
Hocamız orta sahada Onur'a inandı ve güvendi, lige onunla devam etme eğilimi gösterdi. Biz antrenmanlarda olan biteni bilemeyiz. Onur'un o çalışmalardaki performansı üst düzeyde de olabilir. Bu durum hocayı cesaretlendirmiştir.
Onur da elbette top oynamak istiyordur, işi bu. O güvenin ve formanın hakkını vermek istiyordur. Zaten Onur Adanaspor'daki hiçbir maçında kaçamak oynamadı. Koştu, didindi, uğraştı, çabaladı. Yani hep bir şeyler yapmaya çalıştı Onur.
İşin "ama"sına gelelim. Özellikle bu 1.ligde Onur oynadığı yerde Adanaspor'a da kendine de faydalı olamaz. Bu noktada mesele hocanın ona güvenmesi veya Onur'un iyi niyeti filan değildir. Onur'un o yere uygun niteliklerde bir oyuncu olup olmamasıdır.
Şimdi siz Onur'u orada oynatmaya devam edersiniz, en küçük bir olumsuzlukta o futbolcuyu seyirciyle karşı karşıya getirirsiniz. Adeta onu arenada aslanların önüne atmış olursunuz.
Bir yolu bulunmazsa bu meselenin Onur da kaybeder, hoca da kariyeri açısından kaybeder, onca yükün altına girmiş ama bunların üstesinden gelip Adanaspor'u bir ilki gerçekleştirme düzeyine ulaştırmış başkan kaybeder, dolayısıyla Adanaspor kaybeder, taraftar kaybeder, emek veren onca insan kaybeder.
Sonuçta hayatımız neden-sonuç ilişkileriyle örülmüştür. Talih vs. bu sürecin hiçbir yerinde yoktur. Bu yüzden, sezon sonunda kötü bir sonuçla karşılaşmadan şimdiden nedenler üzerinde biraz kafa yoralım. Sevgiler.
Her şey Adanaspor için...

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























