Şehir ve Hayat
Geriye doğru gidince galiba herhangi bir şehrin yerlisini bulmak imkânsızdır. Yüzyıllar içinde gelenlerle ve gidenlerle bir kent dokusu oluşur. Her kültür diğerine bir incelik bırakır devrolur gider. Bir şehirde yaşayan insanların tümünün yüzde yüz oralı olması da garip bir durumdur kanımca, farklılığın renkliliği daha cazip geliyor.
Evet, bir şehirde örneğin Adana’da Diyarbakır’dan Niğde’ye, Yozgat’tan Tokat’a onlarca şehirden, inançtan insan var. Olacak da. Hatta olmalı. Ama bu farklılık şehrin doğal dokusuna bir dayatmayı (hayır artık birçok dayatma olur bu, onlarca farklı şehir dedik ya) getirirse, ortaya her yere benzemeye çalışırken hiçbir yere benzemeyen bir şehir çıkar, bir Frankeştayn...
Şalgamın keskinliği kaçar, kebabın tadı gider, bici bici yenmez olur, Çakmak Caddesinde kaybolursun, kuzeyde kalan Adana bilmediğin bir yer olur çıkar, kazancılarda iki tek atamazsın, arasta yani ayakkabıcılar çarşısı dağılır, Taş Köprü her restorasyonla bir ucube olur çıkar, sanayisi kaçmış tarımı göçmüş bir Adana peyda olur…
Lafın kısası şu:
Bence, yaşanan şehrin havası teneffüs edilmeli, o şehrin tarihsel tarzıyla yoğrulmalı kendinden de bir şeyler katarak. Oranın bir parçası olunmalı, bir yaması değil…
Yukarıda yazılanlar, olasılıkla, günümüz dünyasında her yerin meselesi, sadece bizim değil.
Neyse, ben sadede geleyim.
Epeydir internette bir iddia dolaşıyor; Adana’nın büyük bir ilçesinin, Seyhan’ın belediye başkanı Kayserispor’un kombinelerini satın almış, bilmem ne kadar para ödeyip. Bravo, güzel bir dayanışma, o da ülkenin bir takımı. Hatta az bile yapmış yapmışsa; Konya’nın, Sivas’ın kısacası Akp temalı tüm şehirlerin kombinesini alsın, bana ne.
Lakin belediye başkanlığı yaptığın şehirdir falan filan desem; bak, bu şehrin iki takımı var desem; yahu gel bu hayat tarzının, kültürün, güzelim Adanalılığın bir parçası ol, parçalayıcısı olma desem, şu ekonomik koşullarda kendi bütçelerinden 60 bin TL’lik bir destekle ortaya çıkan platform kadar yürekli ol, oradan bir Adanalılık dersi al, daha (ne yazık ki) en az 3–4 yıl buradasın, yüz yüze bakacağız desem…
Ve saire desem… Bilmem, beni kaale alır mı? Veya dediklerimiz umurunda olur mu?

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























