2010-06-21 12:59:15
onur caymaz yazısı

Murat Bardakçı Olmak

http://ul.gcg.me/files/2010-06/murat_bardakci.jpg

Fatih Altaylı olmaktan daha zordur. O en azından bildiğini sanıyor; bu, bildiğinden emin... Kolay mı; herkese ders verecek, akıl satacaksın. Üstelik hem tarihçi olmadığını belirteceksin, hem de seni büyük tarihçi sananlar olacak. Yürek ister! Misal, Anadolu’nun arkeoloji fakiri olduğunu söyleyeceksin ki Ekrem Akurgal, mezarında ters dönsün. Misal, sana göre Ilısu Barajı’nın pis suları, Hasankeyf’e zarar vermeyecektir. Bir seyyar Google tadında ve bir padişah kibriyle yaşamak herkesin harcı değil.
Bardakçı, yetiştiği çevreden (özellikle Abdülbaki Gölpınarlı’dan) oldukça etkilenmiş, Gölpınarlı'nın terekesinin üstünde, tarih, edebiyat, musikiden oluşan ciddi bir arşive sahip oluvermiş; elhak, konusunda kendini epeyce de geliştirmiş, birçok konuyu da ‘bilen’ biridir; ama o kadardır. Hele ki internet çağında “bilmek”, konu özellikle de tarihse, çok da matah bir iş değildir.
Ernst Toller, “tarih galiplerin propagandasıdır, der. Bardakçı tam da burada durur işte. Altaylı, Ayasofya cuma Müslümanlara, pazar Hıristiyanlara ibadete açılsa, geri kalan günlerde de müze olarak kalsa dediğinde (ki iyi fikir); o, “Hayır efendim, neden kilise olsun, fetih diye bir şey var, almışız bitmiş,” diye cevaplar. Tarih ona göre budur işte. Aldık, verdik; iyiler ve kötüler. Bakış ayarı, geçmiş inşası, insan dramı, yeni fikir yoktur. Önerdiği kitaplar kendi tarafının kitaplarıdır. Stefanos Yerasimos'u, Eric Hobsbawm’ı, Ernest Renan’ı söylemez. Osmanlıca’yı bile bir o bilir; o varken Klaus Kreiser de kimdir, hele Erik-Jan Zurcher! Reşat Ekrem Koçu garson, Feridun Fazıl Tülbentçi kokoreççi, Ahmet Refik Altınay çiçekçi, İsmail Hami Danışmend son ütücüdür o varken. Bir Yusuf Hallaçoğlu vardır, bir de İlber Ortaylı...

Devamını okumak için tıklayınız.

Onur CAYMAZ      
Yazar: Editor