2012-04-28 09:00:34
netice itibariyle

Ve Böylece III

Şöyle devam edeceğim bir alıntıyı kendime de nüfuz ettirerek. Yaşadığımız şu ahval ve şeraitte âdemoğlunun bir şeyler üreten, yapan, eden kuvvetlerinin gelişimi, hatta nefes alması sona erir olmuştur. Öyle abi!

Örneğin mobilyacı kuzen o lanetli, o en geri hatta yaşamını sürdürmeye, bildiğin mahkûm olmuş durumda. Zulmün tam da istediği yerde duruyor; ailesinin karnını doyurma kavgasında! Buraya mahalledeki tüm arkadaşlarımı ekleyebilirim bu manada; döşemeci, marangoz, duvarcı, sıvacı, seramikçi, bahçeci, oymacı, demirci, kaportacı, tesisatçı, elektrikçi… (Ugh! Saydığım kadroya bakınız! Acaba bir müteahhitliğe girişip onları çalıştırıp böylece zenginleşip gemiciğimi kurtarıp…)

İnsani yaşam koşulları onlar için sadece birkaç kelimedir bu esnada. Güçsüz kalmış durumdalar (durumdayız, zira saydığım arkadaşlar bensiz bir şey yapamazlar: ) tersinden akseden aynadaki o mendebur örgütlenmenin karşısında.

Bunun yanında o teknolojik gelişmeler bahsettiğimiz insanların hayatının debisini yükseltecek yerde elbette efendilerin hanesine kasalar dolusu Dolar, bilmem ne olarak kaydolacaktır. En yalın örnekten gidersem; bilgisayar, bilmem ne destekli o özel servislerin karşısında bir Cahit dayımın tamirci-öndüzenci olarak o sektördeki ataklara katılması ne mümkün.

Hele yanında çalıştırdığı ustanın, kalfanın, çırağın… Bırakın, bizimkilerin kalesi adeta Malta milli takımının kalesi! Yahu yerli veya yabancı sermayelere karşı şu İstikbal’lere, İkea’lara, Ford’lara, Mercedes’lere Real’lere, bilmem nelere karşı, çıkıp top oynayacaklar ha! Vah! Bizim Bakkal Özcan 10 kere iflas etti şu 30 senede; içkisi yok, kumarı yok, bir şeyciği yok.

Teknolojilerin bir insanlığa değil de savaşlara hizmet etmesinden bahsetmiyorum bile. Onu da Demir Adam’ı filan izledikten sonra yazarım.

İnsanlığın Krizi

Biz âdemoğullarının kelimenin tüm manaları ve hayatın bütün hallerindeki bunalımları, dertleri, sıkıntıları falan çalışıp üretenlerin sazı ellerine alamamalarına bağlıdır, diye güzelce iskele edilir konu. Üreten insanın aynı zamanda yöneten insan olmaması bizi bir krizden ötekine yuvarlayacaktır, diye ilave edilir.

Böylece o ağır babalar, top gibi oynamaya devam edecekler bizle. Ve her defasında daha şiddetli, zalim tahta burun tekmelere maruz kalacağız. Kalıyoruz da. Bir de yediğimiz o tekmelere milli ve manevi vuruş teknikleri eklemiyorlar mı? Ah ulan, en çok da işin bu sefil taktiği can yakıyor.

Problem tabi ki lokal değil, bu sebepten lokal anesteziyle de hallolmaz. O İkea, Ford, BMW bir Adana’da örgütlenmemiş ki. TV’den gördüm, başka şehirlerde de var bunlar.

Hem bir baktım Yunanistan gider oldu. Portekiz’i Cristian Ronaldo bile kurtaramaz deniyor. Lakin kimse kendini bir başına kurtaramaz, evet. Bunu ben demiyorum. Yaşayıp tecrübe sabitleyenler, meseleyi prensipleriyle de analiz edip konuşmuşlar. Ben de kendi küçük hayatımda tanık olduklarım ve yaşadıklarımla somutlaştırıyorum işte!

Uluslararası bir emperyal virüs söz konusuysa ve böylece aynı sınıfın insanlarını bir bir vuruyorsa, sürekli bir yıkımı yaşatıyorsa âleme; bunun karşısına gemisini kurtaran kaptanı bir Süpermen olarak koyup kendi göbeğini kesmeye çalışmak en terbiyeli ifadeyle saflık olur. Sahi lan, şu süper kahramanlar da efendilerin değirmenine su taşımaktalar mecazen de olsa.

Evet, bizim ve bizim gibilerin ömründe sürekli bir zulüm varsa dünyanın her yerinde; bunun karşısında dünyanın yine her yerinde geçerliliği doğal olan devrimin sürekliliği de var olacaktır tabiatıyla. Bunu ben de kelimelerin ötesinde bilmek zorundayım; bizim Köşker Kaskas da, Oymacı Ali de, Öndüzenci Cahit de, Mobilyacı Hüseyin de, Tornacı Kamil de, Bahçeci Cemil de, havancılık yapan Yunus da, Portekizli Ronaldo da, Cengiz Hoca da, Kumcu Yusuf biraderim de… 

Yazar: Editor