2014-04-16 17:24:40
onur dalar yazdı

E-Bilet Taraftarı Susturur mu?

AKP Akıllandı mı?

E-bilet uygulaması 14 Nisan ile birlikte hayata geçti.İlk uygulanacağı yer hafta sonu oynanacak olan Beşiktaş ve Fenerbahçe arasındaki derbi maçı olacak. Çarşı grubu derbi mücadelesini maça gitmeyerek protesto edeceğini söylerken, basında çıkan ‘40.000 Beşiktaş taraftarı e-bilet başvurusu yaptı’ haberlerinin yalan olduğunu ve şu ana kadar e-bilet alan Beşiktaş taraftarı sayısının sadece 5000 olduğunu söyledi. Burada bir not olarak düşmemiz gerekiyor.

  • Kombine kartı olan taraftarların bu sene için e-bilet almasına gerek yok, 
  • yani derbi mücadelesi bugünün rakamlarına göre olimpiyat stadının yarı yarıya boş hali ile oynanacak. 
  • Çarşı grubu protestosunda yalnız değil.
  • Taraftar hakları derneği başkanı 
  • Devrim CEM yaptığı açıklamasında uygulama hayata geçmeden önce kendilerine hiçbir şekilde danışılmadığından 
  • ve PTT.1 lige düşecek takımların belli olacağı son haftalarda bu uygulanmanın denenmesinin tesadüf olmadığından bahsederken 
  • maça girmeme dahil her türlü protesto yöntemine başvuracaklarını söyledi. 
  • 1907 UNIFEB, Sol Açık, Tatangalar, Son Barikat, Viva Göztepe, Dişi Kartallar, Altay 1914, Karakızıl, KSK Çarşı grubu 
  • gibi birçok muhalif taraftar grubunun içinde bulunduğu gruplar açıklamanın imzacısı oldu.

Peki nedir bu e-bilet? Kısaca e-bilet uygulamasının getirdiklerini yazmakta yarar var. Anlatmaya her zaman olduğu gibi ‘paramız kimin cebine giriyor bu sefer?’den başlayalım. Adına PASSOLİG dedikleri bu kart Çalık grubuna ait Aktifbank’tan alınıyor. Bu kart aynı kredi kartlarında olduğu gibi senelik 15-40 lira arasında aidat ödemeyi gerektiriyor ve kart kullanımından doğan hizmet bedeli maç başına 2 lira olarak alınıyor.

Kartların alımı için ödenecek kargo parası 5 lira. Bunların hepsi artık bilet parasının üstüne ilave olarak binecek ve çalık grubunun cebine gidecek. Ayrıca Aktifbank ile 10 yıllık bir sözleşme imzalandığından senelik kart bedeli her sene artırılabilecek. Bu da maç izleme ve taraftar olma hakkımızın tamamen elimizden alınarak müşteri yapıldığımızın kanıtı.

  • İşin diğer boyutu ise fişleme… 
  • Passolig kartını alan herkes kimlik bilgilerini ev adresine, anne kızlık soyadına kadar fotoğrafı ile birlikte 
  • Aktifbank’a yani AKP’ye yakınlığı ile bilinen Çalık grubunun eline vermek zorunda. 
  • Veriler ayrıca Adalet bakanlığı ve İçişleri bakanlığına aktarılacak. 
  • Ve fişlemenin asıl olarak muhalif taraftar gruplarını dağıtmaya yönelik olduğu da ortada. 
  • Bir kulüp başkanı isterse örneğin Çarşı grubunun mensupları bir tribünde yan yana koltuklarda oturamayacaklar. 
  • Çünkü kulüpler isterse bir tribünün kime satılacağını önceden kendi isteğine göre belirleyebilecek. Asıl konuya geldik aslında! 
  • Bu zamana kadar söylediklerimizin işin kılıfıydı.

E-bilet uygulaması her tarafı ile saçma bir uygula olmasını, Avrupa ülkelerinde bir dönem gündeme gelen e-bilet uygulaması mali külfetinden ve uygulanmasının zorluklarından dolayı hiçbir yerde hayata geçirilmedi. Uygulamanın amacı çok net olarak ortadadır: Gezi’den sonra iyiden iyiye kendini gösteren muhalif taraftar gruplarını susturmak,taraftarlık müessesini bir müşterilik ilişkisi halinde tarif ederek tribünlerde örgütlenmenin önünü geçmek ve tribünden gelecek muhalif sesi susturmak. Bu sadece sporda ya da futbolda değil her alanda böyledir. Aynı üniversitelerde yaptıkları gibi. Bir şey senin yasal olarak hakkın ise örgütlenirsin ama eğer seni ‘bir işin müşterisi’ yapmışlarsa ‘patronlar’ konuşur.

  • Tayyip Erdoğan’ın futbolu tamamen elinin altına alarak kontrol etmek istediği artık ortada. İşi en başından almak lazım gerekirse; AKP’nin zaten bozuk olan ve ticarileşmiş futbol’u iyice nasıl berbat ettiğini şike operasyonundan başlayarak hatırlamak gerekir. 
  • Şike operasyonunun ilk patladığı gün yine RED haber sitesine not niteliğinde bir yazı geçmiştik. Sadece başlığını hatırlıyorum: ‘Her şey adil oldu, şimdi de futbola geldiler’ Tabii bu bir refleksti.

