2011-12-13 21:02:52
ona dokunma

Keşanlı Ali Destanı, Piç Edilmesin!

 

Keşanlı Ali Destanı epik tiyatromuzun başyapıtıdır. Bu kadar net söylüyorum. Ona yaklaşan bu tarzda bir eserimiz yoktur. Haldun Taner’den…

  • Zoraki bir kahramanın hikâyesini yazıldığı dönemin 
  • sosyal siyasal olay ve olgularını zarifçe anlatır. 
  • Tabi söz konusu Haldun Taner olunca 
  • işe tatlı bir hiciv de karışır. 
  • Ne güzel girilir hikâyeye;

“Sinekli Dağ burası, şehre tepeden bakar,

Ama şehir uzakta, masallardaki kadar.” diye.

  • Yoksul Sinekli’yi ve hanelerini anlatır, 
  • Ali ile Zilha’nın aşkını anlatır; 
  • bir destan nasıl yaratılır, 
  • inceden onu anlatır, 
  • kondular üzerindeki akbaba müteahhitlerin tilki hesaplarını anlatır; 
  • bakınız onlar hep vardır, reklâmlarda utanmazca boy gösterirler “yaptık oldu” diye.

Kahraman doğulmaz, kahraman olunur; hatta şöyle diyelim, kahraman “oldurulur” hissesidir Keşanlı Ali Destanı’nında oracıkta duran.

  • Destanlar yazmaya, 
  • kahramanlar yaratmaya teşne yanımıza bir göndermedir. 
  • Ama altına bakınca hepsi Ali Cengiz oyunudur, 
  • Haldun Taner’in de dediği gibi:

“Böyle işte her destan, Destan işin afyonu

Kaldırdı mı altından, Ali Cengiz oyunu.”

Bazen komik, bazen trajik, bazen efkârlıdır; ömrümüz gibi.

Bildiğiniz gibi bu eser de dizi oldu. Duyunca, hissettiğim kederi hakkaten anlatamam. Tüccar sanatçımsı televizyoncu yapımcı ve dizi oyuncularının kural, ahlak, sanatsal kaygı, esere saygı tanımadan güzelim hikâyelerin piç edilmesinde nasıl işbirliği yaptığını biliyoruz.

  • Keşanlı’nın da sonu budur. 
  • Eser, insanların belleğinde şu adamların anlattığı yani onların iğdiş ettiği gibi yer alacaktır. 
  • En fazla üç bölüm olabilecek bir oyun bakalım kaç sezonluk dizi olacak? 
  • Ben, olmaz böyle bir şey, diyeceğim; 
  • tabi ki muhteremler de yine, biz yaptık oldu diyecek! 
  • Hem eyvah, hem de vah ulan! 
  • Hay sizin sanat aşkınızı Haldun Taner’in ruhu… 
  • Hayır, sadece öpsün.

Çağrım şudur; diziye uyarlanan Keşanlı Ali Destanı’nı izlemeyiniz, mümkünse izlettirmeyiniz. (benim sözler de başbakanın vaktiyle yaptığı emrivakilere benzedi bre: ))

  • Haddizatında, sıradan bir vatandaşın da 
  • bir memleketin sanat eserlerini koruma hakkı vardır. 
  • Böyle bir niyeti, çabası ve sairesi pek ala olabilir. 
  • Bu fakirin çağrısını antidemokratik bir yaklaşıma değil de şu iyi niyetine verin; ) 
  • Ve sağlıcakla kalın.

Netice;

Zaten Haldun Taner de mesajını verir oyunun sonunda adeta bugünleri sezerek:

“Aydın kişilersiniz, Siz bunu yemezsiniz, Kaldırın örtüleri, Üfürün şu tülleri.

Yoksa sen de bizcileyin, Saf mısın ey ahali, Bizim kadar kolayca, Kanar mısın ahali?”

Yazar: Editor