2010-01-03 12:44:52
kızılderililer

Kızılderililer ve Biz

[veya Elbet Bir Gün Dönecekler]

 http://ul.gcg.me/files/2010-01/apache1.jpg

Kızılderililer için yeni bir şey söylemeyeceğim. Yıllarca çok şey yazıldı, söylendi onlara dair; dramlarını anlatan filmler çekildi. Hepimizin bildiği konular bunlar evet. Kızılderilileri ulusça severiz, hatta aynı soydan geldiğimizi de iddia ederiz. Yaşam tarzlarından veya sözcüklerden benzerlikler ararız. İşin bu yanı boyumu aşan bir derinlikte, aslında birçok iddia sahibini de aşar. Sosyolojik, antropolojik, tarihsel araştırmaların ciddi sonuçları gerekmektedir bir akrabalığı kanıtlamak için.

Fakat bence mesele değildir bir akrabalık, Kızılderilileri sevmek için. Kızılderilileri sevmek için oraya gerçekçi bakışa da ihtiyacım yok, tamamen romantik bir yaklaşımla, çocukluktan kalan duygularla, Zagor okumalarıyla, izlediğim filmlerle de sevebilirim onları. John G. Neihardh ‘ın “İki Boynuzlu Kara Geyik Anlatıyor” adlı kitabının, Clark Wissler’in “Kızılderililerin Tarihi” adlı kitabının (her ikisi de imge yayınlarından) veya Dee Brown’ın harika kitabı “Kalbimi Vatanıma Gömün”ün (Bury My Heart Wounded Knee) (e yayınları) bu sevginin önemli destekleyicileri olduklarını unutmadan da sevebilirim Kızılderilileri. Hayata baktıkları yerden dolayı da sevebilirim. Yaşamış oldukları trajedinin büyüklüğünden dolayı, acımadan…

Kutsal Bir Hayat Sürüyorum:

Kutsal bir hayat sürüyorum

Başımı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum

Kutsal bir hayat sürüyorum

Atlarım o kadar çok ki

Sayısını şaşırıyorum.

Oturan Boğa’nın Türküsü:

Bir zamanlar

Bir savaşçıydım ben de

Oysa şimdi

Her şey bitti.

Zor zamanlar yaşıyorum

Bu günlerde.

http://ul.gcg.me/files/2010-01/oturan_bo__an__n_t__rk__s__.jpg

Bu iki Kızılderili şiiri arasındaki hazin fark bir başına yukarıda bahsettiğim trajedinin fotoğrafını çekmektedir.

Sonra Kızıl Bulut’un şu sözleri: Bize birçok söz verdiler, hatırlayamadığım kadar çok; bir tekinin dışında hiçbirini tutmadılar. Toprağımızı alacaklarını söylediler ve aldılar.

Ve büyük şeflerden Kara Geyik’in koca bir devri kapatan dramatik sözleri: (ABD ordusunun yaptığı Wounded Knee katliamı üzerine)

“O zaman kaç kişini öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları, hala genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o kanlı çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasında gömüldüğünü görebiliyorum. Evet, bir halkın düşü öldü orada. Güzel bir düştü evet… Sonra bir ulusun umudu kırılıp paramparça oldu. Artık yeryüzünün merkezi yok, ölüp gitti kutsal ağaç.”

İnternetten indirdiğim bir (yukarıdaki) resme bakıyordum oysa, bu yazı da o resme ithaftır.

Yazar: Editor