Sadece Bizim Olan O Atkıya Dair

Geçen hafta sonu Yıldırım Demirören Adana’ya geldi. Olanları biliyorsunuz. Karşılama, atkı takma, futbolcu isteme mevzuları. Duyduklarımın, okuduklarımın yalancısıyım. Gitmedim görmedim. Ama olay bu haliyle de büyük bir vahamet içeriyor. İnsanın kanı donuyor bre, tüyleri diken diken oluyor. Oraya giden arkadaşların Adanasporluluklarından, iyi niyetlerinden zerre kadar kuşku yok. Ama işte Nietzsche de demiş diyeceğini bu konuda: Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir, diye… Amaç kimseye saldırmak, suçlu filan ilan etmek de değil fakat incinmiş bir Adanasporluluğu da görmezden gelemeyiz. Kendi adıma kabul etmediğim, “Adanasporlu” sıfatımla asla ve kat’a yan yana düşünmediğim bir eylem. Olayın muhatapları çıkıp bir açıklama yapmalı, bu karşılama ve o sırada yaşananlar sadece bizi ilgilendirir, şahsımızın tasarrufudur, Adanaspor camiasını bağlamaz diye… Efkârımız biraz olsun azalır.
Ali Cem Karabük maçından sonra bir “keşke” yazısı kaleme almıştı. Ben de ona bir nazireyle Adanaspor tarihinin bu kara vakasını bağlayayım.
- Keşke o uçak İstanbul’dan hiç kalkmasaydı.
- Veya yoğun sis yüzünden Adana’ya hiç inmeseydi.
- Keşke o sabah geç uyansaydık. Biraz tembellik, biraz yatak keyfi yapsaydık.
- Bizi havaalanına götüren araçların lastiği patlasaydı, biz rötar yapsaydık.
- Keşke o uçak icat edilmesiydi.
- Keşke Demirören’in bu tarafa gelmesinin hiçbir gerekçesi olmasaydı.
- Keşke sesimiz kısılsaydı tam o sırada, kimseyi ağırlamasaydık.
- Keşke bütün atkılarımızı evde unutsaydık.
- Keşke Demirören’in boynu çok kısa olsaydı da oraya bir atkı bırakmak mümkün olmasaydı.
- Keşke bir şampiyonluk iddiamız olmasaydı.
- Keşke Adanaspor’u bu kadar çok sevmeseydik…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























