2014-11-06 16:56:36
öğrenmek üzerine

Yumuşaktır zannettiğimiz 2 maçtan 1 puanı zar zor aldık.

İlkinde son nefeste geldi o tek puan ikincisinde boyumuzun ölçüsünü fena aldık.

Peki Denizlispor? Bana göre bu maç da yumuşak maçlar kategorisinde, rakibi bundan daha kıvamda bulamayız 3 puan alma işinde.

Efendim, Altınordu maçında öğrendik, sadece koşmanın bir işe yaramadığını, çünkü bir takım çıkar ve senden daha çok koşarak o kozunu elinden alır.

Aynı maçta, sadece mücadele etmenin de bir işe yaramadığını öğrendik, zira yine bir takım çıkar senden çok mücadele eder ve o meziyetini de elinden alır.

Bir takım her ikisini sana karşı yapınca da ortaya 3 gollü bir yenilgi çıkar. Dilerim bu maç son kredimizidir, evimizde kaybetme hususunda.

Koşma ve mücadele doğru adamlarla yapılırsa bir işe yarar galiba, şahsen ben bunu Altınordu maçında öğrendim. Evet, öğrenmenin yaşı, zamanı ve mekanı yok.

Denizlispor'u biz bu 24 kişilik kadro yapısıyla yeneriz, hatta Altınordu'nun bize yaptığını biz Denizli'ye yaparak yeneriz!

Amma velakin bunun oyuncu gerekleri var kanımca.

Kaleden başlayacağım doğal olarak.

Bir kere "Adanaspor kaç gol yerse yesin maça dönüş yapar" algısı yine Altınordu maçıyla yıkıldı.  Bu arada ordu'lardan çektiğimiz nedir bre! Devam edeyim, Atilla ile kafadan 2 gol kalemizde, eğer bunu göze alıyorsa ve ben en az 3 gol atarım diyorsa Levent Hoca yine genç Atilla'yı kazanmaya çalışsın, ama dikkat etsin genç Atilla'yı kazanmaya çalışırken geçen her gün kariyerini kaybediyor ve Levent Hoca bu kaleci çelişkisini hep yaşıyor ve kaleci konusunda hep kötüye gidiyoruz, hep kaybediyoruz;

örneğin Tolgahan tartışılırdı ama ondan sonra daha kötüsüne teslim etti kaleyi, Zülküf'e. Daha sonra ondan kötüsüne devretti kaleyi Günay'a, derken efendim en nihayetinde bunların içinde en kötüsüne yıktı kaleyi. Nasıl bir düşüştür bu bre! Bence bunun dibi yok artık. Kaleyi Atilla'dan daha 2. haftada almalıydı, almadı ve bu sahnenin baş sorumlusu oldu Levent Hoca! Hatasından dönmezse ligi kaybetmeyi geçtim küme düşmemeye oynarız yine!

Gelelim Uğur'a. Ne yazık ki Uğur da bir maç görünüp 7 maç kaybolanlardan. Samsun'daki kırmızısını saymıyorum, şu son maçı neredeyse tek başına verdi (kaleci gençlerimiz ve Fatih ve Karmil'le ama). İlk golde yaşıtını fena kaçırdı solundan dönmeye fırsat bile bulamadı, ben bu sahneyi Manisa maçından mı hatırlıyorum ne? Pozisyonun devamında yapacak bir şey yoktu çünkü kalemiz gol yemeye zaten hazırdı. Aynı Uğur son golde yine doğru hamle yapamadı ve yaşıtına bir de penaltı yaptı. Penaltının gol olması için de topun çerçeveyi tutması zaten yetiyordu, öyle de oldu.

Neymiş, her genç oyuncu istikbal vaat etmiyormuş. Aynı eleştiriler Samican ve Cem için de geçerlidir. Samican sadece GBB maçında bir gol pası kesti nefis bir hareketle, o kadar. Cem de sadece Demirspor maçında göründü, yine o kadar!

Altınordu gençlerini fena kıskandım...

Ah Karmil, sen nasıl bir hayal kırıklığısın üstat? Oysa sakalın da var, yetmiyormuş o sakallar futbol oynamaya. Oraya Yiğitcan diyorum, formayı çok istiyor ve bence hak ediyor, şu kadro itibariyle en iyisi o!

Ozan idare eder diyorum, keşke Merthan olsaydı. Evet, razı olduğumuz sahne böyle dostlar.

Samican, Cem ve Luis ve Fatih aynı anda dört benzemez ve bu el oyun kazanamaz, sakın rest çekilmeye bu kağıtlarla. Fatih için düşüncelerimi çok yazdım, maç alır ama tek başına maç alamaz ve yatay oynayarak fayda sağlayamaz, sadece uzun toplarla da bize ilaç olamaz.

Ve Marko bu takımda orada neden oynamıyor bendeniz bu esnada Fransız kalıyor ve hiçbir şey anlamıyor! Enteresan... 

Keşke Hakan'da biraz ısrar edilseymiş, Olcay da parlayıp sönen saman alevi, Tevfik hakkında net fikrim yok, Fevzi'nin dönüşü muhteşem olmadı.

İleriye diyecek hiçbir sözüm yok, zira ortada pişmeyen forvete hiç düşmez, bir futbol maçında da forvet için kendin pişir kendin ye diyemeyiz dostlar.

Yazacağım bunlar. Levent Hocanın işi benimkinden zor, gördüğüm kadarıyla güvendiği dağlara henüz kasım başında kar yağıyor.

Yazar: Editor