2011-04-15 09:03:48
muppet show

“İlerde gelecek soru şudur: Devlet hâlâ bu kurumu taşımak zorunda mıdır? Bugünkü Türkiye’de devletin kadrolu sanatçısı olması gerekir mi? Bunu bütünüyle özel kurumlara terk etsek harcadığımız cari gideri doğrudan sivil toplumun bu organizasyonlarına mı versek? Sanatın yoğunluğu bu şekilde artar. Özel tiyatrolara yardım veriyoruz. Cari giderlerden kurtulsak sivil toplumun faaliyetlerine destek versek daha faydalı olur. Yılda 100 milyon TL cari masraflar var oysa 50 milyon TL’yi özel tiyatrolara dağıtsak her yer tiyatro sahnesi olur”

http://www.dijitalpr.net/resim/muppet.jpg

Üstelik eski arkadaşları tarafından tarihin en büyük döneği sıfatıyla anılan kültürün bakamayanı başbakanın kızının bir oyunu terk etmesi üzerine adeta padişahım çok yaşa nidalarıyla ortalığı velveleye vermektedir. Tabi padişahım çok yaşa derken bundan saray erkânı cemili cümle olarak sebeplenecektir, hazretin bakma eylemini aşıp bir başka mevziye yerleştiği de ayrıca görülmektedir.

Elem verici bir durum...

Tarihin bu en büyük döneği, ki bunu ben demiyorum arkadaşları diyor, bir sanat komiseri tavrıyla hem ders veriyor hem de tehdit ediyor. Tehdit ediyor, devlet tiyatrolarını kapatırız, diyor. İşte tam da size yakışacak bir davranış.

Size bahane mi yok ülkeyi orta çağa götürmek için. Bu bahane başbakanın kızı olabilir, başka bir şey de olabilir. Evet, bir sebeple siz devlet tiyatrolarını da kapatın, hatta sebepsiz kapatın bu daha dürüstçe bir iş olur! yekten yapın bunu yapacaksanız, öyle dolambaçlı yollara ne gerek!

Bir oyuncunun herhangi bir tavrından ki bu tavır ayrıca sorgulanır bir kusur varsa onun muhatabı yasalar da vardır, (galiba o oyuncu da neticede 657’ye tabidir). Ama bu, üstelik kendilerinin her yobaz kalkışmadan savunmaya geçtikleri gibi ziyadesiyle münferit olan bu olayda Türkiye Cumhuriyetinin kültür bakanının vardığı nokta, bu olaydan çıkardığı mesaj ne “manidardır”.

Bir yuh çeksem karşıki dağlar yıkılır mı ki?

Kartları açık oynayın efendiler, deyin ki biz devlet tiyatrolarının kapatacağız. Yerine yarı fiyatına kendi tiyatrocularımızı, topluluklarımızı bina edeceğiz, ama bu sanat olur veya başka bir şey olur, bir belediye başkanınızın da buyurduğu gibi tüküreyim böyle sanatın içine olur, bilmem ne olur, ama zannederim ki heyhat sizin paşa gönlünüz hoş olur.

Diyor ki hazret,

Seyirciye bakmayacaksın, oyununu oynayacaksın.

Öyle değil efendi, sizin dediğiniz çadır tiyatrosunda bile olmaz, bir ülkeden bahsediyoruz burada, her ne kadar arızaları olsa da bir devletten ve onun geleneklerinden ve onun en can alıcı ve kurumsallaşırken ne badireler atlatmış bir sanat kolundan bahsediyoruz. Bir kabile değil bu ülke, seyircinin de uyması gereken bir takım “nezaket” kuralları vardır.

Diyor ki hazret,

İnsan ağzında boğaz pastili veya çiklet taşıyabilir. Patlatmadıktan sonra buna kim niye karışabilir.

Olmasa efendim, tiyatrodan bahsediyoruz, sizin seçim mitinglerinizden değil. Sizin bu hoş gördüğünüzü olağan bir tiyatro seyircisi yapmaz, ama hangi kitle, kimler yapar? Siz bunun cevabını biliyorsunuz.

Diyor ki hazret,

Kaldı ki biz niye sahneyi aydınlatıyoruz da seyirciyi karartıyoruz. Sen seyirciye bakmayacaksın, oyununu oynayacaksın.

Vay be! Sadece bu sebepten de olsa o karatma ve aydınlatma, yine de seyircinin adabınca oyunu izleme mecburiyeti vardır, bu mecburiyet yasalarca sabitlenmiş olmasa da… Ama hadi sizin dediğiniz gibi olsun, padişahım çok yaşa…

Yine yazıyorum. Bu olay bir oyuncu ve seyirci arasındaki (o oyuncu kim olursa olsun, o seyirci kim olursa olsun) bir nezaket veya nezaketsizlik meselesidir. Ama bu ülkenin kültür bakanı kendine bu sıradan durumdan müthiş bir vazife çıkarmıştır. Bir hazin profilin analizini pek net veren şu sözleri buyurmuştur, ötesi kendilerinin de içinde olduğu bir kukla gösterisidir.

Diyor ki hazret,

“İlerde gelecek soru şudur: Devlet hâlâ bu kurumu taşımak zorunda mıdır? Bugünkü Türkiye’de devletin kadrolu sanatçısı olması gerekir mi? Bunu bütünüyle özel kurumlara terk etsek harcadığımız cari gideri doğrudan sivil toplumun bu organizasyonlarına mı versek? Sanatın yoğunluğu bu şekilde artar. Özel tiyatrolara yardım veriyoruz. Cari giderlerden kurtulsak sivil toplumun faaliyetlerine destek versek daha faydalı olur. Yılda 100 milyon TL cari masraflar var oysa 50 milyon TL’yi özel tiyatrolara dağıtsak her yer tiyatro sahnesi olur”

Vah!

Yazar: Editor