2009-09-08 15:03:54
kısa bir tarihçe / mehmet uysal

Kuruluş

Adanaspor 1954 yılında kuruldu. O yıllarda var olan ve devlet kurumları tarafından kurulan takımların aksine sivil bir teşebbüsle Adana'ya ve Türk futboluna kazandırılmıştır. Kulübün kurulmasına ön ayak olan ve aynı zamanda ilk kurucu üyeleri Mehmet Şanlıtürk, Mustafa Bekbaş, Erol Erk, Ali Gedikbaş ve Dr.Muzaffer Eraslan' dır.

Adanaspor kurulduğu yıl 2.Küme'de mücadele edip sezon sonunda 1.Küme'ye terfi etme başarısı göstermiştir.

Profesyonelleşme

1960'lı yıllarda dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak'ın girişimleriyle mahalli futbol liglerinin, ulusal bir lige dönüştürülmesi çabası Türk Futboluna hâkimdi ve bunu gerçekleştirme amacıyla ülke genelinde birçok ilde profesyonel futbol kulüpleri kurulup liglere dâhil edildi. O yıllarda Adana'da ise Akınspor ve Torosspor profesyonelleşme adına kendilerini fesh edip Adanaspor'a katıldılar ve 1966 yılında Adanaspor Kulübü profesyonel bir kulüp haline gelip 2.Türkiye Ligi'nde yerini almıştır.

Turuncu-Beyaz

Yine o yıllarda, toprağın Adana'ya verdiği iki büyük armağan olan narenciye ürünü portakalın ve endüstrinün temeli, zenginleşen Adana'nın mütevazı bir simgesi olan pamuğun renkeri olan turuncu ve beyaz Adanaspor'da somutlaşmış, kulübün renkleri sarı-lacivertten "turuncu-beyaz"a çevrilmiştir.

Pamuk, Adanalının alın terinin en yalın göstergesi olarak turuncu bir zemin içinde Adanaspor'un armasında kendine yer bulmuştur.

(Sarı-Lacivert Nasıl Turuncu-Beyaz oldu?)

Adanaspor'un kurucularından Ali Gedikbaş, Adanaspor ilk kurulduğunda Sarı-Lacivert olarak kurulduğunu ve sonraki gelişmeyi şöyle dile getirir:

 "Daha sonra bu rengin değişmesi için çaba harcandı. Kongre yapıldı ve kongrede turuncu-Yeşil renkler gündeme gelince bu renkler onaylanmadı. Daha sonra bir tuhafiyeci arkadaşım turuncu ve beyaz renkleri yan yana getirdi. Ben de yarımşar metre aldım ve ikisini diktirdim. Sonra yöneticilere götürdüm. Herkes çok beğendi. Tekrar kongre yapılması gerekiyordu. Biz de kongrede böyle bir karar alınmış gibi davrandık ve Adanaspor'un Sarı-Lacivert olan renklerini Turuncu-Beyaz'a çevirdik."

70'li Yıllar

Adanaspor 1970/71 sezonunda tarihinde ilk kez 1.Lig'e yükselmiştir ve aynı sezon bir başka başarı daha gösterip Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupasını kazanmıştır. 1972/73 sezonundan itibaren art arda 13 sene 1.Lig'de mücadele eden Adanaspor'un şüphesiz başarılı bir dönemi olmuştur 70'li yıllar. Bu mücadele 70'li yılların sonlarına doğru çok daha iddialı bir hal alıp, Adanaspor'u ligin önemli takımlarından biri haline getirmiştir. O yıllarda Türk Futbolunun da tartışmasız en önemli isimlerinden biri olan Gündüz Tekin Onay Adanaspor'da teknik direktörlük ve başkanlık yapmıştır. Bu yıllarda, Gündüz Tekin Onay'ın geniş vizyonu ve ileri görüşlülüğün de büyük etkisiyle Adanaspor kulüpleşme adına birtakım girişimlerde bulunmuş ve altyapıya büyük önem verilmiştir.

