2017-09-09 14:47:44
o şapkadan o tavşan çıkmaz

Saat gecenin üçü, yastığa başımı koyup uyumaya çalışıyorum.

Sonra oynadığı ilk 3 maçta gol dahi atamamış Gazişehirden üstelik hak ederek 4 tane yediğimiz geliyor aklıma.

Ruhum daralıyor kalkıp balkona geçiyor bir sigara daha yakıyorum.

 Kafamda binlerce deli soru var,

Ben bir taraftarım,

Beni hangi oyuncunun bilmem kaç bin Euro ya alındığı değil sahada ilk 2 hedefine katkı koyup koymayacağı ilgilendirir.

Ben bir taraftarım,

Ben sahada kaplanlar gibi mücadele eden oyunculardan kurulu bir takım ve bu takımı maksimum verim alacak şekilde sahaya süren, yöneten bir teknik kadro görmek isterim.

Ortada oynanan ikisi içerde, ikisi dışarıda 4 maç var.

İçerde oynanan 2 maça bakıyorum acaba ilk 2 hedefine ulaşabilir miyiz diye umutlanmaya çalışıyorum.

Sonra dönüyorum deplasmanda oynanan 2 maça bakıyorum acaba küme düşer miyiz diye endişeleniyorum.

Sonra sezon başına dönüyorum;

Ortada küme düşmüş elinde 10 yabancısı olan bir takım var.

Yapılması gerekenler belli,

Bunlardan beşi kalacak diğer beşi gidecek ya da gitmeli.

Sonra, eksik mevkiler belli mi?

Belli

Nedir?

Sol bek yok takımda

Renan dışında ön libero yok takımda

Ofansif orta saha yok takımda

Kiralık yabancımız gitti öyleyse kanat yok takımda

Forvet yani bitirici bir Santrafor yok takımda

Bunlardan başka, gidecek yabancıların kadro planlamasına göre yerlerine alınacak yerli oyuncular.

Biz ne yaptık?

Biz ne yaptık, Hayrullah gidecek madem, oraya Fevzi’yi aldık sonra gönderilmesi planlanan Hayrullah kaldı diye Fevziyi tekrar elden çıkarttık. Bunla da yetinmeyip yabancı fazlalığından dolayı ilk alıcısına Goranı kiralık gönderdik.

2 sol bek aldık alt liglerden. Sonra baktık ki bunlardan ne köy olur ne kasaba apar topar birini gönderdik döndük sezon başlarken Gökhan süzeni aldık.

Stoperlerden Ramosu maliyeti en yüksek oyuncu diye elden çıkarttık o bölgeye sadece Onuru aldık

Digaonun mevkisine alternatif oyuncu olarak onu zorlayamayacak Uğuru aldık.

Ofansif Orta sahaya sadece Yeneri aldık ama o bölgeden gitmesi gerek yabancılardan Koman gönderemedik üstelik Samicanı ve Cemi alıcıları çıkınca sattık.

Kanat oyuncusu Abdulazizi aldık bu mevkiye

Forvet olarak Bahattin Köseyi aldık, sonra Oğuzhanı aldık.

Bu arada bin bir zorlukla yabancı sayımızı yediye kadar düşürdük.

Düşürdük ama onların mevkisinden boşalan yerlere ve takımda kadro derinliğiyle rekabeti yaratacak oyuncu transferlerine ya ihtiyaç duymadık ya da bu transferleri  gerçekleştiremedik.

Sezona kim olduğu nereden bulunduğu belli olmayan bir Azeri Hocayla başlamak sonra onun yerine Nöbetçi Hocamız Eyüp hocayla devam etmek, sonrada Kemal  Hocanın gelmesini saymıyorum bile.

Kemal Hoca sürekli verdiği röportajlarında 3-4 oyuncu transferi gerçekleşecek gibi beyanatlar verse de en son Ankaragücünde sezona başlayan,  yeterli görülmediği veya hazır olmadığı düşünülerek gönderilen Sercan Kayayla transferi noktaladık.