Dava hakkında kabaca sadece birkaç önemli nokta hakkında bilgiye sahiptik. Ve o zamanlar Ergenekon, KCK davalarının iktidar tarafından hala savunulduğu ve suçsuz insanların apar topar içeri atıldığı günlerdi. Yani çarp 2 ile: Burjuvaziden adalet beklenmez! AKP’den hele hiç!.. Bu Aziz Yıldırım’ın sütten çıkmış ak kaşık olduğunu cansiperane savunmak demek değildi. Ama o zaman bu davaların kesinkes doğruluğuna inanan bir kısım demokrasi budalası olduğundan bir de ‘Azizci’ olmuştuk.

  • Süreç açıkçası ‘çok acayip’ bir şekilde ilerledi. 
  • Bütün bu davaların hukuksuzluğuna inan geniş kesimler İlker Başbuğ da bulamadıkları direnci trajikomik bir şekilde Aziz Yıldırım da buldular, 
  • hakikaten de öyleydi. Bana kalırsa bir yanıyla trajikomik bir durumdur. 
  • Fenerbahçe kongrelerinde ‘sokmayız bu takunyaları buraya’ sesleri yükseldi. 
  • Fenerbahçe’nin başkanı Aziz Yıldırım’ın dik durması sayesinde kitlesel protesto gösterileri ve yürüyüşler oldu.

Fenerbahçe taraftarı Boğaz Köprüsünü geçmek istedi, polis tarafından gazlandı. Bu Gezi olaylarından köprünün geçilmesinin doğal bir provası oldu. O sezonun son maçında Fenerbahçeli taraftarlar Kadıköy’de polisle çatıştı, arabaları ters çevirdi. Bunlar küçümsenecek şeyler değildi. Bütün bunların birikmesi Fenerbahçe taraftarını politikleştirdi ve örgütlü olarak Gezi Ayaklanması’na aynı Çarşı grubu gibi katılmasını sağladı.

  • Süreç ilerledikçe taraftarlarının ‘hadi artık, sağlayın adaleti!’ beklentisi arttı. 
  • Fenerbahçe taraftarı ‘eğer varsa kanıtlayın şikeyi, düşürün bizi! Bitsin bu iş artık’ derken Trabzonspor taraftarı da kupasını istiyordu haklı olarak yani adaletin gelmesini. 
  • Trabzonspor taraftarı da kitlesel yürüyüşler düzenledi. Ama oy kaygısına düşen AKP hareket edemiyordu. 
  • Ne Trabzonluları ne de Fenerbahçelileri iyice çileden çıkarmayı gözü kesmedi, zaten ortada adam akıllı deliller olmadığı için arkasına yaslayacağı sağlam bir zemin de yoktu.

Ve olay AKP-Cemaat kavgası ile tamamen patladı, AKP işi iyice eline yüzüne bulaştırdı. Ergenekon, KCK ve diğer davalar gibi şike davası da ‘pararel yapı’ya yıkılmaya çalışıldı ve davalar bir anlamıyla düşürüldü. Ama olay taraftarın gözünde bitmemişti, neden bitsin! Hani adalet dağıtacaktınız? Trabzonspor taraftarı aslında hep bunu sordu. Olay basit bir Fenerbahçe düşmanlığından ibaret değildi bana kalırsa. AKP mitinglerinde boy gösteren ve AKP Trabzon il başkanı gibi çalışan İbrahim Hacıosmanoğlu’nun kulüp başkanı olması boşuna değildi. O da Aziz Yıldırım düşmanlığı üzerinden taraftarın gazını alacağım derken işin suyunu çıkardı, AKP yandaşlığını çok açıktan belli edince pek inandırıcılığı kalmadı.

  • En son olaylı geçen ve maçın ortasında iptal edilen Trabzonspor–Fenerbahçe maçında çıkan olaylar da budur. 
  • Saha içindeki futbolculara yaralayıcı madde atılmasını kesinlikle onaylamasa da maç bittikten sonra polis barikatlarını yıkarak, 
  • Vendetta maskeleri ile sokaklarda ateş yakan Trabzonluların istediği adaletti. 
  • Kimileri buna holiganlık dese de olay budur. 
  • Eğer birileri sıcak evinden çıkıp polis barikatının karşısına dikilmişse ya aç kalmıştır ya da onuruyla oynanmıştır.

AKP ve Tayyip Erdoğan Trabzonspor taraftarına adalet vaat ederek oy istemiş ve sonunca işi yüzüne gücüne bulaştırmıştır. AKP de bunun farkındaydı. Trabzon valisinin maçtan 1 gün önce ‘gerekirse her balkona bir keskin nişancı koyarız’ demesi de bundandı, ve yaptılar da… Sonunda olanı gördüler. Vendetta maskeli Lazlar sokaklara çıktılar.

AKP ve Tayyip Erdoğan şimdi e-bilet hamlesi ile taraftar gruplarını bitirmek için yine harekete geçti. Olayın özeti budur. Ne ile karşılaşacaklarının farkındalar mı acaba? Neyse ben konuyu burada kapatayım artık. Havalar ısınıyor zaten. Lig bitti bitecek. Önümüz 1 Mayıs, 1 Haziran…

ONUR DALAR

Kaynak:

RED http://red.web.tr/  RED

Yazar: Editor