2011-11-20 09:16:30
ortak dil ama farklı hissiyat / hassasiyat

Mecburmuşuz Ulan!

Efendim, milli hocaya Akp cephesinden anında destekler gelmeye başladı, üstelik emrivakili destekler, bir mecburiyeti şart koşan destekler…

http://www.adiyamanbulteni.com/resimler%5Chaber%5CAk%20parti%20grup%20bakanvekili%20suat_kilic.jpg

Şaşırmadık, niye şaşıralım ki! Adamların projesidir bu tür ataklar, elbette arkasında da duracaklar etrafa bir gözdağı da vererek.

İşte spor bakanı Bay Suat Kılıç’ın milli, hissi, bilgece, sihirli değneksiz, empatik biraz da tehditli mecburiyetli konuşması:

"Bizim aylar öncesinden Türk Milli Takımı'nın hocası Milli Takım oyuncularıyla aynı dili konuşan yerli bir hoca olmalı Türk hoca olmalı şeklinde görüşümüz vardı. Çünkü görevden ayrılan yabancı teknik direktörün futbolcularımızla bir doku uyuşmazlığı içerisinde olduğu kanaati tüm futbol otoriterlerinde ve bizlerde de mevcuttu. A. Avcı isminin tercih edilmiş olması Türkiye'nin kendi milli takımının başına kendi insan kaynakları içerisinden bir milli hocayı getirebileceği düşüncesini de ortaya koymuş olması bakımından önemlidir. Doğru bir karardır, diye düşünüyorum. Fakat Abdullah Avcı gelirken beraberinde sihirli bir değnek getirmiş değildir. Dolayısıyla hiç kimsenin Abdullah Avcı'dan çok kısa süre içerisinde mucizevî gelişmeler beklemeye hakkı yoktur. Bütün spor dinamiklerinin, tüm futbol kulüplerinin başkanlarının ve spor medyasının Abdullah Avcı'nın başarılı olması milli takımın yeniden yapılandırılması, Anadolu takımlarındaki zinde genç dinamik oyuncularının da Milli Takım içerisinde yer alması konusunda katkı ve destek vermek mecburiyeti vardır. Biz Abdullah Avcı'ya yardımcı olacağız, Abdullah hoca çok çalışacak, yeniden yapılanma sürecini ortaya koyacak ve inşallah Türk milli futbol takımı bu dinamizmle birlikte yeni dönemde dünyada yeniden ses getiren başarıların altına imza atacaktır." 

Aylar öncesinden Hiddink’in kuyusunun kazıldığını ve yerine Akp tercihli bir hoca geleceğini biz de biliyorduk küçük efendimiz.

Şöyle sıralayalım:

İnsanlar dünyanın her yerinde tek dil konuşmuyor, üstelik çevirmen diye bir şey var. Ve futbol teknik taktik ve de strateji işidir. İnanın gazlama işi değildir. Bilimsel bazı incelikleri içerir. Yeminle! Siz demişsiniz işte sihirli değnek yok diye. Peki o sihirli değnek Hiddink’te var mıydı yahu? Sahiden vardı da kullanmadıysa hakikaten ayıp etmiştir.

Oysa j. Derwal, aynı dili kullanmadan Galatasaray’da bir büyük başarıya müthiş bir imza atmıştır. Ülkemizde ve dünyada farklı dillerin ortak başarıları çoktur küçük beyefendimiz. Ama tabi niyet milli başarı, futbol bilmem ne değil, mesele her bir noktada örgütlenme, ele geçirmedik tek nokta bile bırakmamadır. Hiddink, sihir, değnek laf! Siz oradaki “mecburiyet” mesajına bakınız dostlar.

Bir de A. Avcı, kendi insan kaynaklarımız kontenjanından gelmiş açıklamaya göre. Bu aslında “kendinizin” insan kaynaklarıdır ya. Geçelim. Madem öyle neden hala gurbetçiler konusunda deli bir beklenti içindeyiz. O gençler gerçekten kendi insan kaynaklarımızdan mıdır? Dürüstçe cevaplayalım şunu! O çocuklarda veya ailelerinde bir gram emeğimiz ve hakkımız var mıdır? (Deniz feneriyle paralarının cukkalanmasını saymıyorum binlerce gurbetçinin.) Sahiden, bir genetik bağ hatırına böyle bir beklenti ne kadar hakkaniyetlidir? O çocuklar Alman futbolunun eserleridir. Bilgi birikim, teknik, emek, ekonomi, zaman boyutlarıyla da… Üstelik çoğu da Türkçeyi çat pat biliyor. Onlarla nasıl kurulacak o hissi ve milli bağ? Bu da bir mesele işte!

Neyse, nerden bakarsanız karmaşık bir iş! Fakat bizim bu tür fikirlere ve açıklamalara karnımız tok. Ve herhangi bir konuda ve durumda beklediğiniz cinste hiçbir mecburiyetimiz de yok! 

Adanaspor’dan başka!

Görüyorsunuz işte, dilimiz aynı ama hissiyatımız, hassasiyetimiz, dokularımız farklı. Ama olur öyle şeyler efendimiz. Nasılsa ileri bir demokraside yaşıyoruz...

Yazar: Editor