2011-01-11 21:50:48
ne desek laf
                             Münazara Cengâverleri

 

Evet, Egemen Bağış’tan gireceğim bu yazıya. Modern zamanların devlet adamı dediğin böyle olur. Karizmatik! (Bu karizma kelimesi de amma yalama oldu bre! Memleket karizma siyasetçi, sanatçı, sporcu bilmem ne dolu.) Öyle, bir kere karizmanın en hası. Esas oğlanı o âlemin. Bakmayın siz Wikileaks’in onun ve benzerleri hakkında ifşa ettikleri cahil, çapsız mealinden sözlere. Olur mu öyle şey. Hım, ayrıca en güzel seslerinden sahibinin. Adeta küçük Tayyip… Allah’ım esirgesin. En demokrat ve özgürlükçü. Ayrıca bir nevi Cem Yılmaz. Öğrencilerin yumurtalı eylemini nasıl da sarakaya aldı zekice. Muhakkak ki hazır cevap. Bu özellik münazara çocuklarının şah damarı, en yıpratıcı silahı. Bu konuda bir eğitim aldıkları kesin.

Denir ki; önce bir fikri açacaksın, sonra diğeri karşı fikirleri çürütürken yeni fikirler açacak argümanlarla falan, sonraki de tarumar edecek adamları çürütmeleriyle, sonra da bir özet. Arada rakibi bozacak çıkışlar, ani sorular, gerekirse üçlü saldırmalar. Bol soslu demagoji… Lakin münazara mantığının en hazin yanı hiç inanmadığın fikirleri de savunabilecek bir manevra kabiliyetine sahip olmak veya böyle bir maharet geliştirebilmek, geliştirmeye müsait bir meşrepte olabilmek. Neymiş, karşı fikirlere de böylece vakıf olmak… Tamam da niye tartışarak savunayım ki? Omurgasızlaştırma böyle bir evrim sürecinden geçiyor zannederim. Alayı köşe yazarının sancılı dönemlerinden birine denk gelir. Neyse, dağılmadan gidelim. İşte öyle bir rahle-i tedrisattan geçip gelmiş olma ihtimalleri ziyadesiyle yüksek bu münazara çocuklarının. Dedim ya demokrat özgürlükçü ama zalim...

Hani öğrencilerin jopa maruz kaldıkları o sahneler vardı ya. Hatırlarsınız hazretin latif, veciz sözlerini. Ne demişti? Polisler saldırıya uğradı. Bir tür nefsi müdafaa demeye getiriyor. Yahu biz hangi maçı izledik öyleyse. Keşke Erman Toroğlu bir baksaydı görüntülere. Ne derse kabulüm. Bağış’tan vâkıf olduğu kesin.

En son faşist milliyetçiliğin Rum versiyonunun Pınar Karşıyaka basket takımını Güney Kıbrıs’ta bir maçta taciz etmeleri sonrasındaki siyasi süreçte Bakan Bağış aymazlığının zirvesini yaptı. Güney Kıbrıs’taki milliyetçi tazyik Başbakanın devreye girmesiyle son bulmuş. Böyle bir laf! Aczin itirafı mı desem, yağcılığın son hali mi desem Ama yukarıda zaten sahibinin sesi demiştim. Devlet yok, dolayısıyla onun bir kudreti yok, dış ilişkilere dair bir siyaset, taktik, strateji, gelenek filan yok, hükümet yok ulan hiçbir şey yok memlekette ama neyse ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan var. Bir de Egemen Bağış. Çok şanslı bir milletiz!

Öyle...

Münazara çocukları da diyebiliriz onlara; ama bildiğimizden çocuk değil elbet. Herif! Kelli felli adamlar. Devler erkânı. Ama işte meselemiz üslupları ya!