Adanaspor yine bu yıllarda ligde sergilediği başarılı performanslarıyla gol kralları çıkarmış, Avrupa kupalarına katılmıştır. 1976 yılında ülkemizi ilk defa UEFA Kupası'nda temsil etmiş ve o dönem Türk takımları için ciddi sayılabilecek bir başarı göstermiştir. İlk turda Avusturya'nın Salzburg takımıyla eşleşmiş, deplasmanda 5-0 yenilmiş, ikinci maçta alınan 2-0'lık galibiyetle takdir toplamış olsa da turu kaybetmiştir.

Bu yıllarda Türkiye'nin en iyi oyuncularını, dönemin kaliteli yabancı oyuncularını

kadrosunda barındırmış, Milli Takıma sayısız oyuncu göndermiştir. Adanaspor forması altında Dünya Karması'na ilk kez bir Türk Futbolcu çağrılmıştır (İsa Ertürk). Bora Öztürk ve Özer Umdu yine Adanaspor forması altında ligde "Gol Kralı" olmuşlardır.

1979 yılında ise yeniden UEFA Kupası'na katılmaya hak kazanan Adanaspor Macaristan'ın Honved takımıyla mücadele etmiş. Deplasman 6–0 kaybedip Adana'da 2–2 kaldığı rakibine elenmiştir.

Bu yıllarda bir kez de Balkan Kupası'na katılmıştır Adanaspor.

Adanaspor tarihinin en başarılı dönemi 70'li yılların ikinci yarısıyla başlayan ve 80'li yılların başını kapsayan bir süreçtir.

80'li Yıllar

70'li yıllarda hızla artan başarı grafiği 1981 yılında tavan yapmıştır. Adanaspor Türkiye 1.Futbol Ligi'ni Trabzonspor'un ardından 2. sıradan tamamlamış ve ligi ilk 2 sıra içinde tamamlayan üç Anadolu kulübünden biri olmuştur. Bu Adanaspor'un liglerde gösterdiği en büyük başarıdır. Bu başarı sonucunda kendini tekrardan Avrupa Arenası'nda bulan Adanaspor bu sefer bir dünya devi İnter Milan'la eşleşmiş zamanın dünya çapı futbolcularını Türkiye'ye getirmiş onlarla aynı kulvarda mücadele etmiştir. Adana'da 1-3 yenildiği güçlü rakibine İtalya'da da 4-1 boyun eğen Adanaspor, yine ilk turda elenmesine rağmen Türkiye'de büyük sükse yapmış ve alkış toplamıştır.

Ne var ki bu başarılı çıkışın inişi uzak olmamış ve 80'li yılların geri kalan kısmı çalkantılı bir dönem olmuştur. 1985 yılında ilk kez 2.Lig'e düşen Adanaspor bir kaç sezon bu ligde mücadele ettikten sonra 1988 yılında geri dönmüştür 1.Lig'e.

90'lı yıllar

Adanaspor, yeniden 1.Lig'e çıkmasına rağmen 90'lı yılların hemen başında -1991 yılında-  tekrar 2.Lig'e düşmüştür. Bu dönemden sonra kulüpte ciddi anlamda maddi sıkıntılar boy göstermiş, 6–7 sene 2.Lig'de mücadele etmek zorunda kalmıştır. 1996 yılı Adanaspor açısından çok önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir.

Uzanlar Dönemi

90'lı yıllarda dünya genelinde futbol kulüpleri dernek statüsünden anonim şirketlere dönüştürülmeye başlanmıştı. Bu gelişme ülkemize de yansıdı elbette. Ve o sıralar ciddi mali sıkıntılarla boğuşan bunun sonucunda geçmişteki başarılarının aksine ikinci ligde mücadele eden mütevazı bir kulüp haline geldi Adanaspor. Giderek büyüyen maddi sıkıntılar, kulübün içinde bulunduğu durumu kötüleştirmeye devam ediyordu. Tüm bunları çözmek için bir çıkış yolu aranıyordu.

