2016-08-09 07:03:29
mecburiyetler ve keyfe keder işler

Herhangi bir taraftar açısından, herhangi bir kulüp başkanının varlık sebebi veya anlamı, ne derseniz deyin, evrensel birtakım ortak noktalarla belirlenmiştir. Yazılı çizili olmayabilir. Masa başında oturup üzerinde belli bir çalışma ve uzlaşıyla oluşturulmak zorunda da olmayabilir. Kendi kendine doğal olarak ortaya çıkmış sorumluluklardır bunlar, futbol denen oyun profesyonelleştiğinden beri. Bu, Aziz Yıldırım için de geçerlidir, İlhan Cavcav için de, herhangi bir Rus işadamı kulüp başkanı için de, bir petrol şeyhi için de, bir kulüp sahibi olan veya bir külübü sahiplenen için de...

Nedir?

  1. Yönettiği kulübü her dönemde ve her koşulda başı dik tutmak. 
  2. Yönettiği kulübü sportif başarıya taşımak.
  3. Yönettiği kulübün istikbalini güvence altına almak...
Bunlar ana beklenti maddeleri olarak öne çıkabilir. Ve bunlardan biz alt maddeler de üretebiliriz: iyi bir takım oluşturmak, bunu zamanında oluşturmak, kulübün taraftarla bağını güçlü tutmak, kulübü gündemde tutmak, maziden kopmamak gibi... Uzar gider...

Evet, futbol bu. 

Her muhatabının bazı sorumlulukları vardır. Önce hakları yoktur, sorumlulukları vardır. Sorumluluklar yerine getirilir önce, sonra birtakım haklar elde edilir, sevinme hakkıdır, gönenme hakkıdır falan filan... yönetici veya taraftar fark etmez, burada durum ortak. 

Bir kulüp başkanının, başında bulunduğu kulübe karşı olan sorumluluklarını yerine getirmesi kadar da doğal bir şey olamaz. Güneşin doğması gibi... Çoktanrılı zamanlarda olsaydık güneşin bu olağan doğuşuna olağanüstü anlamlar yükleyip onu tanrılaştırabilirdik. Ama güneş doğar, batar, uygun koşullar gerçekleşirse yağmur da yağar. Olağan devinimler. 

Bunu için de yani bir kulüp başkanının kulübü yaşatmak için yaptığı olağan işlerden dolayı, o kulüp başkanına veya yöneticisine vs taraftar özel bir aidiyet hissi de duymak zorunda değildir (zaten aidiyet dediğin de kulübe, armaya, formaya olur galiba). Kabile devrinde olsaydık durum farklı olabilirdi evet. Başkana, yönetime vs kudretli duygularla bağlanana da niye öyle yapıyorsun demek kimsenin de haddine değildir galiba. İki özgür ruh hali. Dileyen dilediği fikirle bakar meseleye.

Neticede sorumluluğunu yerine getiriyordur bir Fikret Orman veya Dursun Özbek ya da Mecnun Otyakmaz... Ha! Çok zor geliyorsa çeker gider, sahipse satar gider. Geçenlerde İtalyan devi Milan da bir petrol kumpanyasına satılmış örneğin.

Nedir?

Şu futbol aleminde herkesin sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar içinde herkes üzerine düşeni yapar. Bu olması gereken yükümlülükler için de (taraftar, yönetici, hoca, futbolcu, futbol, stil, tezahurat, transfer vs bağlamlarında) kimse kimseye şükran duymak zorunda değildir, minnet, himmet vs hisleri mecburi değildir, saygısızlık olmadığı sürece saygı duymak da şart değildir. 

Keyfe keder şu uğraşımızla yaşar gideriz... tamamen keyfe keder...  

Ama işte sorumluluk sahibinin o sorumlulukları yerine getirme mecburiyetlerini de yok saymayan bir keyfe keder.

Yazar: Editor