Koltuk, Taraftar ve Namludaki Mermi

Tribünlerin koltuklanması aslında iyi gelmedi taraftara; Köroğlu misali “tüfek icat oldu mertlik bozuldu.”.
Öfkenin sınırında, eline koltuğu geçiren sahaya yolcu ediyor. Eskiden öyle miydi, diyeyim ben de “nerede o eski bayramlar” kıvamında… Ayakkabı atılırdı, şemsiye atılırdı, bozuk para, çakmak atılırdı, su şişesi, sonraları modası geçmiş cep telefonları atılırdı (özellikle ayakkabılar top toplayıcı çocuklar tarafından tribüne iade edilirdi). Bunlar yine de atılıyor, ama ilgi koltukta… Bir de atılan diğer nesnelerin maliyeti direkt bize yansıyor, koltuk öyle mi? Dedim ya “mertlik bozuldu”.
_______________________
Peki, son tahlilde taraftar ne yapar? Polis gaz bombasıyla hitap ederken, copla, tekmeyle… Taraftar elinde hiçbir şey kalmadığında, o anda namluya kendini sürer ve sahaya atar.
Bu da bir tür “koruculuk” değil midir? Takımını koruduğunu zanneden bir gönüllü hizmet… Ama bu gerçekten gönüllü hizmet, parasız, safi yürek…
Bu tür “eylemler” her tür tribünde oluyor. En yücesinden, en küçüğüne kadar… Galatasaray tribünlerinde de görülüyor, Van’da da, Adana’da da, Karşıyaka’da da… Diğer ülkelerde de…
Bu meselenin çözümü ulusal, hatta evrensel boyutta aranmalı. Çözümün nasıl olacağını Faik Gürses gibi futbol kanaat önderleri(!) düşünsün, ama insani düzeyde bir çözüm düşünülsün (Gerçi onların formülü hazır; fakirler TV’den izlesin – o da nasıl olacaksa-, tribüne elit, zengin taraftar gitsin, bakın bakim olay çıkıyor mu? Oysa tuzu kuruların daha rahat olay çıkardığı geçmişteki olaylarla sabitlenmiştir)
_______________________
Fakat her şeyden önce takımlar ve taraftarlar sahada her anlamda “eşit koşullarda” mücadele ettiğine inandırılmalı. Sonra da taraftar, gerçekten sadece takımını, o formayı sevdiğine, kişisel bir hırsla, ille de başarıya sevdalanmadığına kendini inandırmalı.
Yoksa tribünlerde mertlik iyiden iyiye bozulacak ve kıyamet o zaman kopacak…
Vaziyet ne kadar rezilce olursa olsun,koltukları oturmak için kullanıp ayakkabıları da Bush'lara saklayıp sahaya sadece “konfeti” atalım, diye bitireyim.

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























