızlıkların son bulması adına sonraki yıllarda adımlar atıldı ve sorun ‘nispeten’ çözüldü. Amerikan futbolu sonrası akademiye yöneldi ve Asistan Profesör olarak bir üniversitede fiziksel eğitim dalında göreve başladı. Kovulduğu milli takıma, 1995 Barselona Kapalı Salon Olimpiyatlarında antrenör olarak döndü. 1999 yılında ülkesinin en önemli Milenyum spor adamı olarak seçildi. John’un 1968 sonrası hayatı da Tommy ile benzer çizgide oldu. Bir sure atletizm, Amerikan futbol ligi derken bazı özel zorluklarla da karşılaştı, karısının intihar etmesi onu baya sarsmış olsa da, toplumsal görevler alarak hayatını devam ettirdi.

Yarışları 2. sırada bitirip siyahî atletlerin protestosuna boykot logosunu üzerine iliştirerek gösteren, Tommy ve John ile omuz omuza olan Peter ülkesinde hiç iyi karşılanmadı. Medya tarafından afaroz edildi. Huzuru Tommy ve John gibi geçte olsa hiç yakalayamadı. Olimpiyat komitesi elemelerde 3. olmasına rağmen 1972 Olimpiyatlarına almadı Peter’i. O koşarak protestoya devam etti. Fakat 1985’te aşil tendonlarını yırtmasından ötürü neredeyse kangren olup bacaklarını kaybediyordu. Bu nedenden ötürü durdurdular, bir daha koşturmadılar ve Peter depresyon ve aşırı alkolden ötürü 2006 yılında hayata gözlerini yumdu. Son ‘huzur’ yarışında, sağ ve sol kulvarda onunla finiş çizgisine doğru koşanlar kimlerdi dersiniz?

 

Gökmen Demirkaya 

Yazar: Editor