2015-01-13 14:28:22
liberal aydınlar

“Gedik Açma Cemiyeti” ve Haluk Bilginer’in Sol Analizine Dair veya İçkiye Benzer Bir Şey mi Var Bu Havalarda ya da Dublaj Var Gülşen Abi, Yani Bizim Abidin, Gelir misin?

Tiyatrocu

Geçen senenin sonlarıydı büyük oyuncumuz Haluk Bilginer bir yere mülakat vermiş ve orada bir şeyler demiş. Aydınlarımızın ve özellikle sanatçılarımızın işlerinin dışında çıkıp siyasi mesajlar vermeleri, mecbur olmadıkları halde toplumsal meselelerde saf tutmaları hakikaten gönendirici bir şey, zira yükünü alanın veya almakta olanın ya da almaya heveslenenin tatlı hayatı yahut tatlı hayat tahayyülü öyle vazgeçilecek gibi değildir, herhalde öyledir yani.

Denir ki, sanat hayatı taklit eder. Doğru olabilir. Ve fakat sanatçı dediğimiz kişi, muktedirin mukallitliğini yaparsa işte o zaman farklı şeyler konuşmaya başlarız. Öyle!

Şimdi Haluk Bilginer diyor ki Gezi filan. Sen ne şerbetli şeymişsin bre Gezi, sana temas etmeden geçemez olundu; insaniyetin referansı, Yeni Aydınlanma Dönemimizin Kutsal Mekânı, hassasiyetimizin turnusol kâğıdı oldun. Hayır, seni inkâr eden kahrolsun ama işte bir yerde bir sıkıntı var gibi geliyor bana; ben de Gezi’deydim, orada nişanlandım, doğum günümü kutladım, yengenizi orada tanıdım, ebemi yolladım, oraya su taşıdım, ilk günden son ana kadar ben de direndim, Gezici arkadaşlarım bile var falan filan… Lakin bazı “tiyatrocu” takımında hacı, yatmayayım halleri, dillerine öyle bir şey doluyor ki, insan midesi bulanıyor. Onca veciz laftan sonra durup şöyle diyor Tiyatrocu üstadımız Haluk Bilginer:

“Sol siyaset hiçbir şeye dokunmuyor. Çünkü ezberledikleriyle konuşuyorlar, etraflarına bakmadan, 1800’lü ve 1900’lü yıllarda yazılmış kitaplardan okudukları ve duydukları şeyin gerçekleşebileceğini umuyorlar. Bu iş ezberle olmaz, bunun adı bağnazlıktır.”

Sen ya solu bilmiyorsun ya da ne dediğini bilmiyorsun. Devamında şöyle bir cümle daha:  “Ve gün geliyor; ‘Andımız yasaklansın’ diye bir kanun çıktığında önce solcular itiraz ediyor; çünkü AKP istedi ya böyle bir şeyi.” Lan! Adam bildiğin solcu düşmanı, ama haberi yok!

Memleket Kitsch’i

Bakın bir de şöyle bir sığ mı sığ ve memleket kitsch’ine nefis bir örnek cümle var: “Ben yaş günümü Gezi’de kutladım. Oradaki çocukların hâli, o dayanışma, o birliktelik; Müslümanlar namaz kılıyor, sosyalistler başlarında nöbet tutuyordu kimse onları rahatsız etmesin diye. Al sana Türkiye’nin geleceği! Bu muhteşem bir şey! Beni heyecanlandıran ve umutlandıran bir şey. Gezi’ye ve Gezi’deki mizaha tanık olduğum için çok mutlu oldum.” Sığsın ve

Hadi bakalım! Oradaki sol kim, sosyalist kim? Üstat, amma beberuhi adamlarsınız yahu; sevindiğin ne, eleştirdiğin ne, umutlandığın ne, sola gareziniz ne? Bir de araya şunu sıkıştırıyor: “Hitler’in de seçimle geldiğini hiç kimse unutmasın.” Hayır, arada zülfüyâra ucundan da olsa dokunmuyor değil, altına imzamı atacağım cümleleri de var ama yukarıdaki çapsız “sol eleştirisi” hepsini anlamsız, samimiyetsiz, kof, mecalsiz, tribüne oynayan laflardan ibaret kılıveriyor. Yani sanki Akp biraz anlasaydı Gezi’yi filan, süper adamlardı aslında demeye getiriyor lafı. Samimiyetsiz insanlarsınız, sorununuz ve “bağnazlığınızın sebebi” bu: Sola çamur atma bağnazlığı. Bunu yaparken de muktedire yanaşma bağnazlığı. Ufaktan, çaktırmadan!

