2014-04-18 09:08:00
mesele bilet değil

E-Bilet

ve Passolig meselesine devam edelim dostlar.

Nedir?

  • Fişlenme kaygısı, korku demeyeceğim, 
  • zira bir tribüncü hiçbir şeyden korkmaz, 
  • sadece kaygı duyar, 
  • evet o fişlenme kaygısı 
  • veya taraftarı müşteri olarak görme faslı 
  • ya da kontrol edilememe refleksi… 
  • İşin maddi boyutu ayrı bir tartışma konusudur 
  • AtifBank kimliği altında.

Ne dersek diyelim taraftar itiraz ettiği noktada haklı, bu haklılığı tartışmayacağım, durulan yere itiraz etmeyeceğim tabi.

İtiraz etmeyeceğim derken, şunları da ekleyeceğim.

Sanki memlekette nice mevzi alınmamış ve bizden ilk olarak o sarı koyunu şimdi istiyorlar.

  • Denen o ki, 
  • MİT yasasıyla sana gösterecekler Hanya’yı Konya’yı 
  • ve hatta memleketin kaç bucak olduğunu 
  • üstelik fişlemenin daniskasını, 
  • o daniskanın ebesini ve de örekesini…

Sigara yasağına itiraz etmiştik mesele sigara ile mücadele değildir diye.

İçki yasağına da itiraz etmiştik, mesele içki ile mücadele değildir diye.

12 Eylül referandumunda da itiraz etmiştik, bir kamyon dolusu yetmez ama evetçi ibişliklere de itiraz ederek.

12 Eylüllerin babası darbelerin en atası ve cuntalısı 12 Eylül 1980’e de aynı bakış açısıyla itiraz edilmişti zaten. Bu fişlemelerin e-bilet uygulamasıyla şu anda, şimdi mi başlayacağını zannediyoruz. Acaba?

Faşist işbirlikçiliğe zaten itiraz edilmişti daha öncesinde, emperyalizmin her bir nüvesine…

Sonrasında Kenan Paşanın ressamlığına varıncaya kadar itiraz etmişti bu nesil.

  • Özal’ın o yozlaştırıcı liberal piyasacılığına, 
  • Tansu Çiller’in faili meçhullerine, 
  • emeğin yok sayılmasına, 
  • siyasal İslam diye dayatılan şeye, 
  • adım adım gelen zulme 
  • ve her öğesine itirazlar edilmişti hep. 
  • İtiraz etmek yeni bir olgu değil zaten hayatımızda, 
  • hani bunlar da itiraz etmek için edilen şeyler değildi, 
  • önermeden yapılan itirazların hiçbir kıymeti olmadığından çözüm yollarıyla, 
  • bir sınıf mücadelesi ekseninde söylenecekler söylenmiş, 
  • yapılacaklar da güç yettiğince yapılmıştı zaten. 
  • Mücadele devam da ediyor…

E-Bilete hayır! Yahu tabi ki hayır ama dar alanda kısa paslaşmalar bunlar ve adamlar hem hakemi satın almışlar, hem kendi adamlarına fena primler önermişler, hem de futbolun kurallarını keyiflerine göre değiştirmişler hem de bilmem ne…

Hay bin passo Çiko!

Bu konu bana Pollyanna fıkrasını hatırlattı.

Fıkra bu ya; Polly’ye tecavüz ederler. Ne görelim, karşıdan saçını başını toplayarak ve hiçbir şey olmamış gibi gelir bizimki. Durumu anlamaya çalışanlara izah eder iyimserliğini; oh oh der, neyse ki g.tü kurtardık.

  • E-Bilete hayır dedik 
  • ve direndik 
  • ve bir mevzi kazandık diyelim. 
  • Nedir? 
  • Bitecek mi fişlemeler, kara deftere işlemeler? 
  • Yukarıda yeni MİT yasasından bahsettiydim…

Üstelik her maçta tribünler zaten kayıt altında kameralarla, fotoğraf makineleriyle vs ile…

Yanlış anlaşılmaya, önemsemediğimden değil bu kelimeler, tersine çok önemsediğimden bunca lafı ediyorum. Sadece E-Bilet üzerinden bir tavır geliştirmek yetmeyebilir, diyorum.

  • Bir de şu var; 
  • örneğin Haziran süreminde (Gezi Eylemleri) suya sabuna dokun(a)mayan tribünlerin bu konuya dair sesleri pek inandırıcı olmayacak! 
  • Evet, sustun ve işte sıra geldi!

Yine de;

Mevzi kurulan her yer, gidilen her yol kıymetlidir…

Ama patikalarda kaybolmadan…

Ucube binanın kapısına penceresine değil tavrım, ta en temelinedir sözüm!

Ve evet, derdim itirazım bir tek E-Bilet değil, bu köhne yasakçılığın bizatihi kendisi, kökü kömeci.

Yazar: Editor