2012-10-23 12:20:47
muhalif hayat

Keşke

Cartoon Tv Clip Art

Keşke şu memlekete tuzukuru taifesinden olsaydık bir müddet,

Bir müddet sakin bir kafa ile sürseydi hayat,

Çok değil, üç beş zaman. Nasıl olurdu acep?

Keşke tek şikâyet ölümden olsaydı Cahit Sıtkı’nın dediği gibi şu devranda.

Keşke muktedirler kadar…

Yok,

Muktedirler kadar veya onlarla ya da onlar gibi olmaz.

Bize düşen mücadele etmek ise yapacağımız da ondan başkası değildir.

Şu TV’lere bakıyorum da…

Bre, nasıl bir kuşatmadır bu? Nasıl bir pervasızlık, nasıl bir aymazlık, nasıl bir kibir…

İktidarın gölgesinde nasıl bir rahatlık… ve nasıl ürküten bir kin korkutan bir nefret!

Ve aynı havayı soluyoruz.

Nuray Mert’ten bir alıntıyı paylaşayım hemen, tam isabet olsun:

Ben Türkiye'de muhalif olma talihsizliğine sahip olanlardan biriyim. Benimkinin en büyük talihsizlik olduğunu iddia etmiyorum - Türkiye'de birçok kişi farklı hükümetler ve politikalar döneminde, ama benzer bir otoriterlik altında yıllar boyunca eziyet gördü. Doksanlı yıllarda insanlar tam bir cezasızlık ortamında hapsedildi, işkence gördü ve öldürüldü.

Durum şimdi böyle değil. Zaman değişti ve umuyorum ki o karanlık günlere bir daha geri dönmeyeceğiz. Ama içinde bulunduğumuz vaziyetin de büyük bir gelişme olduğunu söyleyemeyiz. Bugün, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ordunun hegamonyasını ortadan kaldırdıktan sonra, artık "ileri demokrasi"de yaşadığımız söyleniyor. Oysa bu tanımın altında AK Parti, daha hafif biçimde ve farklı usullerde otoriter politikalar üretiyor. Ben böylesi politikaların son kurbanlarından biriyim...

Lafın yolu uzun, şimdilik bu kadar!

Yazar: Editor