Gedik Açmak

Yahu şimdi koca bir “tiyatrocu” böyle s.çarsa arkasından gelen elbette sıvar. Zannederim ki bunların asıl gayesi gedik açmak ben artık böyle düşünüyorum canına yandığım; bazen bre diyesim geliyor, sen solcuların hangi sürecini biliyorsun da (ki bu konuşmalardan anlaşılan Hacının bir şey bilmediğidir) böyle geleneksel muktedir ağzıyla konuşuyorsun? Ama demiyorum, zira kendisi üstat bir tiyatrocu ne de olsa, haddimiz olmaz ona laf etmeye! Tabi solculuk dublaj yapmak ve dublaj ağzıyla konuşmak gibi zorlu bir iş değil. Nedir ki; okursun iki kitap 200 sene onu konuşursun. Neyse, gedik açmak diyordum. Abi, bunlar var ya gedik açma lobisi, biri çıkıyor öyle bir laf ediyor ki peşinden bir başkası “Onun annesine sokakta sövdüler, o da Berkin’in annesini yuhalattı.” diyor. Hay bin kunduz! Nuri Bilge Ceylan filmlerinde bir şey mi var? Yani orada rol kapana bir şey mi oluyor? Önce şunu söyleyeyim bu manada, onun filmlerinde aldığınız rollerle kendinize bir paye edinmeye kalkmayın lütfen, adamın hikâyesi güzel, üslubu güzel, en nihayetinde sineması güzel, siz arada aparatsınız, sekans unsuru, şaryo cıvatası; Yılmaz Erdoğan, Haluk Bilginer ve Yavuz Bingöl’den bahsediyorum evet! Hakikaten enteresan şey ama. Çiko, neredesin, sen daha iyi bilirsin şöhret şeysini… Çiko! Yok! Gelir birazdan.

Kabızlık Filan

Bu “zottirik sanatçı” takımına bakınca millet şey sanacak; lan bu solcular ta 1923’ten beri bu ülkeyi fasılasız yönetti, yönetirken zulmetti, milliyetçi, militarist birkaç nesil yarattı; faşizmi ikame etti, çaldı çırptı ve yetmediği gibi aynı kitapları okuyarak ve sadece onları konuşarak memleketi bağnaz bir yer haline getirdi. Evet, sizin entel tiyatrocu kabızlığınızın yegâne sorumlusu solculardır ki sizi vaktiyle adam yerine koyup seyrettiler ve dinlediler ve bilmem ne! Sahi, Haluk Bilginer’in okuduğu son kitabı merak ediyorum, Neobaşmuhterem’in Stratejik Derinlik kitabını mı acep? Bakın Yavuz ve Yılmaz onu okudular ve stratejik manada ihya oldular, ne bileyim olmuşlardır herhalde, o kadar eziyeti boşa çekmiyorlardır; çekmesinler hem, onca alçalmanın bir karşılığı mutlaka olsun. Bakın, ben de ağzınıza bir parmak bal çaldım.

Günün Dersi

Evet efendim, bugünkü dersimiz nedir? Önce Gezi’ye bir selam çakacaksın, sonra demokrasi yok diyeceksin, Hitler benzetmesi yapacaksın ama illaki en sonunda solculara lafı sokacaksın! Güzel olur!

Hacı Bilginer! Cahilliğin cesareti güzeldir de bu manada sataştığın muhatapların salak değil bre! O tarif edilemeyen ezik hislerinizden kurtulun; zira sol sızlandığınız çirkinliklerin sebebi değil, şu memlekette güzel bir damla bir şey varsa işte o solun inadı sayesindedir.

Geldi. Çiko diyor ki, ben tiyatroyu seviyorum, dedim, “bu tiyatrocuları” seviyorum demedim ki!

Sola Biçtiğin Görev Nedir veya Kim Ezberden Konuşuyor?

Net olun. Sol siyaset derken kimi, neyi kastediyorsunuz? Kimler ezberden konuşuyor? Onların 1800’lü, 1900’lü yıllardan kalma okuduğu kitaplar ne? O kitaplar hakkındaki bilgileriniz ne? O kitapların temas ettiği sorunlar ne? Yine soruyorum, yahu kim ezberden konuşuyor? Biz bu lafları bin senedir duyuyoruz; etrafına bakmayan solcular kimler? Solcular o kitaplarda okuduklarından neyi gerçekleştirmeyi umuyorlar? Bir sınıf mücadelesi ezber midir yani, buna bağnazlık mı diyorsun tatlı su aydını? Ne diyorsun Hacı Bilginer? Solcuların ne yapmasını istiyorsun? Beklentin ne? Gezide seni umutlandıran sadece Sosyalistlerin namaz kılan Müslümanlar için nöbet tutması mıdır? Bu mudur sola yüklediğin görev? Çözümün bu mu? Sen de mi gezideki mizahta kaldın? Çok mu güldün, çok mu eğlendin? Mustafa Suphilerden beri gelen mücadeleyi kimler verdi, veriyor? Gezi’nin senin de değin gibi bilmem kaç sene sonra da anılabilmesi ve sürecin demokrasiye veya insanca bir hayata, çocuklar için daha güvenli bir geleceğe evrimesi için kelle koltukta giden kimler? Ambale ettin beni muhterem!

Ama bu “tiyatrocu” sözcüğünün göndermesi de ne güzel oturuyor şu “bazı” tiyatrocu takımı üzerine, böyle çok şıksınız, bozmayın lütfen, bir fotoğrafınızı alalım!

Yazar: Editor