Hedefi ilk 2 olan bir takım için bu transferlerin yeterli olmadığını biz taraftarlar düşünsek de, Sayın Başkanımız ve yöneticilerimiz yeterli olduğunu düşünmüş ki dün itibariyle transfer sezonu sonlandı ve sezona bu şekilde başladık.

Transfer tahtası kapalı, hazır olmayan ve hedefi sadece ligde kalmak olan Denizliyi yendik ve ilk deplasman da ilk ciddi rakibimize 0-3 gibi bir skorla yenildik ki hepimiz bu mağlubiyeti 10 kişi kalmaya bağladık. Megaye ye kızdık Ciddiyetten uzak davranışı nedeniyle.

Ha bu arada takım içi disiplin sorunu olduğu muhakkak ki görülen sarı kartların tamamına yakını pozisyon gereği görülen kartlardan uzak disiplinsizlik ürünü ki, bu konu ayrı bir konu, buna da ayrıca bir başka yazıda değiniriz.

Devam edelim,

İçerdeki Ümraniye Maçımız var sırada,

Kadroya bir baktık, Renan yedek, ilk yarı Allah korudu da fark yememiz gereken maçta korkulan olmadı.

Maçı çevirdik ve umutlandık, kaçanları düşünüp, fark atacağımız maçtı dedik.

Ve bu ruh haliyle verilen araya girip takımın daha oturacağı ve güçleneceğini düşünerek 3 maçta gol dahi atamayan Gazişehir maçı için ümitlenerek oradan alınacak 3 puan sonrası içerde kazanılacak Manisa maçıyla Derbiye çıkacağımız konusunda pembe hayaller kurmaya başladık.

Gazişehir de misafir umduğunu değil bulduğunu yedi ve 4 gol yiyerek acıda olsa gerçekle yüzleştik.

Peki neydi bunun sebebi?

Bu maça mı konsantre olamadık?

Bence evet, en azından rakip bizden daha fazla konsantreydi ve bu maçı bizden daha fazla istedi.

İyi çalışmıyor muyuz?

Bu konuda bir yorum yapmak belki taraftar olarak haddimizi aşar ama görünen o ki, diğer takımlar bizden daha fazla hazır.

Hatalı 11 mi kuruluyor?

Bu soruya naçizane bir taraftar olarak, kendi fikrim evet hatalı kadro kuruyoruz. Vinicius dururken, üstelik yedek bekleterek, kanat görevini G. Merale vermek şapkadan tavşan çıkartmaya çalışmakla eş değer.

Oyun sistemimiz mi oyuncularımızın oyun yapısına uygun değil?

Bence evet, Şahsi fikrime göre;

Şampiyon olduğumuz sene zehirli sarmaşık olarak adlandırılan oyun yapımıza acilen dönmemiz, sabırla bekleyen, rakibe oyuna hâkim olduğunu hissettirirken dikine hızlı kontratağa çıkarak rakipleri yenen oyun yapımıza geri dönmemiz gerekiyor.

Oyuncularımızda disiplin zafiyeti mi var?

Bence kesinlikle var. Sorumluluktan kaçan, koşmayan pres yapmayan durağan futbol oynayan ve üstelik gereksiz itirazlarla kart gören, rakip takım oyuncularına kafa ya da dirsek atan oyuncularımızın uyarılması, futbolun sertliğinin rakibe değil topa olması gerektiğinin anlatılmasının gerektiğini düşünüyorum.

Taraftarımızın küstürülmesi, stada gelmemesi gibi konuları sadece Turbeylere bağlamanın da kolaycılık olduğunu, haklı haksız gibi konulardan bağımsız hepimizin, benim, senin, onun, bizim, hepimizin, Başkanımızın, yöneticilerimizin de dahil şapkamızı önümüze koyarak düşünmemiz gerektiği inancını taşıyorum.

Umarım bundan sonraki yazılarımda daha olumlu konuları yazma fırsatı bulurum.

Necati Katıçelik

Yazar: Editor