2016-01-21 18:52:54
papaz, hakan hacıbektaşoğlu

 

Bir futbol takımının olmazsa olmazı taraftar tabiriyle papaz futbolcularıdır. Papaz denilince  genellikle fazla koşmayan, gençlere bağırıp çağıran, yeri geldi mi döven hatta hoca üzerinde bile etkisi olan oyuncu akıla gelir ki haklı sayılabilecek bir tabir diyebilirim. Bir takımın başarısında bu oyuncu veya oyuncuların rolü çok önemlidir.

Ben papazları kupa ve sinek papazı olarak ikiye ayırıyorum.

  • Sinek papazları sahada faydalı olmayan, 
  • gereksiz yere bağırıp çağıran, 
  • fazla sevilmeyen, 
  • saygıyı ise sadece yüzüne karşı gören, 
  • her şeyi kendine hak gören geçmişiyle övünen 
  • egosu yüksek memnuniyetsizlerdir.

Kupa Papazları ise yeri geldiğinde otoriter yeri geldiğinde sevecen yaklaşır, mesafesini korur, sahada ağırlığını hissettirir, gerektiğinde yönetime, hocaya karşı takım arkadaşlarını savunur, takımda derdi olan personel dâhil ilk ona koşar.

  • Takımın yönünü belirleyen önemli faktörlerden biridir. 
  • Genç oyuncular için iki çeşitte takıma gereklidir ki doğru yanlış ayırımı yapabilsinler. 
  • Papazları iyi yönlendirebilen teknik direktörler başarılı olurlar. 
  • Fakat ne yazık ki hangi tür olursa olsun başarısızlık durumunda ilk kadro dışı kalacak oyuncular listesinin başında bu oyuncular gelir. 
  • En ufak başarısızlığın aksiliğin cezası Papazlara kesilir.

Genç olduğum dönemlerde birçok papaz oyuncuyla tartışmışlığım hatta kavga etmişliğim bile var. Fakat geriye dönüp baktığımda yaşadığım şampiyonluklarda ne kadar büyük katkıları varmış şimdi anlıyorum. Şampiyon olmuş bir takım hatırası olarak:

Maç başları dağıtılmış herkes elinde kimisi kalın kimisi orta halli zarflarla odasına dağılmıştır. Paraları güvenli bir yere koyup her zaman kalabalık olan muhabbet odasına elde çayla geçilir. Kahkahalar havada uçuşurken kapı açılır. Suratı asık genç bir oyuncu Papazımızın yanına gelir.

"Abi bana ödeme yapmadılar. Dün kızım bebek istedi şimdi ben alamadan nasıl eve gidicem”der. Gözleri dolar ve cevap beklemeden kaçar gider odadan. Sessizlik çöker odaya. Çaylar bile buz keser. Herkes başı önde yere bakar utanır az önceki neşe dolu halinden.

Papazımız tek kelime etmeden yerinden kalkar. Muhasebeye gider. Sesi tüm tesiste yankılanır. Elinde zarf genç oyuncunun odasına girer. Herkes odasına döner ve o gün hakkında tek kelime konuşulmaz. Takım şampiyon olur üstünden seneler geçer ama hala kimse bilmez o zarfı kimin doldurduğunu...

Hakan Hacıbektaşoğlu

Yazar: Editor