2020-07-04 06:47:24
liyakatsizlik bir liyakat haline gelince

Did Sex Traffickers in Florida Trick Motorists By Lying in the Road?

Nedir?

Yavaş yavaş başladığımız yere dönüyoruz Bayram Akgül yönetiminde.

Güzel günler yaşadık.

Şimdi en kötüsü başımızda.

Bu sürecin analizini ve eleştirisini yapacağız taraftar olarak.

16 seneyi özetlemenin gereği yok.

Çünkü herkes olayın tanığıdır.

Neticede büyük bir coşkuyla başlayan macera tarihimizin ne hazin yenilgisiyle sonuçlandı, o da şimdilik.

Son yıllardaki yönetememe durumu yenilgimizi bağıra bağıra ilan ediyordu. Bu ses duyulmadı, duymazdan gelindi, önemsenmedi, bize bir şey olmaz dendi ve saire. Ya da güç zehirlenmesi duyuları yok etti.

Sonuç 1 Temmuz.

Yeniden doğuşumuzun simgesi olan temmuz, yenilgimizin de tarihi oldu.

Ama hala devam ediyor temmuz, edebiyat yapmadan diyorum bunu, inanarak, Adanaspor bu, küllerinden hep doğar, bu yüzden Zümrüt-ü Anka olan biziz.

Evet, ilahi bir sihri var Adanaspor adının, hep ayağa kalkar.

Ne olacak?

Bir devir kapanmıştır. Bayram Akgül yönetimi devredecek.

Hep yazmıştık bu yönetme biçimi ya dönüşecek ya da gidecek diye.

Dönüşmeyi hiç tercih etmediler, düşünmediler bile, geriye tek seçenek kalıyor, gitmek.

Bugüne dair çok söz söyleniyor, doğaldır, olması gereken budur.

Öfkeli, üzgün bir taraftar topluluğu var neticede, bu süreçte hiçbir sorumluluğu olmayan.

Evet, özeleştiriyi yapacak olan taraftar değil, ben değilim örneğin.

Transfer politikasını ben belirlemiyorum.

Kulüp bütçesini ben yönetmiyorum.

16 senede tesisler için tek çivi bile çakmayan ben değilim.

Bir kulüp mağazası için kılını bile kıpırdatmayan ben değilim.

En ucuz futbolcularla işi götürmeye çalışan ben değilim.

Bilete fiyat koyan ben değilim.

Tribün veren ben değilim.

Kurumsal hiçbir iş yapmayan ben değilim.

Kulübü şehirde yalnız bırakan ben değilim.

Safların seyrelmesine sebep olan ben değilim.

Taraftarı küstüren bıktıran usandıran maçlardan uzaklaştıran ben değilim.

Keyfiyeti kulüp yönetimine çeviren ben değilim.

Onlarca teknik direktör değiştirip bir düzen tutturamayan ben değilim.

Nöbetçi hocalık müessesini kurup bir alt yapı çalıştırıcısını Büyük Adanasporun başına yirmi kez getiren ben değilim.

Niteliksizliği takıma musallat eden ben değilim.

Liyakatsizliği liyakat haline getiren ben değilim bir taraftar olarak.

Şu neticeden dolayı zerre özeleştiri yapmam bu yüzden, hiçbir taraftar da yapmak zorunda değil.

Etkim olmayan bir noktada, özeleştiri neyin nesi, taraftar olarak?

Bir şekilde pişmanlık yaşayan varsa süreç içinde, dilediği gibi özeleştiri yapabilir ama işte bu çok gereksiz ve melodramvari bir şey olur.

İnanıp güvenip destekleyen taraftar da hiçbir şeyden sorumlu tutulamaz. Sonuna kadar destek olmuştur yönetime. En insani duygular, tavırlar bunlar. Sorun bu güveni boşa çıkarıp kendisine son ana kadar inananları mahcup eden Başkandadır.

Ortada Adanaspora dair bir trajedi vardır ve trajedilerin muhatabı halklar değildir, yönetemeyen yöneticilerdir. Yani Bayram Akgüldür.

O çıkıp özeleştiri yapacak, laf sokmadan, üstten üstten konuşmadan, harbiden, samimice.

Yetmez ama.

Kulübü talip olan kimse ona devredecek veya A.Ş. prosedürüne dair resmi, teknik vs süreç neyse onu işletecek.

Adanaspor bu, kendine nasıl olsa bir başkan bulur.

Adanaspor bu, nasıl olsa küllerinden doğar.

Adanaspor bu, Güzel Yurdum.

Yazar: Editor