2008-12-12 00:33:41
kaskas

Kaskas ya da Meşine Dönmüş Dünya

‘günler durmadan akıyor, çekip gidiyor

 ama söyleyin nereye gidiyor?’

 

Daha bir delikanlıyken

İstanbul’a gittiğinde çalışmaya

70’in bilmem hangi senesinde

Geriye belki bir ‘bakış’ bırakıp…

Taksim Meydanında ama

Hayatın bir başka sevdasına dalıp…

 

Unutmuşlardı seni döndüğünde

Senin unutmadığın taş sokağın sonunda

Altında dut ağacının

Bir söz bizim hiç duymadığımız

Hayata dair;

Sahi,  o vakitler aşkın tanımı yapılmış mıydı?

 

‘Köseleye dönmüş hayat

Sayası bozuk devran

Meşin kokuyor kahpe felek

Meşin kokuyor kahpe felek

 

Sokakları süpürürüm her sabah

Her gece doyurmaya çalışırım doymak bilmez dünyayı

 

Sökülmüş kunduraları yapıştırırım da

Kendim paramparça

Ki kadın teni hissetmez parmaklarım

 

Günler gidiyor

Çekip gidiyor ya

O da bilmez nereye gidiyor…’

 

Bir şarkıyı tam bilseydin

Okuyabilseydin bir şiiri

Parmaklarınla izleyebilseydin şahbeyiti

Gözlerinle, ah kalbinle…

Devrim marşları olurdu senin şarkıların

Sen, su gibi bilirdin Nazım’ı

Zira hikâye senin hikâyendir Kaskas

 

‘Şimdi ben şurada, Saydam Caddesinde

Yani Akkapı Mahallesinde

Asker Bilal’in eski kahvesi karşımda

Yazlık sinema olurdu yaşasaydı yanında

Hani önünde karpuz sergisi olurdu

Hani silahların ve okuyamadığım bildirilerin zulalandığı

Ama işte gecenin onunda on ikisinde

Siz tatlı kış gecesinde

Kömür kokusunda

Perdeler arkasında…

Ah, ömrüm… ömrümüz

Nereye gider ki?’

 

Hayatı sen biliyorsun Kaskas

Biz yalanını anlatıyoruz

Soru da sende cevap da

Biz bir bok bilmiyoruz

‘meşine dönmüş dünya’

Yaşıyoruz…

 

 

Kaskas/Sadık Uzunağaç

Şiirde bahsettiğimiz gibi 70’lerde Adana’dan çıkmıştı, döndüğünde de neredeyse unutulmuştu.

Kösele ustasıdır. Çirişçinin tekisin diye hala takılırız, kızar. Dönünce belediyede temizlik işlerine girdi, oradan emekli de oldu. Bunun yanında akşamları, hafta sonları mahallede aynı zamanda mekânımız olan küçük dükkânında köşkerlik de yapardı. Her akşam kenara şırdan tezgâhını da kurar bu ayrıca ek işi olurdu. Bilinen hikâye onunkisi; minnet etmeden evi geçindirmek. Hala aynı tarzda çalışır. Şiirde anlatılanlar kısmen onun hayatı. Okuma yazma bilmez. Öğret, dedi; beceremedim. Hala kızar bana: ))

Allahına kadar Adanasporludur!

Yazar: htabakan