Futbol ve Yazmak

Maç dinamizmi sirayet eden bir şeydir.
Virüs gibidir. (ama iyi cinsinden)
Salgın şeklinde yayılır.
Sahada başladığını var sayarsak bu salgının işte internet âleminde farklı bir boyuta geçer.
Bu arada tribünü kasıp kavurur, analizler ve yorumlarla dehşetengiz bir hal alabilir, önüne geçebilene aşk olsun.
Müthiş bir enerji içerir, adı üstünde dinamizm. Yaşlı başlı amcaların bile tribün performanslarına çeşitli şekillerde hepimiz tanık olmuşuzdur; taktikler, küfürler, övgüler, tezahürata iştirak etmeler, bu arada maçın tahlili.
O maç dinamizminde internet sayfaları da renklenir; yazılar, yorumlar peş peşe gelir. Yaklaşımların orijinalliği, netliği, ayrıntıyı fark ediş insanı kendine hayran bırakan incelikler de içerir. ( var ya; memleket meselelerine o yoğunlukla ve inançla kafa yorsak kalıbımı basarım ki birçok siyasetçinin aklına bile gelmeyecek çözümler de üretilir; hayatın tam içinden, doğal, saf, denenmiş, Allahına kadar yaşanmış, hakiki, masa başında hazırlanmayanından…
Maç dinamizminden bahsediyoruz, konudan uzaklaşmamalı.
Öyle bir sihirdir ki bu maç saati yaklaştıkça etkilerini gösterir ve son düzlükte kendinden başka bir şey düşündürtmez olur. Adamı fena çarpar.
Lakin o maç dinamizminden uzak kalınınca bir boşluk da hâsıl oluverir.
O dinamizm yok olmuştur çünkü. Bu hal hem sayfa ziyaretlerine yansır hem de blog yazarlarının ilham perilerinden yani futboldan, yani bir güzel Adanasporumuzdan uzak kalmanın bir sonucu olarak yazılarına ara vermelerine neden olur.
Yoksa yazarlarımızın bir süredir sessiz kalmalarının başka ne sebebi olabilir ki;))
Evet, ilacımızdır o maç dinamizmi.

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























