2013-02-02 16:46:10
los oralos

Ne Çok Şey İsteyip Birçok Yerde Olan Adam

 http://www.turksolu.org/151/foto/oral-calislar.jpg

Gazetecilik tarihimizin en geç döneklerinden olup üstün gayretiyle o mendebur açığı kapatıp cevval bir muktedir neferi olan Orals’ın Tarafs Genel Yayın Yönetmeni (GYY) oldurulduğunu biliyorsunuz artık. Duymayan kalmadı. Kırk kocadan arta kalan "bakire dul" edalarıyla konuşup duruyorlar.

Nihayet ilk yazısını orijinal(!) bir başlıkla “Merhaba” diyerek kaleme almış.

Aferin.

Durma.

Yazıyı satır başlarıyla ve satır vuruşlarıyla muayene edelim bakalım: (Kırmızılar onun sözleridir.)

“Tarih 1 Şubat 1979. Puslu bir İstanbul akşamı...”

Diye başlıyor, zannedersiniz ki bir dönem romanı yazıyor, “puslu” sözcüğüne ve tarihe ve de Abdi İpekçi’ye ve de kendi GYY mevkiine metaforik bir anlam yükleyemeye çalışıyor. Geçelim efendim bu artistik lafları.

 

“Haydarpaşa Garı'ndayım. Ankara'ya gidecek treni bekliyorum. Telefon kulübesinden son haberleri almak üzere çalıştığım gazeteyi aradım. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi'nin öldürüldüğünü haber verdiler.

Sarsıldım.”

 

Nedir bu?

Yani Bay Orals bu cümle ile ölümüne bir işe soyunduğunu mu ima ediyor bize veya Altan biradere: Bak sen kaçtın gittin ama ben buradayım, vursalar da…

 

“Biz hâlâ ‘kontrgerilla’nın peşinde koşuyor, devlet içindeki karanlık yapılanmayı aydınlatmaya uğraşıyoruz. Abdi İpekçilerin, Doğan Özlerin, Uğur Mumcuların, Musa Anterlerin katillerinin hesap vermesini istiyoruz.”

Ama bak, bunları isterken dikkat et, derler adama, sen hakikatte hesap vermesi gereken mercilere hizmet ediyorsun.

Nasıl bir hesap isteğidir bu bre!

 

“Benim aklımın erdiği son 60 yılımıza askerî darbeler ve ordu müdahaleleri damgasını vurdu. Üç buçuk askerî darbe, onlarca müdahale siyasi hayatımızı zehirledi. Partiler kapatıldı, siyasiler idam edildi, kitle katliamları yaşandı, aydınlar yargısız infazlarda katledildi. Devlet halkına kan kusturdu.”

 

İyi tamam da Bay Oral, bak devlet hala halkına kan kusturuyor sen muktedir ağzıyla eski defterlerdesin. Gel bugüne, bak kusulan kanlara. Benzine yine zam geldi bak, sana değilse de millete dokunuyor bu, cebimiz de kan kusuyor misalen.

 

“Uzun ve acı dolu yılların ardından, (bak işte, aynı edebi sanrı…) daha iyimser beklentilerin olduğu bir dönemin içindeyiz. Sorunlu yargılama sürecine rağmen, darbeciler yargı önünde hesap veriyor.”

Diyor!

Darbeciler hesap veriyor ha!

Sen de o masaldasın ha!

Hay senin bilincine, idrakine…

Ve aşağıda mavi boncuk dağıtma faslı. Bir susup ara verelim de beyimiz işini rahatça görsün…

 

“Kürt sorununda çözüme yönelik daha inandırıcı gelişmelere tanık oluyoruz. Toplumda barış konusunda ihtiyatlı da olsa iyimser ve olumlu bir hava oluşuyor. Hükümetin ve BDP'nin çözüm için cesur adımlarını izliyoruz. Ana muhalefetin de katkısıyla, çözüm umudu gelişiyor.”

 

“Darbelerle zedelenmiş bir rejimden, özgürlükçü ve istikrarlı bir demokrasiye ulaşabilmenin o kadar da kolay olmadığını yaşayarak daha iyi anlayabiliyoruz.”

İyi, anlamış bir şeyi en azından…

Ama yani, ağababaları demokrasiye en ileri bir noktada, en sıcak gol hattında, sanırım bir Messi bölgesinde ulaşmaya çalışıyor da, olmuyor, kadro yetmiyor, yedek kulübesi zayıf, bir MessiBaşbakanla olmuyor, yanına İniesta filan lazım, İNŞ ile falan oynadı olmadı örneğin de demek istiyor. Ben de bunu anlayıverdim, o yüksek edebi cümlelerin satır aralarında.

 

“Bundan 34 yıl önce Abdi İpekçi öldürüldüğünde genç ve umutları olan bir genel yayın yönetmeniydim. Şimdi belediye otobüslerine bedava binebilecek bir yaşa geldim.” 

 

Buyur! Yaşlandım diyemiyor da otobüse bedava binmekten bahsediyor. Yahu bu kalemler yıllarca gazetecilik yaptı biz de okuduk. Bak bir de Tarafs gibi en nezih ve en cesur gazettanın GYY’si oldu, vaktiyle genç ve umutları olan ama şimdi yaşlı, feşmekanzpırıtstzz…

 

“Hermann Hesse, ‘Umudunuz son bulursa, huzursuzluğunuz da son bulur’ demiş. Umudum da huzursuzluğum da devam ediyor.”

Ama bence Hermann Hesse o lafı etmemiş olsaydı bizimki bu haleti ruhiyesini anlayamayacaktı ve de izah edemeyecekti fakat o otobüse yine de bedavaya binecekti! İyi mi? Hay on bin umutluhuzursuzluk!

 

“Bugünden itibaren Taraf gazetesinin yayın yönetmenliğini üstleniyorum. Siz okurlarıma, Türkiye'nin demokrasi potansiyeline, Türkiye halkının değişim yeteneğine güveniyorum. İflah olmaz iyimserliğim sürüyor.”

Ve iflah olmaz dönekliğiniz ve iflah olmaz muktedir zaafınız ve iflah olmaz kötü yazarlığınız, ve iflah olmaz edebiyat yapma hevesiniz…

                      

“Taraf, kendini kanıtlamış bir gazete. Ahmet Altan, Yasemin Çongar başta olmak üzere bu gazete çalışanları yakın tarihimizde militarizmin darbelenmesinde etkin bir rol oynadılar. Cesur haberleriyle ülkemizin kaderini etkileyecek işler yaptılar.”

Susma hakkımı kullanıyorum tam da bu esnada.

 

“Devam eden bu yolculukta yer alacağım için heyecanlıyım. Haberciliğiyle övündüğümüz Taraf'ın demokrasi mücadelesindeki duruşunu hep birlikte sürdüreceğiz.”

Yiğitsiniz, durmayın…

“2013'e çözüm umuduyla başlıyoruz. Bu dönem, özgürlüklerin şekilden öze dönüştüğü bir dönem olacak mı? Olabilecek mi?”

Sen ne istedin de olmadı Orals? İste güzelim, istemekle dil aşınmaz.

 

“Mutluluğunu ve enerjisini gerçeklerden alan Taraf, bu dönemde de sorularını sormaya devam edecek ve yolculuğunu sürdürecek."

Etiketler: Mutluluk, Enerji, Taraf, Sorular, Durmak Yok Yola Devam!

Uçun bre, aşıp koşup uçup gidin; sizi değil tutan, tutmaya yeltenen namerttir!

Yazar: Editor