2017-04-15 05:48:56
ne derlerse onun tersi veya şanso panza olmak

 sancho panza art ile ilgili görsel sonucu

Kim Kazanacak?

Futbol âleminden iki örnek geçeceğim. Gerçi her iki vakayı da herkes duymuştur, yine de bu iki şey hakkında bir şeyler deme ihtiyacı duydum ve diyeceğim.

Aslında futbol âleminden değil de iş âleminden. Yani…

Futbola sızmış, ama tribüne değil, güya yönetmeye(!) ve güya yorumlamaya(!) sızmış iki mahdum üzerinde duracağım.

İki mahdum.

İki zade. Belki, hakikatte, zede, ne bileyim.

İki mirasyedi.

İki tuzu kuru.

İki babasının oğlu.

İki muktedir tebessümü.

İki istikrar düşkünü.

İki iktidar tekellümü.

İki sermaye yekûnu.

İki evete muhibbi.

İki şey.

İki.

1950’li yılların muhalif bilim adamı Şefik Uzungece, fakülte çıkışında çapraz ateşle öldürülmeden daha önce, tek çocuğu Cahit Uzungece’ye, sana bir şey bırakamadım Cahit, demişti; Kebapçı Mesut Silindir’in mekânında, bilmiyorlardı ya, birlikte son rakılarını içerken…

Kim bilir baba, demişti Cahit, belki çok şey bıraktın, şimdiden…

Sanki… Evlatlarına paradan başka pek bir şey bırakamamış babaların muktediryen evlatlarının ülkesi, bugünlerde…  Yazının sınırları içinde bir gönderme olsun bu.

Biri bağımsız bir spor kurumunun, yani kâğıt üzerinde bağımsız, başkanı yani güya başkanı, farz edelim ki başkanı, mesela yani seviyesinde.

Diğeri, genel görüşe ve iddiaya göre, baba parasından başka hiçbir meziyeti olmayan maç yorumcusu… Futbol yorumcusu demeye dilim varmadı, futbola hürmeten… Devlet kanalında, hani denir ya hepimizin vergileriyle ancak yürüyebilen bir devlet kanalında, yani öyle, gönüllü partili bir yorumcu, yani yorumcu… Kendi deyişiyle, bir ticaret adamı olarak bütün ekmeğini yorumdan kazanmayan bir yorumcu…

Muktediryenliğin ve mirasyediciliğin çiğ küstahlığıyla, dobra adamı oynamaya çalışan, yani çalışan bir nevi patavatsız…

Aslında bu halleri anlatmaya bir sıfat yeter.

Soyut kalsın.

Nasıl olsa soyut şeylerden ibaret mahdumlar.

Ardında bir isim olmadan birer hiç olan sıfatlar… Yorumcu, mirasyedi, tüpçü gibi… Sıfatlar ki tek başlarına kalamazlar, isimsiz yapamazlar…

Nedir?

Şöyle kısaca geçiyor Başkanımsı olan:

“Daha güçlü bir Türkiye için 17 Nisan sabahı evet diyen bir Türkiye ile uyanmak dileğiyle…”

Desin. Hakkıdır. Ama icap eden, o mevkiden istifa edip de bunları demesidir. Veya deyip de istifa etmesidir. Genel itiraz bu…

Bay diğeri ise özetle şöyle geçiriyor malum bir TV’deki propaganda faaliyetini:

“Siyasi istikrarsız olduğu zaman yatırımcı gelmiyor. Haklı olarak gelmiyor. Biz Suriye’yi nasıl görüyorsak onlar da bizi öyle görüyor. Kime zararı var? Bu ülkeye yatırımcı gelmesi lazım. Gelmesi için de güvenmesi lazım. Ya düşünebiliyor musunuz? Iııhh… 15 Haz… şeyde 15 Nisan’da bir hayır kararı çıktı tekrar bir kaos... 2017’yi zaten kaybettik. 2018’lerde ne olacağını konuşacağı artık. Hani bu olur olmaz. Ben ticaret adamı olarak bütün ekmeğimi buradan kazanmıyorum. Ben çok ilgilendiren bir konu 15 Nisan Referandumu.”

Böyle diyor.

Neyse ki referandum 16 Nisan’da…

Bir vatandaş yorumu da aslında her şeye noktayı koyuyor: “Çok açık, Evet çıkarsa bu para babaları kazanacak, Hayır çıkarsa halk kazanacak…”

Bunun üzerine laf söylenmez artık.

 

Yazar: Editor