Dönemin zengin ailelerinden biri olan ve ülke genelinde ciddi mali yatırımları bulunan Uzanlar o dönemde Adanaspor'a talip oldu. Bu gelişme kimilerine göre camianın geleceği için çok olumlu olarak görülmüş birtakım çevreler tarafındansa tepki çekmiştir. Ancak kulübün içinde bulunduğu durumun vahameti düşünülünce ayrıca da hali hazırda alternatif başka bir çıkış yolunun olmayışından ötürü bu gelişmeye camia tarafından sıcak bakılmasından başka bir çare kalmadığı farkedilmiştir. En azından kulübün sonu belli olmayan bir yerlere doğru çaresizce sürüklenmesinden daha umut dolu bir gelişme olduğu düşünülmüştür.

Ve 1996 yılında Adanaspor, anonim şirket olmuş. Adanaspor Spor Faliyetleri A.Ş olarak futbol branşında yoluna devam etmiştir. Aynı sene 2.Lig'de Yükselme Grubu'na oradan da ekstra play-off'lara kalan Adanaspor ne yazık ki finalde kaybedip 1. Lig'e çıkma umutlarını sonraki yıllara bırakmıştır. Ardından bir sonraki yıl daha ciddi bir şekilde 1.Lig'e çıkma hedefi koyan Adanaspor 1997/98 sezonunda 2.Lig'den 1.Lig'e yükselmiştir. Bu yeniden doğuş, tüm Adana'ya yayılmış ligin son maçında ve sonrasında yüzbinlerce Adanalı sokaklara dökülüp, uzunca bir zamandır uykuda olan devi uyandırmanın verdiği haklı gururu çılgınca kutlamışlardır. Uzanlar Dönemi'yle yeni bir çağ başlamıştır Adanaspor'da. Ne var ki bu geri dönüş çok uzun sürmemiş, kulüp 3 sene 1.Lig'de mücadele ettikten sonra 2001 yılında 2.Lig'e düşmüştür. Fakat Adanaspor'un bu inişli çıkışlı grafiği bir sezon sonra (2002 yılında) yeni adıyla Süper Lig'e çıkmasıyla devam etmiştir. Bu mücadele de 2 sezon devam etmiştir.

Geçen bu süre zarfında Adanaspor'a Uzan ailesi tarafından ciddi maddi yatırımlar yapılmış, 5 Ocak Stadı 49 yıllığına Adanaspor'a kazandırılmış ve stad yenilenmiştir. Türkiye'nin marka olmuş futbolcuları yerli ve yabancı kaliteli teknik direktörler Adanaspor'a gelmiştir. Gündüz Tekin Onay Tesisleri yapılmış, 5 sezon Süper Lig'de mücadele edilmiştir. Maddi yönden refah yıllar olmasına rağmen başarı konusunda bir türlü istikrar sağlanamamıştır.

Kısa vadeli çözümler üretilmiş, büyük paralar harcanmış ancak kulübün geleceğinin teminat altına alınması adına pek de önemli sayılacak bir şeyler yapılmamıştır. Uzan Ailesi'nin ülkede yaşadığı birtakım siyasi ve ekonomik sorunlar, dolaylı yoldan Adanaspor'u da etkilemiştir. Sonraları Uzan Grubu'nun yargı önünde birtakım borçları ve yolsuzluklarına karşılık Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından bazı mallarına el konulmuştur.