Bir de Hüseyin Çelik var. Her şeye bir cevabı olan adam... Anında. Hükümetin her bir eylemi elbette cansiperane savunulacak. Arada “amalı” bir parmak bal çalma. Eski Dyp’li, sonradan Akp’li! Muhtemelen siyasi istikbali sezen ticari bir zekâ! Hep iktidarın yamacında, kıyısında, kısmında, kucağında… Şöyle ki; 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oluyor. Aynı yıl Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne asistan olarak giriyor. Sıkı durun, o geliyor. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi'nin kadrosuna geçiyor. 1988–1991 yılları arasında Jön Türkler üzerine doktorası ile ilgili araştırmalar yapmak üzere İngiltere'de bulunuyor. Hıza bakın lütfen. Durmuyor. Aynı zamanda Londra Üniversitesi, School of Oriental and African Studies'de Turkish Politics bölümü MA programına devam ediyor.

1991'de Yeni Osmanlılar Cemiyeti ile ilgili araştırmalar yapmak üzere Belçika, Hollanda, Almanya, Avusturya, İsviçre, İtalya ve Fransa'da bulunuyor, Ali Suavi ve Dönemi konulu doktorasını tamamlıyor. 1992'de Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde yardımcı doçent, 1997 yılında ise; doçent oluyor. Son olarak Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde öğretim üyeliği ve bölüm başkanlığı yapıyor. Tam burada bir soluklanırız sonra da bir “Vay anam!” deriz. Durmak bilmeyen bir yükseliş! Eminim ki sadece kendi çabası, çalışkanlığı ve dehasıyla. Ve fakat Türk-İslam sentezinin deli bir pirim yaptığı yıllar… Kendisi de Recep Tayyip Matruşkasının bir merhalesi, parçası mı desem, kopyası desem de olur. Münazara şampiyonlarından… O dakika neye inanıyorsan onu savun. İtirazlı ve ayar veren zorlu bir soru karşısında manevralı bir yaklaşım, “ama”sı eksik olmayanından ama. Her muhalif çıkışla dalga geçen bir eda, laf sokma üstatlarının son cengâveri. Hani ayıp olmasa Şair Eşref’e, Neyzen’e; ruhlarını muhtereme havale etmişler diyeceğim. Zarif bir mizahi zekânın, alçak gönüllülüğün bu taraftaki eksikliği de ayrıca mani oluyor bu hamleme.

Diyeceğim, yeni devlet adamları böyle çalıyor sazı. Neylersin ki dinlemek mecburi bu aralar.

Bir de İngiliz vatandaşı olduğu iddia edilen bir bakanımız var. Ne bileyim, ben iddianın yalancısıyım. Malumumuzdur. O da pek hevesli münazara takımının bir üyesi olmaya. Ama onun daha alması gereken çok yol var. Fakat ufaktan giriyor fotoğrafa aslan parçası. Benzin 4 liraymış, diyor o benzer itici edalarıyla hazretlerin, ben görmedim diye ekliyor. Neyse ki televizyonlar bu konuşmanın arkasına fon yapıyor benzin pompasındaki fiyatı.

Adamlar o kadar rahat ve güvenle konuşuyor ki, hani böyle bir kanıt olmasa inanacağız kendisine. Demem o ki. O tarafta işler vahşi bir taktikle seyrediyor. Fazla mağrur ifade ediliyor. Kimse burnundan kıl aldırmıyor. Herkesle dalga geçiliyor. Hiçbir hak arayışı onlar için bir anlam teşkil etmiyor, kendilerine dair değilse… Hiçbir demokratik talebin kıymeti yoktur, kendi sözlüklerine uymuyorsa. Hiçbir özgürlük, özgürlük değildir kendilerini tarif etmiyorsa… Bu münazara çocukları listesine Arınç’ları, Kuzu’ları, Bay Beşir’i, Çiçek’i, Şahin’i dâhil etmedim bu yazının olanakları içinde. Yoksa liste pek kabarıktır. Neyse…

Bunlar dalga geçedursun. Daha çok yumurta yiyecekler kafalarına, gözlerine. Bir neslin gazabı o yumurtaların adaletiyle de çökecek üzerlerine. Fikirsiz lafazanlığın lastiği fena patlayacaktır. Tarih o münazara çocuklarını aynı zamanda kifayetsiz muhterisler olarak da kaydedip anacaktır. Kimseler anmasa ben öyle anacağım!

Hadi bakalım…
Yazar: Editor