Kulübün anonim şirketi oluşu ve şirket hisselerinin borçlardan dolayı devir edilemeyişi, Uzan Grubu'nun Türkiye'deki yatırımlarının bitme noktasına gelişi Adanaspor'u maddi açıdan sahipsiz hale getirmiştir. 2004 yılında kulüp 2.Lig'e ardından bir sene sonra da 2.Lig'den bir alt küme 2.Lig B Kategorisine düşmüştür. Maddi sıkıntılar yeniden boy göstermiş kulüp binasındaki faks makinelerine, klimalara kadar haczedilmiş. Adanaspor tamamen kapanma noktasına gelmiştir. 2005 sezonu sonunda kulüpteki tüm futbolcular serbest bırakılmış, takım tasfiye edilmiş; trilyonlarca lira borcu, başarılarla dolu mazisi ve ardında bıraktığı yüz binlerin gözyaşlarıyla kulüp kapanmıştır. Lige katılamayıp, küme düşürülmüştür. Bu yaşanan, sadece Adanasporlular ya da Adanalılar için değil Türk Futbol Tarihi açısından da ciddi bir kayıp olmuştur.

Yarım asırdan daha fazla bir geçmişi olan, mazisinde barındırdığı başarılarıyla, yetiştirdiği binlerce sporcusuyla, ülkemizi yurt dışında temsil etmiş, gol kralları çıkarmış, yüz binlerin gönlünde taht kurmuş, Türkiye Futbol Liglerinde sembol olmuş bir camia ne yazık ki tarihin tozlu yapraklarına çaresizce hapsedilmişti. Türkiye'nin önemli illerinden biri olan Adana'nın önemli bir markası, Adanalının hüznü, sevinci, kederi, gururu kısacası her şeyi olmuş ve toprağın Adana halkına armağanı olan turuncu ve beyazı sessizce gitmişti tarih arenasından.

Aynanın İçi

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, aynadan yansımış bir hikâyeydi bu, ancak ayna bulanık görüntüler gerçekti.

Bir beton yığınının içindeydik merdiven gibi, tribün diyorlar ona.

Ve biri eğilerek dedi ki: "Turuncular bizim takım".

Bir oyundu oynanan ve biz taraftık.

Önce futbolu sevdik ama turuncularla.

İnsanlar vardı, tribünlerde. Onlarla da aynı taraftaydık.

Gözler, kalpler, gönüller hep aynı yerdeydi.

Ve

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, aynadan yansımış bir hikâyeydi bu, ancak ayna bulanık görüntüler gerçekti.

Sahte bir dünya kurduk kendimize, birilerinin dediği gibi fena halde hayata benzeyen bir dünya. Ve bir yerimiz, bir tarafımız vardı. Turuncu bezden bir pankartın arkasında, turuncu bir güneşin altındaydık. Gölgesiz, doğal, doğrudan...

Umutlar ve hayaller vardı yıkılmayı bekleyen. Yıkıldılar da birer birer. Ama biz, onlar yıkıldıkça daha güzellerini kurduk daha ulaşılmazlarını... Belki onlar da yıkılacak ve her yıkıntı biraz daha bağlayacak sürekli bizi içine çeken, girip de çıkamadığımız o büyük tutkuya.

Zaferlerde de vardı, büyük mutluluklar da, içten çığlıklar da. Güzel günleri de gördük. Ama biz hüznü sevdik. O tribün denilen beton yığınları boşken, sağa sola aldırmadan ayağa kalkıp çılgınca alkışlamayı sevdik.

Zafer sarhoşluklarını değil sessizce ağlayanların içten hıçkırıklarını sevdik. Hayallerimiz ve hedeflerimiz hep vardı. Kimisine ulaşabildik, kimisinde beceremedik. Ama biz yolun sonuna varmayı değil, yola çıkmayı yolda olmayı sevdik.

Ve

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, hayal meyal görüntülerden oluşan bir tutkunun içinde...

Ve

Aslında biz bu hikâyenin içinde olmayı sevdik. Kıyısında, köşesinde bir yerlerde, tribünlerde turuncu bir pankartın arkasında olmayı sevdik. Ömrümüzün en güzel hikâyesinde!

Hazırlayan:

Mehmet Uysal

 

Not:

Bu çalışma geliştirilecektir…

Katkı sağlamak için mektup adresimize bilgilerinizi yollayabilirsiniz.

Yazar: htabakan